Cuma, Ocak 25

Sekte/reter

Sekreter No:4'ten bahsetmedim hiç. Yazarak anlatması biraz güç 4'ü. Yaşamak lazım. Cümlesi bittiğinde ağzını kapatmıyor mesela, bir O şeklinde kalıyor ağzı, sözcüklerin son hece ya da harflerini pek sevmiyor, yarım konuşu... Doli Han... mesela benim adı... Bu konuşmaya botoksu çok kaçmış gibi görünen bir yüz ifadesi eşlik ediyor.

İlk bir kaç ayki 4 ve son aylardaki 4 olmak üzere, kendisini iki bölüme ayırarak irdelemek icap ediyor:
1. Oldukça frapan giyimine abartılı makyajı eşlik ediyor. Çıkmasına yakın 1-1.5 saat kadar banyoda, kah akşama uygun yedek kıyafetlerini giyiyor, kah saç makyaj düzeltiliyor. Bize karşı (folyo o sıralar burada) son derece ukala davranıyor, ama patronları olduğumuzu arada bir idrak ediyor olsa gerek, bu kılı kapmış surat ifadesini yapmacık bir "ihihih" takip ediyor. Bu dönem sıklıkla kuaföre gidip fön çektirmek ya da ağdacıya gitmek için izin alıyor. Hiç değilse alenen söylüyor ne yapacağını, hastayım ayağına yatmıyor. Yine bu dönem, telefon faturam önceye oranla 3 kat fazla geliyor.

(Neden hala çalıştıyoruz peki di mi?)

İşe henüz başlamışken, bir sabah telefonda kocasıyla bağıra çağıra kavga ettiler, 19 yaşında görücü usulü evlendirmişler, şu anda 24 yaşında ("Seren Serengil tipi" en az 30'unda gösteren o makyajla buna inanmak zor olsa da). O gün anlaşıldı ki, aldatıldığından şüpheleniyor, kocasından dayak yiyor, hayatta en çok korktuğu şey kaynanası, bir kez kadını gördüğünde gene bir şeye kızacak sancısıyla bayılmış, kocasından dayak yemesi kesmemiş olsa gerek ki, kayınpederinden de dayak yemişliği var.

Erken evlenince sanırım evlenilen yaş sabitleniyor. 19 yaşın ergenlikte çıkma kararsızlığıyla ve kendini ispatlama çabasıyla kalakalmış bu kız da. Görünüşündeki aşırılık beğenilme kaygısından, ukalalığı kendini kabul ettirme çabasından, yapmacıklığı korkudan. O yüzden hala bizimle, ayrıca yemek ve temizlik konusunda gayet iyi.

2. Neyse efendim, lafı fazla uzatmayalım. Zamanla sevdim ben bu kızı, geveze, kafası pek çalışmıyor bin tane kusur bulunur istenirse, ama bir şeyler öğresin istedim. Güven kazanmak için çalıştı o da. Ustam bir kaç defa hacze gönderdi 4'ü. Ben de icra kitabı falan verdim, okuyor, anlamadığını soruyor. Hoşuma gidiyor kendini geliştirme çabası.

Ama asıl dert başka... Korkarım 4 beni kendine idol seçti (idol?!? ben?!?). Bundan sonrası nasıl yazılır bilmiyorum. Gün içinde kaç kez yanıma gelip iltifat ettiğini anlatamam. Başta patrona yaltaklanma diyordum, öyle böyle değil, çok sinir edici bir durum. Abartılı methiyeler düzüyor, ki bu kadarını sevgilimden duymuş değilim. Sizin bilmem nereniz ne kadar güzel, benimki çirkin şekilinde hür türlü uzvumla ilgili yorum yaptı, ki yok öyle bişi. Bir şey giyiyorum, ertesi gün "Bakın, yakışmış mı, bunu sizin geçen giydiğinize benziyor diye aldım." diye çıkıveriyor. Ben makyaj yapmıyorum, 4 de yapmamaya başladı, ben sade giyiniyorum, kot giymeye başladı.

Bir akşam yanıma geldi. 10 dakika kadar evliliğinin yolunda gitmediğini anlattıktan sonra, yarım saat kadar bana ne kadar imrendiğini, benim yerimde olabilmek için her şeyini verebilceğini anlattı. İzah etmeye çalıştım, herkesin kendine göre derdi var, hiç kimsenin hayatı kolay değil...

Yeri geldi azarladım, yeri geldi başımdan savdım en ufak değişme yok. Patrona şirinlik yapma'nın ötesine geçmiş durum. Yılbaşında hediye almış, atkı bere örmüş bana, az önce onu verdi. Folyocum örmüştü, altında kalması düşünülemez. Alışkın değilim ben böyle şeylere, ne yapacağımı şaşırmış durumdayım. Şaka değil, hakikaten elimi nereme koyacağımı şaşırıyorum. İmdak!

1 yorum:

  1. Guzel birsey herhal ama ben korkarim boyle asiri seylerden! Tersi de asiri olur diye.

    www.elifsavas.com/blog

    YanıtlaSil