Perşembe, Ocak 3

I

Bu ara dosya devirleri var adliyede, pek duruşma yok, iş buyursan devirden sonra gel diyorlar. Makul bir insan olmadığımdan bu sabah vaktimi tanrı, tanrıça, kabbala, şeytan, yehova'nın şahitleri'ni falan okuyarak geçirdim. Viki'de oldukça derli toplu yazıyor hepsi.

Oradan buraya gezinirken eski Türklerin dini inançları konusunda ne kadar bilgisiz olduğumu gördüm. Çevremde ilgili insanlar olmasına rağmen hem de. İslam gölgesinde yitip giden, öğretilmeyen koca bir kültür...
Şamanist demek doğru değilmiş mesela, Tengricilik daha doğru bir karşılıkmış.
"Şamanizm terimi artık sadece Sibirya'daki inanç sistemi için değil, bütün dünyadaki ilkel inançlar için kullanıldığından, son 10-15 yıldan beri Türklerin ve Moğolların geleneksel inancı için batılı bilimciler arasında Tengrizm ismi giderek yaygınlaşmaktadır."

Benim ayıbım belli ki, ben Asena efsaneye göre yol gösterdi kısmını biliyordum sadece (Ergenekon'muş, sadece bir kısmıymış yani),
"Tü-küe kavimi Hiung-nu'ların bir koluydu. Hükümdar soyunun isimi A-Se-Na idi. Kendilerince ayrı bir ordu kurmuş, ama sonradan komşu bir kavim tarafından yenilgiye uğramışlardı. On yaşında bir çocuğun haricinde bütün kavimleri katliama kurban gitmişti. Düşman askerlerinin hiçbirisi bu çocuğu öldürmeye cesaret edememişti. Çocuğun ayaklarını kesip, onu bir bataklığa attılar. Orada bir dişi kurt vardı, çocuğu et ile besledi. Böylece çocuk zamanla büyüdü ve dişi kurt ile çiftleşti. Kurt derhal gebe kaldı. Düşmanların kralı, çocuğun hala yaşadığını öğrendi ve öldürtmek için tekrar adamlarını gönderdi. Adamlar çocuğun yanındaki dişi kurtu öldürmek istemediler. Dişi Kurt derhal "Kao Çang"'ın (Turfan)'ın Kuzeybatısında bulunan bir dağın üstündeki mağaraya kaçtı. Mağaranın içinde bir kaç yüz "li" genişliğinde, uzun otlarla kaplı ve etrafı dağlarla kapalı bir ova vardı. Dağın içine kaçan dişi kurt, bu yerde on oğlan çocuk doğurdu. Çocuklar büyüyünce dışarıdan kadınlar aldılar. Bu kadınlar hamile oldu. Çocukların hepsi ayrı bir soy adı aldı. Birisinin soy adı A-Se-Na oldu."

Annesinin bir kurt olduğuna inanmak (ya da peşin kabulle kurt olması diyelim) adamı ne biçim gaza getirir yahu düşünsenize!

Daha okunacak çok destan var. Ülkücü tekelinde olmaları mı uzak tutmuş beni bunca zaman bilmiyorum ama, folyo'yla konuştuk az önce, Nihal Atsız okumaya karar verdim.
Hayır, asıl kızdığım çok tanrılı dönemin tü kaka sayılıp uzaklaştırılmış olması. Türklerin seve isteye dakkasına atlayıp müslüman olmaları hikayesi.

"Tengricilik'te Kam (Şaman) kutsal birisi değildir. Sadece ruhlar ile iletişim kurabildiği için toplum ona saygı gösterir. Bu yüzden diğer dinlerden tanılan din adamları ile karşılaştırılması doğru olmaz. Kam'ın en önemli görevleri bozulan dengeyi tekrar yerine getirmek ve hastaları iyileştirmektir. İnsanlar günlük ibadetleri için bir kam'a ihtiyaçları yoktur. Bazı kamlar daha güçlü ruhlar ile iletişim kurabilir ve diğer kamlardan daha güçlü olur. Ak- ve Kara kamlar vardır. Bunların görevleri ve hünerleri farklıdır. Ak kamlar gök'e bağlı ruhlar ile iletişim kurar, kara kamlar ise yere ve yeraltı alemine bağlı ruhlar ile. Kamların giysilerine Manyak denir. Kam'ın manyağına asılı bir sürü kendisine güç veren, ya da kendisini kötü ruhlara karşı koruyan eşyalar vardır."
"Kansız adak olarak özel seçilmiş çeşitli gıda malzemeleri, içki, tütün, silah, ev eşyaları ve at yarışları ile güreş gibi farklı şeyler kullanılır. Örneğin gök gürüldediğinde bir tas kımız, yoğurt ya da ayran ile üç kez çadırın etrafında dolanılır. Yıldırımın düştüğü noktada gençler Tengrinin hoşnutluğunu tekrar kazanmak için güreşler ederler. Ama her gün yapılan, en sık rastlanan adak, bir tas kımızdan Gök'ün dört yönüne doğru biraz sıçratarak o içkiyi böylece Tengriye, Ötükene, atalara adayıp gerisini bir dikişte içmektir. Bu gelenek günümüze kadar tüm Sibirya'da ve özellikle Moğolistan'da yaygındır. Bazen votka ile de yapılmaktadır."

Bu gelenekleri, ayinleri kaybetmiş olmak üzücü. Tamam bu toprakların İslamı ile Araplarınki farklı, hala kanla, hala ateşle bağımız var, hala utanınca "yerin yedi kat dibine" giriyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder