İlk kez uzun olmasın kaygısı gütmeden yazıyorum...
Tatile gitmeden önce CMK listesinden adımı çıkarttırmıştım, dönünce de ihmal ettim tekrar aktif listeye geçmeyi, bir kaç saat önce hazır adliyeye gitmişken merkeze uğrayıp döndüğümü bildirdim. Tam kaydım yapılırken karakoldan aradılar ve listenin en başındaki isim olduğumdan görevlendirmeyi bana yaptılar; "Çocuk Şube mi, evet, adı, darp ve müessir fiil demek, silah var mı, kesici delici alet? tamam görevli arkadaşı bilgilendiriyorum." Yani beni! "Hala listenin üstündesiniz." Tamam görevi kabul ediyorum. Karakol arandı derhal, "Evet, ben doli incapax, sicilim şu, adresim bu, yarım saate kadar oradayım."
Çocuk şubedeyim, doli incapaxların arasında... Alınan ifadeleri okuyorum, nezaret defterine bakayım, kayıt etmemişler, taze getirdik diyorlar. Benim doli incapaxımın adı Osman. 17 yaşında daha, tüm şube tanıyor. Görüşme odasına geçiyoruz Osman'la. Büyük aynanın ardından olabildiğince görünmeyecek bir köşeye oturtuyorum Osman'ı.
Osman sevimli bi yüze sahip, kocaman akıllı bakan gözleri var, saçı favorilerinde enine enine bir parmak arayla kesik (ne denir ona bilemiyorum). Kolları faça içinde, her yanı yara bere. Sol ön kolunda bir dövme var, uluyan bir kurt altında "kaderimse çekerim" yazıyor.
-Nasılsın? Aç mısın, su ister misin, tuvalete gittin mi? (Aslında onun için en önemli sorular bunlar, asla tutanaktaki gözaltı saatine güvenmemem gerektiği öğretildi.)
- İyiyim be avukat abla n'olsun, yok yeni yedik.
- Sana burada iyi davrandılar mı? İfaden alındı mı? (Yaşı küçük olduğundan alma yetkileri yok çünkü.)
- Hı hı. Yok almadılar. Abla biliyo musun şimdiye kadar ki avukatlarımın arasında en erken sen geldin, sağol. Ben çok sevdim seni.
- Sağol, e anlat bakalım niye buradasın? (uzun uzun anlattı, kavga etmiş, kardeşlerine sarkmışlar, vs vs)
- Tanıyorlar burada seni, bak ben avukatım buna rağmen beni tanımıyorlar?
- Ben haftada 2-3 gelirim buraya. (Ben o kadar sık gitmiyorum!?) Sigaran var mı be abla? (Verdim, yüzüne bi gülümse yayıldı) Hulusi Kentmen tadında nasihat ettim biraz bi daha seni burda görmeyim içerikli. Söz mü dedim, söz.
- Osman e sen biliyorsundur şimdi neler olacağını, beni seni buradan çıkarttıracağım şimdi sonra ne olacak? Anlat da ben de öğreneyim bari.
- Abla şimdi beni buradan alacaklar önce 7-8 yere imza atıcam, en çok da ondan yılıyorum zaten, sonra adli tıbba yollarlar, sonra emniyetten GBT'mi soracaklar, üff zaten benimki... , sonra da savcıya.
- Osman yakında 18'in dolacak ve o zaman böyle olmayacak biliyorsun değil mi? (doli capax olacaksın) içeri girersen ya annene, ablanlara kim bakacak? Girme içeri. Bak sen çok akıllı bakıyorsun, yapma etme...... O zaman da kaderimse çekerim mi diyeceksin?
- Çekerim. Bakılır onlara. Abla benim bilmem nerdeki metro çıkışında cd tezgahım var, film falan istersen gel olur mu? Osman'ı çocuk şubeden çıkardılar, büroya döndüm. Bi süre sonra tekrar aradılar. Osman suç üstünde beni bekliyor. Gittim, savcı ifadesini aldı, "ekleyeceğiniz bir şey var mı avkatanım?" Yok ekleyeceğim bir şey. O kadar ortada ki her şey. Sadece ağlamak istiyorum savcı bey müsadenizle. Savcının yüzünde de benzer bir ifade. Bakışıyoruz. Osman serbest. Sağol abla diyor, tezgahım var benim gelir misin? Film falan veririm ben sana? Sağol. Sağol Osman. Telefonum çalıyor o esnada, merkezden arıyorlar, ilk görevlendirmeyi yapan avukatın sesi. "Doli Incapax, önceki sanıkla işiniz bittiyse yeni görevlendirme var da. Kabul ediyor musunuz?" Büroya döndüm, Dream Theater açtım, Wait For Sleep, repeatte. Yazmaya koyuldum. Osman serbest...
Tatile gitmeden önce CMK listesinden adımı çıkarttırmıştım, dönünce de ihmal ettim tekrar aktif listeye geçmeyi, bir kaç saat önce hazır adliyeye gitmişken merkeze uğrayıp döndüğümü bildirdim. Tam kaydım yapılırken karakoldan aradılar ve listenin en başındaki isim olduğumdan görevlendirmeyi bana yaptılar; "Çocuk Şube mi, evet, adı, darp ve müessir fiil demek, silah var mı, kesici delici alet? tamam görevli arkadaşı bilgilendiriyorum." Yani beni! "Hala listenin üstündesiniz." Tamam görevi kabul ediyorum. Karakol arandı derhal, "Evet, ben doli incapax, sicilim şu, adresim bu, yarım saate kadar oradayım."
Çocuk şubedeyim, doli incapaxların arasında... Alınan ifadeleri okuyorum, nezaret defterine bakayım, kayıt etmemişler, taze getirdik diyorlar. Benim doli incapaxımın adı Osman. 17 yaşında daha, tüm şube tanıyor. Görüşme odasına geçiyoruz Osman'la. Büyük aynanın ardından olabildiğince görünmeyecek bir köşeye oturtuyorum Osman'ı.
Osman sevimli bi yüze sahip, kocaman akıllı bakan gözleri var, saçı favorilerinde enine enine bir parmak arayla kesik (ne denir ona bilemiyorum). Kolları faça içinde, her yanı yara bere. Sol ön kolunda bir dövme var, uluyan bir kurt altında "kaderimse çekerim" yazıyor.
-Nasılsın? Aç mısın, su ister misin, tuvalete gittin mi? (Aslında onun için en önemli sorular bunlar, asla tutanaktaki gözaltı saatine güvenmemem gerektiği öğretildi.)
- İyiyim be avukat abla n'olsun, yok yeni yedik.
- Sana burada iyi davrandılar mı? İfaden alındı mı? (Yaşı küçük olduğundan alma yetkileri yok çünkü.)
- Hı hı. Yok almadılar. Abla biliyo musun şimdiye kadar ki avukatlarımın arasında en erken sen geldin, sağol. Ben çok sevdim seni.
- Sağol, e anlat bakalım niye buradasın? (uzun uzun anlattı, kavga etmiş, kardeşlerine sarkmışlar, vs vs)
- Tanıyorlar burada seni, bak ben avukatım buna rağmen beni tanımıyorlar?
- Ben haftada 2-3 gelirim buraya. (Ben o kadar sık gitmiyorum!?) Sigaran var mı be abla? (Verdim, yüzüne bi gülümse yayıldı) Hulusi Kentmen tadında nasihat ettim biraz bi daha seni burda görmeyim içerikli. Söz mü dedim, söz.
- Osman e sen biliyorsundur şimdi neler olacağını, beni seni buradan çıkarttıracağım şimdi sonra ne olacak? Anlat da ben de öğreneyim bari.
- Abla şimdi beni buradan alacaklar önce 7-8 yere imza atıcam, en çok da ondan yılıyorum zaten, sonra adli tıbba yollarlar, sonra emniyetten GBT'mi soracaklar, üff zaten benimki... , sonra da savcıya.
- Osman yakında 18'in dolacak ve o zaman böyle olmayacak biliyorsun değil mi? (doli capax olacaksın) içeri girersen ya annene, ablanlara kim bakacak? Girme içeri. Bak sen çok akıllı bakıyorsun, yapma etme...... O zaman da kaderimse çekerim mi diyeceksin?
- Çekerim. Bakılır onlara. Abla benim bilmem nerdeki metro çıkışında cd tezgahım var, film falan istersen gel olur mu? Osman'ı çocuk şubeden çıkardılar, büroya döndüm. Bi süre sonra tekrar aradılar. Osman suç üstünde beni bekliyor. Gittim, savcı ifadesini aldı, "ekleyeceğiniz bir şey var mı avkatanım?" Yok ekleyeceğim bir şey. O kadar ortada ki her şey. Sadece ağlamak istiyorum savcı bey müsadenizle. Savcının yüzünde de benzer bir ifade. Bakışıyoruz. Osman serbest. Sağol abla diyor, tezgahım var benim gelir misin? Film falan veririm ben sana? Sağol. Sağol Osman. Telefonum çalıyor o esnada, merkezden arıyorlar, ilk görevlendirmeyi yapan avukatın sesi. "Doli Incapax, önceki sanıkla işiniz bittiyse yeni görevlendirme var da. Kabul ediyor musunuz?" Büroya döndüm, Dream Theater açtım, Wait For Sleep, repeatte. Yazmaya koyuldum. Osman serbest...
çok güzel bir Türkçe ile yazıyorsunuz, bu tür bloglar pek bulamıyorum bulduğum zaman da bırakmıyorum,öyle ki sürekli takip etmek için şeçtiğim blog o kadar az ki.
YanıtlaSil@yazı masası ve ivriz; hoşgeldiniz, güzel yorumlarınız için çok teşekkürler. güzel bir türkçeyle yazdığımı düşündüğünüz için de ayrıca teşekkür ederim, ama inanın öyle bir iddiam yok, hatta bunu duyduğum anda biraz da kasıldığımı itiraf ediyorum. :) yazdıklarımın takip edildiğini duymak çok mutluluk verici, sağolun.
YanıtlaSil@Mertcan; ne mutlu o çocuklara, sana, hem niye riya olsun ki, aksine örnek olsun hepimize. Osman'a gelince, evet Osman kesinlikle çok iyi bir çocuk, ama -maalesef- onu bir de 5-10 yıl sonra görmek lazım. O ne yazık ki orta birden terk, bahsettiğin çocuklar kadar şanslı olamamış. Diğer binlercesi gibi. Kaderiyse çekecek...
Yazın yüreğimin taaa derinliklerinde, çoktandır unutmuş olduğum bir yerlere dokundu apansızın... Bir yorum da ben yapmak istedim ama ne fayda..Yazıda ne bir eksik ne bir fazla var..Budur...
YanıtlaSil@ Ceyda, Unutmuş olmaktansa hiç bilmemiş olmak yeğ aslında. bakınız bilimum "cehalet mutluluktur" ve "inatlaşma" konulu yazılar. unutulan hatırlanıyor işte... oysa cehalet evla... yorumun için teşekkürler...
YanıtlaSil