Bugün bi arkadaşıma bisiklete binmeyi bilmediğimi itiraf ettim. Muhtemelen onun çocukluğu benimkinden çok daha özgür geçmişti. Ben hiperaktivite tanımla ve 4 yaşından 10 yaşıma kadar almayı sürdürdüğüm sakinleştirici/uyutucu haplarla geçirdim çocukluğumu.
Haplar işe yarıyor muydu bilmiyorum ama, haplı halimle bile çekilmez bir çocuktum. Her an bişeyleri merak eden, bulduğu her ağaca, duvara, boyundan yüksek ne varsa ona tırmanan bir çocuk. Annem sokakta oynamama pek izin vermezdi haklı olarak. Takip edemiyordu çünkü beni. Bebeklerimle oynamak gibi durağan işleri yapmak için seçtiğim favori yer apartmanın kapısının üstündeki korunaktı (yağmurluk? çatıcık? ne denir ki ona?).
Komşu teyzeler hala görüp de ispiyonlamamışsa beni, apartmanın birinci kat penceresinden o küçük çatıya atlar, susayınca, çişim falan gelince de, ordan oraya tırmanarak mutfak balkonundan eve girerdim. O sıralar arkadaşımlarımı da yönetmek gibi bir misyonum olduğundan, yavrucakların da başına devamlı bişeyler gelirdi. Annem ayılıp bayılırdı. Evde büyüdüm dolayısıyla ben. O zamanlar fox kids icadolunmamıştı. Commodore 64'üm vardı bi tane. Boulder Dash oynardım saatlerce büyülenmiş gibi (meğer o büyülenme hissi haplardanmış!) Bir de, bişeyler başarmışım hissi uyandıran bişey biliyordum:
10 PRINT doli incapax
20 GOTO 10
returne basınca bütün ekran adımla doluyordu. Ne müthiş bir zevkti.
Renkli Dünyalar diye içinde masallar, basitleştirilmiş mitolojik öyküler, makinelerin nasıl çalıştığına dair bilgiler falan içeren bir ansiklopedim vardı. Hala her sayfası ezberimde, belki binlerce kez bıkmadan okumuştum. Ama etrafta gördüğüm, anlamadığım şeylerin cevabı yoktu orada. Sıra Meydan Laruslara gelmişti (nasıl yazılıyor bilemedim, bu fransızlar bayılıyor zaten harf israfı yapmaya). Ciltleri ağır gelirdi, iki yandan kavrar, kucaklayarak taşırdım. Bir şeyi bulmak için açar, ilgili ilgisiz civar sayfalarda ne varsa okurdum, herhalde yarısından çoğu ediyor bu. Telefon rehberi ve sözlük okumayı da kattım o ara hobilerim arasına.
Annem de, babam da fazlasıyla üstüme titriyordu. Sünepe ev hayvanı gibi hissetmek hiç yabancı değil bana. Önceleri her üç ayda, sonra ise her altı ayda bir doktora götürürlerdi beni. (Neden bilahare) EEG çekilirdi. Kafama buz gibi, macunumsu bişey sürerlerdi. Çok huylanırdım. Bitmek bilmeyen dakikalar boyunca o macunların içine kablolar sokarlar, sonra hiç mi hiç bitmek bilmeyen dakikalar boyunca ağzımı açık tutmam, asla ama asla yutkunmamam gerektiği tembihlenirdi. Bazen başaramazdım. Herşey yeniden başlardı. Sonradan öğrendim ki, ağlayıp zırlarsam beni ilaçla uyutup öyle çekiyorlarmış EEG'mi. Elimize üstünde çizgiler, zikzaklar olan kağıt tutuşturulunca, babam beni hala nefret ettiğim hastane tuvaletine götürür, saçımdan o macunumsuları temizlerdi. Annem pek gelmezdi bizle, artık dayanamıyordu sanırım.
10'uma geldiğimde tedavinin sonuç verdiğine kanaat getirdi bana acıyan bir doktor amca. En çok o doktor amcayı sevmiştim. İğne falan yapmadığı gibi, komik komik oyunlar oynatmıştı bana. Gözün kapalıyken iki kolunu iyice açıp sonra işaret parmaklarını uç uca getirmece, burnunu yakalamaca; düz çizgi üstünde yürümece, gözünle hatırlamadığım bişeyleri takip ederken, bir yandan hatırlamadığım başka bişeyler yapmaca. Hapların minik olanlarını bir yıllık bir süreye yayarak bıraktırdılar, büyüklerden başta 1,5 alıyordum, önce bir, sonra yarım, sonra çeyrek aldım. Annemin zırt pırt yanıma gelip "kızım kendinde bi gariplik hissediyor musun? eksikliğini hissettiğin bişey var mı?" diye sorduğunu hatırlıyorum. Yine sonradan öğrendim ki, o haplar şimdilerde kırmızı reçeteyle satılıyormuş, yüksek oranda bağımlılık yapıyormuş. Ve ben erişkin dozu alıyormuşum.
Şimdi nasıl mıyım? Hala konsantrasyon sorunları yaşıyorum, hala düşünce akışım belli bir yol takip etmiyor, fikir uçuşmasının şahıyım, adım üniversitedeyken "serbest çağrışım doli"ydi. Ama açık olan bir nokta var ki, özellikle bu ara hipoaktivite sorunu yaşıyorum.
Haplar işe yarıyor muydu bilmiyorum ama, haplı halimle bile çekilmez bir çocuktum. Her an bişeyleri merak eden, bulduğu her ağaca, duvara, boyundan yüksek ne varsa ona tırmanan bir çocuk. Annem sokakta oynamama pek izin vermezdi haklı olarak. Takip edemiyordu çünkü beni. Bebeklerimle oynamak gibi durağan işleri yapmak için seçtiğim favori yer apartmanın kapısının üstündeki korunaktı (yağmurluk? çatıcık? ne denir ki ona?).
Komşu teyzeler hala görüp de ispiyonlamamışsa beni, apartmanın birinci kat penceresinden o küçük çatıya atlar, susayınca, çişim falan gelince de, ordan oraya tırmanarak mutfak balkonundan eve girerdim. O sıralar arkadaşımlarımı da yönetmek gibi bir misyonum olduğundan, yavrucakların da başına devamlı bişeyler gelirdi. Annem ayılıp bayılırdı. Evde büyüdüm dolayısıyla ben. O zamanlar fox kids icadolunmamıştı. Commodore 64'üm vardı bi tane. Boulder Dash oynardım saatlerce büyülenmiş gibi (meğer o büyülenme hissi haplardanmış!) Bir de, bişeyler başarmışım hissi uyandıran bişey biliyordum:
10 PRINT doli incapax
20 GOTO 10
returne basınca bütün ekran adımla doluyordu. Ne müthiş bir zevkti.
Renkli Dünyalar diye içinde masallar, basitleştirilmiş mitolojik öyküler, makinelerin nasıl çalıştığına dair bilgiler falan içeren bir ansiklopedim vardı. Hala her sayfası ezberimde, belki binlerce kez bıkmadan okumuştum. Ama etrafta gördüğüm, anlamadığım şeylerin cevabı yoktu orada. Sıra Meydan Laruslara gelmişti (nasıl yazılıyor bilemedim, bu fransızlar bayılıyor zaten harf israfı yapmaya). Ciltleri ağır gelirdi, iki yandan kavrar, kucaklayarak taşırdım. Bir şeyi bulmak için açar, ilgili ilgisiz civar sayfalarda ne varsa okurdum, herhalde yarısından çoğu ediyor bu. Telefon rehberi ve sözlük okumayı da kattım o ara hobilerim arasına.
Annem de, babam da fazlasıyla üstüme titriyordu. Sünepe ev hayvanı gibi hissetmek hiç yabancı değil bana. Önceleri her üç ayda, sonra ise her altı ayda bir doktora götürürlerdi beni. (Neden bilahare) EEG çekilirdi. Kafama buz gibi, macunumsu bişey sürerlerdi. Çok huylanırdım. Bitmek bilmeyen dakikalar boyunca o macunların içine kablolar sokarlar, sonra hiç mi hiç bitmek bilmeyen dakikalar boyunca ağzımı açık tutmam, asla ama asla yutkunmamam gerektiği tembihlenirdi. Bazen başaramazdım. Herşey yeniden başlardı. Sonradan öğrendim ki, ağlayıp zırlarsam beni ilaçla uyutup öyle çekiyorlarmış EEG'mi. Elimize üstünde çizgiler, zikzaklar olan kağıt tutuşturulunca, babam beni hala nefret ettiğim hastane tuvaletine götürür, saçımdan o macunumsuları temizlerdi. Annem pek gelmezdi bizle, artık dayanamıyordu sanırım.
10'uma geldiğimde tedavinin sonuç verdiğine kanaat getirdi bana acıyan bir doktor amca. En çok o doktor amcayı sevmiştim. İğne falan yapmadığı gibi, komik komik oyunlar oynatmıştı bana. Gözün kapalıyken iki kolunu iyice açıp sonra işaret parmaklarını uç uca getirmece, burnunu yakalamaca; düz çizgi üstünde yürümece, gözünle hatırlamadığım bişeyleri takip ederken, bir yandan hatırlamadığım başka bişeyler yapmaca. Hapların minik olanlarını bir yıllık bir süreye yayarak bıraktırdılar, büyüklerden başta 1,5 alıyordum, önce bir, sonra yarım, sonra çeyrek aldım. Annemin zırt pırt yanıma gelip "kızım kendinde bi gariplik hissediyor musun? eksikliğini hissettiğin bişey var mı?" diye sorduğunu hatırlıyorum. Yine sonradan öğrendim ki, o haplar şimdilerde kırmızı reçeteyle satılıyormuş, yüksek oranda bağımlılık yapıyormuş. Ve ben erişkin dozu alıyormuşum.
Şimdi nasıl mıyım? Hala konsantrasyon sorunları yaşıyorum, hala düşünce akışım belli bir yol takip etmiyor, fikir uçuşmasının şahıyım, adım üniversitedeyken "serbest çağrışım doli"ydi. Ama açık olan bir nokta var ki, özellikle bu ara hipoaktivite sorunu yaşıyorum.
çocukluğun zor geçmiş (commodore 64 güzeliği hariç tabi aheh). anlıyorum desem yalan olmaz çünkü aynı dertten muzdarip bir kardeşe sahibim ben de.. enteresan, o da bisiklete binmeyi hiç öğrenemedi çünkü. fırsatı olmadı garibimin..
YanıtlaSilBisiklete binmeyi ben de bilmiyorum. Ben de haftaya macunlu bir EEG çektirmeye gidiyorum. Hem de yeniden üstelik... "Temporal Lob Bozuklukları","Permanent"e yansısa da "kayış" tümden kopsa keşke diyordum bir ara. Ama gene de şimdilerde daha iyi sanki herşey...
YanıtlaSilHah bir de, "Renkli Dünyalar" dışında "Neden, Niçin?", "Bu Nasıl Çalışır?", "Ne nerededir?", "Kim kimdir?" gibi rengarenk ciltleri olan "Junior Hachette" armalı başka bir Fransız ansiklopedi seti vardı Türkçeleştirilmiş. Ben de onu çok severdim. Hatta hala durur durur okurum çılgıncasına.
Aklıma o geldi. Ne bileyim...
#include < stdio.h >
YanıtlaSilint main ()
{
while(true)
printf("doli incapax\n");
return 0;
}
Bu kod! 10 PRINT doli incapax
20 GOTO 10 un yaptığı işi yapar. Ben de çocukken sabah saat 9 dan gece 12 ye kadar bisikletten inmezdim. Çok da iyi birşey değil mal mal bisiklete binmek. Yüzlerce kez düştüm uçtum vs.Onlarca kez yaralandım dikişler mi atılmadı özel ilaçlarla pansumanlar mı yapılmadı. Ama benim commodore um yoktu :( Hep içimde kalmıştır. Şu 250 oyunun içinde geldiği atarim bile yoktu benim. Keşke olsaydı.. Bilgisayarı ilk aldığımızda (O da ablam için alınmıştır ödev vs.vs işleri için) ilk yaptığım iş ekrana adımı yazdırmaktı o da yukarıdaki C koduyla. :) Ya o bu diil de bi ilhan irem vardı noldu ona?
yaaa neden niçinlerden ne nerededirlerden vardı bende de... kayboldu şimdi. eksikliğini hissediyorum yeminle. ç. kardeş yollasan bi ay kiralasan bana??
YanıtlaSildoliciğimi tanımayanlar için söylüyorum. şimdi bi görseniz, hanım hanımcık, oturduğu yerden kalkmayan :), yavaş hareket eden, mütevazi bir ev kızı gibidir kendisi. demek ki ilaçlar fazla tesir etmiş zamanında. bi daha mı doktora gitsen ne?
YanıtlaSilbu yorum üzerine yine korkunç bir son bekliyor beni galiba. bu sefer dayağı kesin hak ettim di mi? kaşınıyorum da son günlerde. dövülesim var.
şaka bi yana; yaklaşık bir yıl bisikletle evine gelip, gittim. niye öğretmedim ben sana bisiklete binmeyi? Niye söylemedin hiç? Niye böyle bir gündem yaratmadık.
YanıtlaSil10 Print Doli Incapax komutu aklıma lisedeki H.Emirtzeoğlu'nu ve ders notlarını evde unuttuğu için Traptzon maçlarının yorumlarıyla geçen bilgisayar derslerini getirdi.
Folyo Hanimcim o neden nocon nerede kim ansiklopedilerinden bizdede vardi aklima getirdin acayip severdim onlari ben. Gecen sene okula verdim hepsini bilseydim senin icin saklardim. Iris benimde tahminimce Dolicim simdilerde pek hanim hanimcik e evlenicek sonucta Fransizla kolay degil.
YanıtlaSillupbxb : bu ne simdi birsey uyduramadim enter
folyo, bende de var halen o ansiklopedilerden. 9 cilt tekmili birden. türkiye'de amma eve girmiş ya bunlar, bu kadarını beklemezdim..
YanıtlaSilen çok kaşınandan başlayalım...
YanıtlaSil@ iris persica, seni ne zaman dövdüm ki şimdi döveyim, hayır dayakla akıllanacağını bilsem döverim o ayrı. Ama gerek yok.
@ ç. hoşgeldin, ben tam hatırlamıyorum değerlerimi, en son 10 yaşındayken çekildi EEG'm. bişey dalgalarım da bişeyler vardı ama... geçmiş olsun.
@ ç. ve a.folyo, yırtmadan kardeş kardeş okuyun bakiim.
@ gawain, çocukluğum ailem için daha zormuş galiba, çocuklukla salaklık çok farklı diildir ya zaman zaman, sadece 6 ayda bir sorun yaşıyordum ben haplı bünye olarak. Kardeşinden bilirsin sanırım sende. Bizde onlardan yoktu, ondan böyle oldum desem, e kardeşin olmazdı. Tıbbın cevap bulamadığı anlardan biri de bu olsa gerek.
@ koyubeyaz, pek hanım bi kızımdır, belli değil mi zaten her halimden. Jean Luc'e de aynen ilet.
son olarak,
@ şekerim, e şimdi bu teknoloji o kadar ilerledi, herşey basitleşti madem de, niye basicle daha kolaymış!? basic basictir de ondan mı, ben bilmem sen bilin. bi ara uğra senin bisikletle benim commodore'u değişek. :):):)
jgmbwwvu. yuh ya az kaldı kapatıcam bu word verificationu spam silmek daha zahmetsizdi!
ya beni delirtmeye mi çalışıyosunuz! gawain istiom ben de yaaa nolur yaaaa... renkli fotokopi falan çektiririm tekrar ciltletirim.kiralayın bare biriniz yaaa:(:(:(
YanıtlaSilne bedel istiyosunuz karşılığında?hı?
wutqjab? iyimiş!
çok ciddiyim ben ödemeli olaraktan kargoya verilsin bir ay içinde tarafımdan geri gönderilsin.göndermeyen ben top olsun.olmaz mı??
YanıtlaSila - ben sizi bisikletimle gezdiririm, binmekten ve geberene kadar pedal çevirmekten daha keyifli olmalıdır herhalde.
YanıtlaSilb - commodore da poke bilmem kaç yazıp oyunu kırma olayı vardı, sonrasında list yapıp kimi oyunların sahnelerindeki isimlerini değiştirdiğimiz, mesela river raid oynarken kenarlarıda akan sahnelerde "yavaş davar, köprü var ilerde" falan yazardığımız olurdu (tamam river raid'i hiç kıramamıştık). bir de bazı oyunları kopyalamak için arkasına bir apart takıp düğmesine basardık, hatta bir arkadaşımız daha da ileri gidip elektronik taklidini yapmıştı da bu aparatın onu satarak para kazanıp gofret yerdik.
c - o haplardan hala varsa ve son kullanım tarihleri geçmemişse bi zahmet ödemeli olarak adresime yollayabilir misiniz?
d - şimdiki fokskite falan bakıyorum da, koca koca adamlar popolarından bir sürü kart ve karakter özelliği uydurmuş laf kalabalığı yapıp çocukların kafalarını karıştırıp duruyor, inanın geçen iki genç frp oyuncusu "abi, bi baktım ortaya bilmemne büyüsü atmış, hemen strengthimi arttırıp bilmemne kartımı sürdüm..." falan diyordu. oysa ki teksas, tommiks, mister no, red kit, kinowa, alaska, judas, savaş serisi, asterix, martin mystere, conan, kull, milliyet çocuk dergilerinin ortalarında çıkan dünya klasikleri... daha bir sadeydi daha bir güzeldi be.
nvqibpvx
@doli
YanıtlaSilBASIC aptal bir programlama dilidir! Önüne gelen herkese programlama öğretmek amacıyla oluşturulmuş high-level(yüksek seviyeli) bir dildir. Anlamı "temel" ya da diğer anlamıyla "basit" değildir.Esası Beginner's All-purpose Symbolic Instruction Code 'un kısaltmasıdır. Benim gönderdiğim kod ise düşük seviyeli bir dil olan "C" dir.Düşük seviyeli diller sisteme en yakın seviyede kodlar olduğu için onlar yapılamayacak şeyler az gibidir. Seviye ne kadar düşükse öğrenme ve yazma zorluğu genelde(!) o derecce artar. Basic'le her türlü şeyi yapmak ancak bir malın düşüneceği birşeyken C ya da o derece kuvvetli başka bir dil ile yarın mutfaklarınızda hamur açabilen, çiğ köfte yapabilen mutfak robotları görmeniz olası. Evet ben yapıcam baklava açan bir robot :P Biraz mekatronik biraz yazılım.İşte hepsi bu.Yaşasın makinalaşmış hayat kahrolsun beceriksiz yeni yetme türk hatunları :P
Son olarak ne bende commodore a ilgi yaratacak çocukluk kaldı, ne de sende o bisiklete binecek ... :P
Konuyu çok dağıttığım, geyik malzemesi yaptığım için üzgünüm sayın doli. Can sıkıntısından ne yapacağımı şaşırdım...
//I've become comfortably numb//
@ şekerim, dedik ya, ben bilmem, sen bilin:) baklavayı boşver de bi mantıyla çiğ köfte robotu fena olmazdı. servise hazır hale getirecek ama! ufak bi yapay zekayla halledersin sen :):)
YanıtlaSilmadem numbsın hala, istediğin gibi dağıtabilirsin konuyu, sıkıldıkça uğra, torpillisin, her şey serbest sana :)
@ sarkaç; a- gezdiriniz efendim, bana da yasıktır.
YanıtlaSilb- river raidi unutmuşum, abim odasının kapısını kilitleyip de oynardı, river raidle benim aramda seçim yapması gerektiğinde hep onu seçerdi. Beni ağlatırdı. Halbuki azcık bıraksa ben de ne güzel oynardım. Uçaksavarlardan bilenem kaçardım.
c- bi kutu olacaktı dolapta, son kullanma tarihinin geçtiğini sanmam :), ama ola ki geçmişse bi eczaneden gasp ederiz artık n'apalım. :):)
d- fox da favorim wunschpunsch, hiç okudun mu bilmem Michael Ende'nin şaheseri. (Şu hani Bitmeyecek Öykü'yü yazan deha)
milliyet her cumartesi red kit verirdi ben ilkokul 5'teydim, deli olurdum resmen. Ten Ten'i pek sevmezdim ama Conan'la Asteriks başucumda dururdu.
e- teşekkür ederim.