Cuma, Ekim 26

"Yangı" (belki yangın, belki yanılgı)

Ben dinsiz ve milliyetsizim. Kimliğime göre "Türk ve Sünniyim". Hani şu %99'luk çoğunluktan, hani şu "beyaz" olandan. Benim kimliğimde doli incapax yazıyor, tabiyetinde insan, düsturunda ahlak: din kültürü ve ahlak bilgisindeki ahlak değil - erdemli olma çabası. "Genç Kürt siviller rahatsız" metnine link verdim, sünni bir Türk olarak. Azınlık savunucusu değilim, demokrat... hiç olmadım. Kürt olsaydım ya? Kürt alevisi mesela? Kırmançi, Zaza? Ya da Fellah olsaydım mesela? Ne olurdu?

Son dönemde bu yüzden didişip durduğum ailemin tavrı ne olurdu, e doğacağı ananın kökenini seçmek icad olunmadı hala. Komşu köyde doğup doğmadığına bakar bu iş. Şehir kökenli beyaz ailem ne düşünürdü başka analardan doğsalar? PKK'lı - Kürt ayrımı yapmayı bıraktığı için didiştiğim can dostumun bana bakışı nasıl olurdu? Keza Türk - Rum melezi sevgilimin ailesi ne derdi bu işe? 12 Eylül'ü sağ kanatta yaşamış, kişiliğine, ahlakına hiçbir kusur bulamayacağım, ailemden saydığım ustam, sayesinde mesleki hiçbir sıkıntı çekmediğim ustam, çırağı saymaz mıydı beni? Ya da ben, şu kadar şehit var diye, bilmemizin engellendiği, ötekine ait bir sayıyı mı telaffuz ediyor olurdum?

Kimliğinde milliyet önde olan kendiliğinden öteki'ni yaratmış olur. Sırf "Ben Türküm" demekle, karşısındakine "ben Kürdüm, Süryaniyim, Danimarkalıyım" deme 'hakkını' vermiş olur. Zorla elinden alınacak hakkını, yok sayacağı hakkını. Yok sayma konusuna itirazım olamaz, birini yek diğerine üstün tutmayadır itirazım. Sünniyim'i Aleviyim takip eder pek ala, yine aynı şekilde. Bir ayrım kabullenilip, ayrımın kolları görmezden gelinemez. Türkiyeli olma, üst kimlik taşıma bir yere kadar kabul edilebilir, karnı tok ve ikinci sınıf sayılmadan yaşayanlara aittir bu ülkenin sınırı.

Haberleri okumaktan tiksiniyorum. Her ölüm, yürütülen bu çirkin, bu şerefsiz savaş içimi acıtıyor. Şu kadar 'şehit' var, şu kadar PKK'lı 'öldürüldü' değil! Onların toplamı kadar kaybımız var bizim. Ortaya sürülen erler ne kadar can yakıcıysa, bu ülkede erkekler askere etnik kökenine göre alınmıyorsa; yitip giden erler kadar, dağlara sürülen köylüler de sahih iradeye sahip değil. Eğer dert Kürt milliyetçiliği yapmaksa, ses duyurmaksa ya da ne bileyim bağımsızlıksa, cılızca telaffuz edildiği gibi bir iç savaşsa, neden siviller ve gariban erler hedef alınıyor yıllardır? Meşruiyet kaygısı güdülür benim bildiğim savaşta; terörse bu, hedef seçimi amaçlanana zarar verecek şekilde mi yürütülür? Ne savaştır gözümüze görünen, ne de terör. Cinayete boğulmuşuz gırtlağımıza kadar!

Körükleyen Amerika'dır, bilmem nereye bilmem kim mühimmat - eğitim desteği sağlamıştır, odur budur, neyin ne olduğunu azıcık kafası çalışan herkes biliyor zaten. Onları çıksın emekli bilmem kimler konuşsun. Benim derdim o değil. İnsanlar ölüyor, gencecik canlar yitiyor. Var mı ötesi?

Bu savaş başkalarının savaşı. Karnı tokların savaşında her zamanki gibi açlar kurban ediliyor. Yitip giden canlar rakamlarla anılıyor, ağzı köpürenlerin kan isteği artıyor, kan daha çok kan! Tırmanıyor milliyetçilik, kuduruyor an be an... suyun her iki yakasında da...

2 yorum: