DOLI INCAPAX
Cezai ehliyeti olmayan... Her ne sebeple olursa olsun!...
Cuma, Haziran 26
Eskilerden su yüzüne
Diyor ki bir yerlerde, "Her seçim bir kaybediştir, her tercih bir vazgeçiştir. ... Bu seçim oyununda, vazgeçtiğiniz şey, seçtiğinizden daha değerliyse pişmanlık kaçınılmazdır."*

Pişmanlık...
Çünkü düzenlerimiz hep daha fazlasını istemek, hep daha iyisini istemek üzerine kurulu. Açgözlülük, hani şu yedi ölümcül günahtan biri olan açgözlülük, artık ayrılmaz bir parçamız.

Bir tür günah çıkarma ayinidir bu üç beş satır. Dahasını istemek midir yalının güzelliğini ıskalamanın asıl nedeni? Tüm bir ömür fayda maliyet analizi ise, her nefesimiz bir ikame değere tabi ise; varlığımızın kendisi, salt doğmuş olmamız, salt yaşamayı sürüdüryor olmamız neyin alternatif maliyeti?

Nasıl da kanıksanmış hayatlar sürdürüyoruz. Varlığımızı sorgulamadan.
Bu nedenle bir kez daha:
"Kimsin ve neye hizmet ediyorsun?"

Kimiz ki, ne kadar ve niye bu kadar önemliyiz ki "pişmanlık" gibi büyük laflar edebilelim. Kapladığımız yer ne kadar, ki yokluğu boşluk olsun?



*Alıntının ilk cümlesi sanırım Can Dündar'ın, sonunu kim, nasıl bağlamış bilemiyorum, yazının ortası, galiba yine Can Dündar'ındı; diyeceklerim son cümleye dair olduğundan atladım. Yazının tamamı burada. 

Etiketler: ,

Cuma, Haziran 26, 2009   4 kişi demiş ki...
Cumartesi, Haziran 13
526.
Bir şeyler söyleme işini, ya da herhangi bir şey ifade etmeyi, harf denilen o acayip ve acayip olduğu kadar da estetik sembollerle yapmaya alışmış biri, hevesi kaçıp o sembollerden uzak durmaya başladığında içi şişiyormuş. Kafasından ardı ardına cümleler geçmeye başladığında yazıvermek yerine unutmayı seçtiğinde ise garip bir his, hainin sızısı beliriyormuş.

Arkada hakkı yenmiş cümlelerim var. Peşimden geliyorlardı, yakaladılar beni. Ne diyorlardı unuttum ama bir zamanlar var olduklarını hatırlıyorum.
Neyin cümleleriydi onlar, serbest avukatlığı bırakma kararımı nihayet uygulayışımın -fiilen hala sürdürsem de-, wanga'nın evlenmesinin, folyo'nun taşınmasının, çocukluk arkadaşımın annesinin bitkisel hayata girmesinin ve ardından onu kaybedişimizin, ilişki sorgularının, ikinci bir düğünün, hayatın hiç durmadan akışının, bencilliğin adiliği ve ucuzluğunun, iyinin kötüyü, kötünün de iyiyi beklemeyişinin ve tüm bu esnalarda kendimi sorgulayışımın cümleleriydi. Hiç olmadığım kadar boştayım bu aralar. Hiç olmadığım kadar tek başımayım. Gerekliye gereksize beyin hücresi öldürecek kadar meraklı ve zaman katili, Avatar izlerken gözleri dolacak kadar şapşalım.

Melhara ben geldim. Beş yüz yirmi altıncı kez hem de.

Etiketler:

Cumartesi, Haziran 13, 2009   6 kişi demiş ki...
Cuma, Mayıs 1
Otomatik çevirmen
Fotoromanlarıma bakmaya gelen bol miktardaki yabancı metinleri merak ediyorsa diye, gördüğünüz gibi artık bir çeviricim var. Burada görüp aldım, teşekkürlerimle. .
Cuma, Mayıs 01, 2009   2 kişi demiş ki...
Salı, Nisan 21
Ruh Hali V

Etiketler:

Salı, Nisan 21, 2009   0 kişi demiş ki...
Cuma, Nisan 10
Muhafazakar takvim
Nereden gelmişse gelmiş, şahane bir takvime sahibiz. Adısı zafer takvimi. Çocuğunuza isim, bugün ne pişirmeli gibi mevzuları her yaprağa "koymağa" "lüzum göstermemişler". Daha vitaminli yapraklar var.
"Medeniyet Hastalığı" başlıklı alıntı ile öğrendim ki,

"zeka düzeyi ve sağduyunun düşük olması, alkollü içkilerin ve her türlü aşırılıkların (her türlü?) acı sonucu" imiş. "Gelenek ve göreneklere uymamak bu sonucu hızlandırır. Bir toplumun alkol düşkünlüğü ile zihinsel olarak gerilemesi arasında sıkı bir ilişki var" imiş.

Alıntıdan alıntıladığım bu güzide fikirlerin sahibi Alexis Carrel imiş, kendisi cerrahmış, Başarının Sırları adlı kitapında tespit etmiş durumu. Sayelerinde yine yedim bir akşamımı. Bizim adamların çok hoşuna gitmiyor mu sizce de hristiyan yobaza denk gelmek? İç yağları eriyor vallahi. Nasıl bir hazsa bu, batı'dan gelince yozluk sırıtarak değerlendirmek, öte yandan batı'dan yaratık gibi söz edip tiksinmek. Batı demişken, kuzey ülkeleri alkolü damardan basıyormuş. Pü, gerizekalılarla doludur şimdi or'lar. Acı sonucu hızlandırıyorlar.

Gelenek ve göreneklere uymamak demişken, bu acı sona varan yolu geçmişte gelenek bellemiş olanları da anıp şimdiki yolcularını uyarmak boynumun borcudur. Hatırlayalım hep beraber Babil'de neler oldu, Ad Kavmi'nin başına neler geldi, Nuh kimdi, Ebrehe kimdi... daha da vardır kim bilir ne örnekler.
(Biraz yenilik be cancaazım!)

Bak şimdi, bir şeyi daha anlamadım. Acı sonuç, yani zeka düzeyi ve sağduyunun düşük olması sonucu meselesi. Bir takım marjinal tipler de hızlandırıyor son'uçlarını. Aristo mantığı, sonuç belli, zekamız ve sağduyumuz yerlerde sürünecek de, hızlandırıp hızlandırmamak bize kalmış. mı?

Bi çift parmaklı çorabına iddiaya varım, bu metnin yazarının adı Alexis değil de Abdullah ya da Ebu ül Hızar olsaydı takvime basmazlardı.

Günün araması için sözcüklerimiz: 1. Nuh 2. Şarap

Etiketler:

Cuma, Nisan 10, 2009   1 kişi demiş ki...
Ben

doli incapax

gözümün üstünde kaşım var.

bi de, yorum kesmezse,
doliincapax diye gmail'den kime sorsanız gösterir.

profil felan



Rss Aboneliği




www.sansuresansur.org

Etiketler
Müzüklerim


Dili Geçmiş
Mişli Geçmiş
Nereye Gitsem
Başka Neler Var