Sabahleyin gittikçe artan kalabalık haykırıyordu:
"Ya hep beraber! Ya hiçbirimiz!" Yalın, sakin ama hem somutu hem soyutu ifade eden bir haykırış. Çağıran, belki biraz çaresiz, ama aynı anda buna tezat şekilde çok güçlü. "Kendi kurtarılmış bölgem değil amacım/umudum. Senin kurtuluşun. İster hayalperest de, ister altruist. Düze çıkmak; çukurda kalanca da, dorukta gezence de engellenir."
Dört yanları lacivetlerle sarılı. Sayıları eylemcilerden en az üç kat fazla. Onlar da bakışlarıyla haykırıyor:
"Ya sev, ya terk et!" en az ilk slogan kadar yalın, o kadar güçlü. "Farklı düşünme, sorgulama, kabullen, gıkın çıkmayacak, yoksa defol git. Aynı giyeceksin, aynı yiyeceksin, aynı müziği dinleyip, aynı dizileri izleyip, aynı şekilde düşüneceksin. Yoksa..."
"İtaat üzerine kurulu düzenimizde günden güne sorgulama dürtülerimizi yitiriyoruz." yazıyordu. Vahşiyiz, uygarız. Uygarlığımız sorgulamamak üzerine dikili. Yok etmek, tüketmek üzerine. Köstek çıkan olmamalı, onlar terke zorlanmalı, yok ediş "hep beraber" olmalı. Allah muhafaza bilinçlenenler çoğalırsa "hiçbirimiz" olabilir.
2 yorum:
ben de bu konuda kötümserim mirim
:(.
bu arada hollandalı eleman konusunda ön yargılı olmayınız...kısmet diyelim :). bir yoldaşı mutlandırmanın gönencini yaşarız belkim elbirliğiyle ....
ahxwwxe
@ hsiao ch'u, 2. paragrafa binaen, bari siz yapmayınız efendim... :)
Ik ben davoor pessimistisch. (doğru bi cümle mi hiç emin değilim, çaktırmayınız) :):):)
Yorum Gönder