Cumartesi günü taze gelinle beraber kuaföre gittik, sonrasında tekrar eve dönmek zorunda kalıp da vakit kaybetmeyim diye akşam giyeceklerim yanımda, üzerimde bi kot, bi tişört, ayakta spor ayakkabı. Saçlar fena halde ıslak, rastgele topuz yapılmış. Kuaför sanırım biraz da kendince iltifat etmek amacıyla nerede okuduğumu sordu, avukat olduğumu öğrendi. Gözleri yuvalarından fırlayacak utanmasa. Evet, avukatım, ne var. Avukatlar da diğer normal insanlar gibi spor giyinebilir, espritüel olabilirler, zıpır ve hatta yer yer zevzek bile olabilirler. Saçım yapıldı, üstümü değiştim, şık şıkırdım oturdum, işi henüz bitmeyenleri beklerken makyajımı yaptım. Ayıptır söylemesi çok da güzel oldum. Kuaför rimel sürerken garip garip bana bakıyor. Ne var girişte ve çıkışta farklı olmam gerekmiyor mu zaten, senin işin bu. Bir iki dakika sonra yanıma bir başka kuaför geldi, “siz avukatmışsınız öyle mi?” dedi. “Evet, ne var” dedim yarı sert, yarı dalga geçer bir ifadeyle. Hımm dedi, dudağını bükerek kuaför no:2, gitti. Fesuphanallaaaahhh!!! Adamlar saçıma rötuş yaparken iki de bir aman aman ben korkarım sizden, avukattan korkulur vs vs diyip durdular.
Benzer tavırları beni yakından tanımayan pek çok insanda görüyorum. Bazen gülüp geçiyorum, bazen söyleniyorum. Avukat olmanın ne üstün bi yanı var, ne de alçaklık. Ama mesleğim daima sorulara neden oluyor.
İş dışı ortamlarda oldukça rahat biriyimdir ben, nedense kimsecikler bağdaştıramıyor avukatlıkla beni. Ama sadece iş dışında. İş saatlerinde hiç böyle bir tepki almıyorum. Bürom dışında da olsam, kostümüme büründüğümde, yemeğe çıktığımda da, yolda es kaza biriyle başlayan bir konuşmada (hatta bi defasında ayakkabı alırken) insanlar kendiliklerinden soruveriyor şıp diye “avukat mısınız?” konuşulan konu pek tabii ki hukuki değil. Anlamıyorum. Nasıl olabiliyor anlamıyorum. Hiç farklı görünme gayretinde olmadım, kendimi kastığım falan da yok; işin ağırlığı mı siniyor üstüme bilmiyorum.
Hakikaten anlamıyorum; büroda rock veya trip hop dinleyen, akşama bi bira yuvarlar mıyız hesabı yapan, sevgili ortakıyla olmadık geyikler çeviren, yanına bi kız daha buldu mu muhabbet sex and the city’ye döndü gene diye gülen doli incapax’la, işten sonra geyiğin dibine vururken kafasının bi köşesinde zorla koydurduğu ihtiyati tedbirin kaldırılmamasını nasıl sağlayacağını düşünen doli incapax aynı kişi. Doli mi deli mi neyse, kimse o işte.
Gel de anlat bunu elaleme! Kafalarında bir avukat kalıbı, asık suratlı, sıkıcı, devamlı Osmanlıca konuşan… Ha tabii bu arada, paragöz, cimri, üç kağıtçı, yalancı…
Bu önyargı denen şey ne kadar güçlü bi şey.
Benzer tavırları beni yakından tanımayan pek çok insanda görüyorum. Bazen gülüp geçiyorum, bazen söyleniyorum. Avukat olmanın ne üstün bi yanı var, ne de alçaklık. Ama mesleğim daima sorulara neden oluyor.
İş dışı ortamlarda oldukça rahat biriyimdir ben, nedense kimsecikler bağdaştıramıyor avukatlıkla beni. Ama sadece iş dışında. İş saatlerinde hiç böyle bir tepki almıyorum. Bürom dışında da olsam, kostümüme büründüğümde, yemeğe çıktığımda da, yolda es kaza biriyle başlayan bir konuşmada (hatta bi defasında ayakkabı alırken) insanlar kendiliklerinden soruveriyor şıp diye “avukat mısınız?” konuşulan konu pek tabii ki hukuki değil. Anlamıyorum. Nasıl olabiliyor anlamıyorum. Hiç farklı görünme gayretinde olmadım, kendimi kastığım falan da yok; işin ağırlığı mı siniyor üstüme bilmiyorum.
Hakikaten anlamıyorum; büroda rock veya trip hop dinleyen, akşama bi bira yuvarlar mıyız hesabı yapan, sevgili ortakıyla olmadık geyikler çeviren, yanına bi kız daha buldu mu muhabbet sex and the city’ye döndü gene diye gülen doli incapax’la, işten sonra geyiğin dibine vururken kafasının bi köşesinde zorla koydurduğu ihtiyati tedbirin kaldırılmamasını nasıl sağlayacağını düşünen doli incapax aynı kişi. Doli mi deli mi neyse, kimse o işte.
Gel de anlat bunu elaleme! Kafalarında bir avukat kalıbı, asık suratlı, sıkıcı, devamlı Osmanlıca konuşan… Ha tabii bu arada, paragöz, cimri, üç kağıtçı, yalancı…
Bu önyargı denen şey ne kadar güçlü bi şey.
Ama ben sana dememistimki oyle seyler :(((
YanıtlaSilyok koyu beyazcım yanlış anladın, ben sadece yorumlaşmalar sırasında düşündüğümü yazdığım, sen öyle diyorsun demedim, yıllardır duyduğum lafların bi özeti buraya aktardığım. daha öğrenciyken başladı bunlar. "hukukta mı okuyorsun, hımmm" hep benzer tepkiler, hatta yorumlar faslında da senin söylediklerinden ziyade Mertcan'ın söylediklerinden dolayı yazdım diyebilirim. hem kadın, hem avukat olmak - korkutuculuk vs vs.
YanıtlaSilyoksa senden yana şikayetim yok :):):) aslında mertcan'dan yana şikayetim de yok... esti yazdım öyle... :)
benim avukata ihtiyacım olursa sana geleceğim. aha buraya yazıyorum. benim avukat tipim sensin. davayı kaybedersen içmeye gideriz, kazanırsan da gideriz.
YanıtlaSililk davam soyadımla ilgili olacak. kendi soyadımı kullanmak istiyorum, kedinin soyadını kullanmak da onun memleketinin nufus şeysine kayıtlı olmak da istemiyorum. zaman ve para bulur bulmaz açıyorum davayı. önce hakkımızda açılacak icra davalarıdan kurtulalım da.
Hah işte aynen bence de:)
YanıtlaSil@su gibi, bekleriz efenim :)))
YanıtlaSiltamam ya pes, valla kapıyorum büroyu. sanal avukatınız olucam artık:)))
Belki 2 nolu berberin hukuksal bi s1k1ntisi vardi, sana sormayi planliyordu. Elektrik muhendislerine su televizyonu bi tamir ediver ya da doktor musunuz, seyy, benim de topugumun ucu bi agriyordu, kanser miyim denmesi hesabi. Iyi yapmissin yari alayci bir tavir takinmakla ;)
YanıtlaSil@yeşil erik, hoşgeldin, alıştım artık bunlara zaten:)
YanıtlaSilbir de küfreder gibi bir ifadeyle "senden çok iyi avukat olur" diyen kitle var... ben cadının, çenebazın biriyim, hiçbir lafın altında kalmam ve zaten avukatlık da bundan ibaret di mi!? (beni asıl kızdıran bana ne dedikleri değil de mesleği küçümsemeleriymiş şimdi anladım:D)
YanıtlaSil