Cuma, Ocak 25

İlan-ı Aşk

Burada kişisel mevzularımı yazmama kararımın bozuluşu telefonu kapattığımdan beri suratıma yapışıp kalmış gülümsemeden olsa gerek. Şimdiye kadar yazdığım hiçbir mektubu vermişliğim yok. Blog dediğin bi işe yarasın, gönderilmiş değil belki ama, yayınlanmış bi mektup oluversin bu.

*

İç ses yine fazlaca hızlı gidiyor, yazıya dökebilecek hızda parmaklara sahip değilim ama sık tekrarlayan cümleyi tekrar edecek vakit var: Hayatımdaki en güzel, belki de tek güzel şeysin!
(Bu yoğunlaşmış halle yazmak iyi bir fikir olmasa gerek, saçmalatıyor insana: Ve devamla, bana kalbinden de temiz bu bembeyaz sayfayı ayırdığın için...) Bu da başka parantez - (bak işte, bi gaz tıklıyorsun yazacağım diye; cümlesiz sözcüksüz başına).

Şöyle de seviyorum, aman böyle de seviyorum. Yok ki, hani sözcükleri! Sabitlensindir maksat bu hissiyat,

...

(Sonuçsuz bir girişim daha aşkı anlatma yolunda.)
Sonra dedim ki adama... Ya işte, öyleyken böyle.

Favicon balığı yaptım bak, senin olsun mu?

3 yorum:

  1. Ağlasam sesimi duyar mısınız,
    Mısralarımda;
    Dokunabilir misiniz,
    Gözyaşlarıma, ellerinizle?
    Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
    Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
    Bu derde düşmeden önce.
    Bir yer var, biliyorum;
    Herşeyi söylemek mümkün;
    Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
    Enlatamıyorum.

    Orhan Veli'nin yardimi olur mu? :o)

    YanıtlaSil
  2. olmaz mı :) o bile kelimeler kifayetsiz demişken hele.

    YanıtlaSil
  3. "Enlatamiyorum," lafindan da goruldugu uzere, anlatmak mumkun degil! :oP

    Pardon.

    www.elifsavas.com/blog

    YanıtlaSil