Pazar, Ağustos 14

Günaydın, CMK'dan arıyorum, bir görevlendirme var da...

Sabah 8'e 10 vardı, gece 2,5 gibi yatmıştım, uykumun en tatlı yerindeydim. Zaten bu uyku denen şey neresinden bölünürse, en tatlı yeri orası olur. CMK merkezi özlemiş beni, hayırdır iki günde üç görevlendirme dedim, merkez karakoluna intikal saatim 8:45. Bu defaki ağabey(!) ağır sapık. Öğlene kadar uğraştırdı beni, iki travesti ablacığımız dövmüş. Dövmüş de kötü mü olmuş, meslek ahlakı gereği yorumsuz! Arada telefon, dördüncü görevlendirme, acilmiş, kusura bakmayın savcıyı bekliyorum ben, peki, size de kolay gelsin. Haftasonu şehirde suç oranı artmış!

Ablalarla 1,5 saat kadar karşılıklı oturduk suç üstünde. Bi tanesi fena halde güzel, benden daha güzel! Gözlerini dikmiş bana bakıyor, saçlarını bir o yana bir bu yana savurarak ve her göz göze gelişimizde bana "hıh" yaparak. "Doğma büyüme kadın"lara karşı tuhaf bir kıskançlıkları var.
Bir arkadaşım anlatmıştı, bi gece marketin birinde ablalarca ablukaya alınmış, dalga geçmek için sıkıştırmışlar. Arkadaşım "ablalarım valla siz benden daha güzelsiniz" diyerek kurtulabilmiş ellerinden.

Buraya yazamayacak kadar etkilemişti beni gördüğüm bir şey, şimdi zamanıdır anlatmanın; bir kaç ay evvel şehrin hayli dışında bir yere yemeğe gitmiştik, adı muhtemelen E- bilmem kaç olan bir yoldan gece yarısı eve dönerken yolun kenarında bir ileri bir geri yürüyen bir kız ilişti gözüme. Her ne hikmetse(!?) o civarda trafik de yavaşlamıştı. Görülmesi gereken manzara ya... Vücudunun duruşu, sırtındaki hafif kamburluk, sapından gevşekçe kavradığı çantası, gözler yerde... çaresiz, boşvermiş, zavallı. Önce intihar etmeye çalışan biri sandım onu. Arabayı kullanan arkadaşım, "Bak bu kesin travesti, hiçbir kadın bu saatte buraya çıkmaya cesaret edemez." dedi. O ana kadar düşünmemiştim gördüğüm kızın önüne atlayacak araba değil, bineceği ve para kazanacağı bir araba beklemekte olduğunu. Eve dönerken aklımda hep o 5-10 saniyelik sabit görüntü vardı. Başka bir şansı olmuş muydu acaba? Her görenin sirk hayvanı gibi bakmadığı, her gün tecavüz riskinin olmadığı, hayatını sürdürmek için canını tehlikeye atmak zorunda kalmayacağı bir hayat şansı olmuş muydu acaba?

Üzgünüm, hepiniz adına, size hiçbirimizin (biz normallerin) tanımadığı yaşam hakkı için. Bülent Ersoy'a, Zeki Müren'e, sahnede gördüğü her transseksüele, travestiye alkış tutan, her fırsatta koşarak sizi izlemeye gelen, ama iş istemek için kapılarını çalsanız kovalayacak olan bu "güzel" halk adına üzgünüm.
Son günlerde fazla "toplumsal duyargalı" oldum. Pazar günümün geri kalanında biraz rahatlamak amacıyla huzurlarınızdan ayrılıyorum efenim müsaadenizle. Bu arada yazıya fon müziği önerisi: Pink Floyd. High Hopes ve Comfortably Numb, ben imla hatası var mı diye tekrar okurken denedim, iyi gidiyor.

7 yorum:

  1. sırf bu manzaraları görmemek için istanbul a gitmek istemiyorum; bir gün gideceğim sanırım, o zaman da bu insanları görmemek için ne yapacağım diye düşünüyorum.
    eşcinsellik belki bilirsiniz, psikolojik bir bozukluk ve bu insanların bu hale gelmesindeki en büyük şuçu aileler işliyor. madem ki bu hale geldi bu insanlar, bunun geri dönüşüde yoksa dışlanmamalı hor görülmemeli, çünkü onlar değildi böyle olmayı isteyen.

    YanıtlaSil
  2. @ivriz; görmemek çözüm değil ki, gözünle görmesen de onlar varlar, ve hep olacaklar. eşcinsellik, salt psikolojik bir bozukluk değildir. Hormonel bir durumdur. Evet, psikolojik etkileri verdır, çünkü hormonlarımız ruhsal durumumuzu etkiler. (kadınlar bu etkileri her ay yaşar, en güzel örneği de budur:D)Eşcinselliğin nedenini bulmak için bu konuda ciddi bir uzmanlık gerektiğini düşünüyorum. Pek çok etken bir arada bulunuyor nitekim. Böyle olmayı istemeyecekleri kesin, toplumdan dışlanmayı, insan sayılmamayı kim ister ki... Ama müthiş bir kararlılık ve kabullenme içinde oldukları da çok açık. Vücudundan bir parçayı kesip atmak, hem de hayati tehlikeleri olan, -bildiğim kadarıyla- pek de basit olmayan bir operasyona razı olmak kolay değil. Çok zorlu bir süreçten geçiyorlar, hormon takviyeleri, ameliyatlar, tüm bunların yaratacağı gerilim, gerçekten irade yoğunluğu isteyen şeyler bunlar. Ve kesinlikle haklısın, onları dışlamak, hor görmek hiç kimsenin haddine değil şüphesiz ki.
    @Mertcan; hırçınlıkta genelde sınır tanımıyorlar, yukarıda ki nedenlerle, iltifat ederek bi nebze yakayı kurtarabilirsin, ama fazla güvenme:D kafaya koymuşlarsa hemmen kaç ordan! Bazıları gerçekten çok iri, ve birken beş oluveriyorlar bir kaç dakika içinde:D Biraz korku iyidir;)

    YanıtlaSil
  3. vücuttan parça kesmek olayını hiç tasvip etmem ama madem bunu yaptı o zaman da edebiyle otursun dimi yani ne var böyle yaygara çıkaracak?

    YanıtlaSil
  4. demek istediğim, kişi eğer eşcinsel ise ve erkek ya da kadınsa o haliyle kalmalı, cinsiyet değiştirmemeli bence. bunu tasvip edemem ama eğer yok ben cinsiyet değiştireceğim derse ve yaparsa o insan, o zaman da doğru dürüst yaşamalı, böyle ters yollara sapmamalı,yaygara çıkarmamalı. siz diyorsunuz ya hani çok sinirliler, korkuyoruz falan diye.

    YanıtlaSil
  5. @ ivriz, yazı masası zaten çok güzel yanıtlamış, benim de kasdettiğim tam olarak bu. ekleyebileceğim tek bir şey var; sanma ki tüm travestiler, azgın, gözü dönmüş, sapkın canilerdir. İnan aralarında bu ülkedeki çoğu insandan daha iyi eğitim görmüş, son derece zeki olanlar var.
    Hepsinin bir de ortak paydası var, tahmin edebileceğinin çok ötesinde bir acıyla yoğurulmuş olmak, zorluk denen şeyin ne olduğunu tam olarak bilmek. Hepsi bizden daha iyi bilir hayatın zorluklarını, mücadeleyi.
    Neden mi hırçınlar, korkutucu geliyorlar, el bebek gül bebek büyüyen biz elitlere? Sen hiç travesti doktor, avukat,öğretmen gördün mü? Ya da geçtim beylik lafları, tezgahtar, pastanede çalışan garson, bilet gişesinde görevli gördün mü? Okumuş olsan, ama kimse sana ruhun ve bedenin uyumsuz diye iş vermese, sana destek olan hiç kimse olmasa, ya da okumadınsa diyelim, atıyorum evlere temizliğe gitmek istesen, kimse seni evine sokmayı bırak, mahallesinde bile istemese n'aparsın saldırganlaşmayıp da? Salt cinsel tercihin yüzünden, bedeninle barışık olmamandan ötürü?
    Üstelik de aynı halk sahnede bir eşcinsel/travesti/adı her neyse gördüğünde baş tacı yaparken? Kaldı ki, yazı masası çok güzel demiş, ben de daha önce demiştim, ne tür bir mercii olarak görüp de kendimizi, "eşcinsel olsunlar ama cinsiyet değiştirmesinler" diyebiliriz, kimin ne haddinedir birine "kurufasulyeyi madem seviyorsun, al ye, ama ekmeğini bandırama diye tabağına suyundan koymayacağım" demek. Bi düşünsene ikisi arasında ne fark var? Kendi adıma, hayat boyu zorluk çekeceğini bile bile bu kadar güçlü bir irade gösterip bir karar vermiş bu insanlara saygı duyuyorum. Pek çoğumuz herhangi bir konuda bu kadar basiretli davranamıyoruz.
    İşim gereği her gün pek çok iradesiz, şuursuz, aptal demek hoş değil belki ama bildiğin aptal görüyorum. Arada sırada travestileri de görüyorum. İnan bu tavrı haketmiyorlar. Tepki verilecekse asgari ücretle çalışan, evli,çocuklu, travesti meraklısı "erkek"lere verilmeli. Bu zavallılara değil.
    Ekleyebileceğim tek bir şey var demiştim, fazlaca uzun bir şey oldu:D

    YanıtlaSil
  6. ah, elbette doğru dürüst yaşayanları da vardır, saygı duyarım böyle insanlara, ne olursa olsun.
    eh, fazla diyecek bir şey yok sanırım.

    YanıtlaSil