Çarşamba, Ocak 23

3 bok, 3'ü 3'ünden bok.

Geçen gün yeni sekreter macerası anlatıyodum yarım kaldı. O değil de, haftanın 3. günündeyiz, saat daha iki buçuk, üçünün kötülük derecesi yarışır.

Mahkeme kararına bağlı ücret alacağım ödenmediği için icra takibi yapmıştım. Her şey kanuni, her şey sıradan, abuk subuk hiçbir talep yok. Pazartesi, borçlunun avukatı telefon etti. Toru topu 1 dakika sürmemiş konuşmamızın 10. saniyesinde "Talebiniz kanuna uygun olabilir ama bir avukata hiç yakışmıyor." dedi. Nasıl ya?! Yakışıklı avukat tüm vergi ve masrafları cebinden öder ve kat'a para almaz değil mi! Vergi dairesi sorduğunda da sizin numaranızı veririm artık! Şok içinde "Sizin bu sözünüz de pek uygun olmadı." dedim. Sesi yükselmeye başladı "Hiiiç yakışmıyor hem de" diye. Sakince teşekkür edip, iyi günler dileyip kapatıverdim telefonu. Laf izah edecek değilim. Asabım bozuldu. Ha, bu arada, bahsi geçen para maktu vekalet ücreti, hepsi hepsi 250 lira.

Aynı gün, başka bir dosyayla fena boğuştum, işin içinden çıkamadım ertesi güne kadar.

Salı, sabah 8'de CMK görevi geldi, epeydir gitmiyordum gideyim dedim, şansıma Mamak çıktı. (Daha bilindik şekilde şöyle ölçekleyeyim, diyelim ki Bakırköy'de oturuyorum, Pendik'teki karakola görevlendirildim.) Karakola telefon ettim, şu adam için geliyorum, şuyum, nasıl gelebilirim dedim, yolu tarif ettiler, gittim.

Karakolda, "Sizi kim yolladı?" diye sordu polis. Nasıl ya? CMK?? Baro?? Görevlendirildiğiniz adam burada değil, emniyette demez mi... Of of, o kadar yolu gitmişim, boşa gitmişim... Polis diyor ki, "şahsı" gece "almışlar", baroya bildirmişler (suçu da hatalı nitelemişler), ondan sonra emniyet daha üst yetkili olduğu için gelip şahsı almış. Ne emniyet, ne bunlar durumu baroya haber vermeye gerek görmemiş. Ben telefon edip geliyorum dediğimde, "şahıs yok gelmeyin" demek akıl edilmemiş. Kapıdan girdiğimde duruma uyanılmış olduğuna göre de, benle konuştuktan sonra baro aranıp, "avukata haber verin gelmesin" demek de akıl edilememiş. Sonuç, "hava soğuk, size bi çay ikram etseydik bari?" Etmeyin, istemez.

Devamında bi fasıl adliye, öğleden sonra bi fasıl daha karakol, yine adliye, arada yine içinden çıkamadığım dosya. Yorgunluktan ölünen bir akşam.

Bugün, yorgunluğu ve bitkinliği, az kaldı hastalancam'lığı görmezden gelip şu sarkmış dosyaya işlem yapmaya hazırlanırken... durup dururken foşur foşur burnum kanamaya başladı. Banyoya koşarken avcumdan taşıp yerlere akacak kadar çok. Kan kesildi, tansiyonum düştü, betim benzim attı. Kendime geldiğim an duruşmaya yetişmek için fırladım, öğle arasına ramak kala 2 gündür sarkan dosyaya işlem yaptım.
Ve işte burdayım.
Niye bilmiyorum...

İlgili vecize:
"İçinde bulunduğumuz cep, dışına çıkamadığımız için içinde başka cepler yarattığımız bir cep ve ne yazık ki delik değil."
Cem Akaş
İlgili musiki: Therion - The Rise Of Sodom And Gomorrah


3 yorum:

  1. oy. niyeymis peki o burun kanamasi, tansiyon yukselmesi mi? bir sorsan doktora? bir de bazen sen boyle mesleki ariza yazdikca avukat olasim geliyor ve hemen akabinde vazgeciyorum. insan olmak mi zor, hayat mi zor, nedir bu cektigimiz cile diyorum.

    YanıtlaSil
  2. benim tansiyonumun olağan hali normalden düşük, 6-7/10-11 civarı geziyorum, o gün de tansiyona bağlayabileceğim herhangi bir şey hissetmedim. bugün gittim doktora, havanın çok soğuk olmasından ötürü sicak bir yere girince kılcallarda çatlama olabileceğini söyledi. "hepimizin vücudunun arada bir böyle şeyler yapma hakkı vardır, sizinki de bu hakkını kullanmış." dedi.

    bi de, tansiyonu normalden düşük olan insanlarda, tansiyon normal sınıra çıksa vücut sanki yükselmiş gibi tepki verebiliyomuş. önemsemiyomuşuz yani, onu anladım ben.

    avukatlık kısmına gelince, boşveeer!

    YanıtlaSil
  3. Sana hukuk tanricalari sabir versin. :o(

    Valla, ben vucut hakki filan bilmem. Kalp krizi gecirmek, beyin kanamasi filan da haklar sozlesmesi altinda listeli mi?

    www.elifsavas.com/blog

    YanıtlaSil