Bugün konumuz hırsızlık: Sabah - evden çıkarken anahtarı kapının arkasında takılı unutup fellik fellik çilingir arayarak başladım güne. Çilingir kardeş, çelik gibidir sandığım kapıyı tek bir çubuğun yumuşak hareketiyle bir kaç saniye içinde açıverdi. Tedirgin edici. Her ne kadar geçici yalnızlığımın son demlerinde olsam da tedirgin edici.
Öğleden sonra - bi önceki posta konu 16lık hırsıza savunma hazırladım, mümkün olduğunca lehine olacak şekilde, inanmadan.
Akşam - ortalıktaki dağılmış kitap yığınlarımı kurcaladım biraz. (bu pek nadir olur aslında, ben de her yanı darmadağın olan, ama kitapları özenle türlerine göre ayıran ve hatta itiraf ediyorum aynı yazara ait olanlar da kendi içinde alfebetik sırada duran patetik yaratıklardan biriyim) Cem Akaş'ı pek severim ben, İse'yi, 7'yi ve bi kaç hikayesini daha, bölük pörçük de olsa evire çevire kaç sefer okumuşumdur. İse'yi aldım yine elime. Aşka, yalana dair düşünceler akıp geçiyor, atlaya atlaya 65'e geliyorum (bende ki baskıda-iftiharla sunarım, ilk baskısıdır "ise-nadüz yazılar"dır. henüz "ise, ki değil" olmamıştır.) "siz kimin kitaplığından çalıyorsunuz?" diye soruyor ulu bilge, kendi çalma macerelarını aşama aşama anlatıyor.
Gece - gecenin karanlığı hesap kitap için uygun fon. Ben de çaldım "ergenlikte", Cem Akaş kadar sık da yapmadım bunu üstelik. Orta sondayken kaset çalmıştım. Led Zeppelin, Four Symbols. Kırılmıştı sonra, bende aynı dükkana gidip satın almıştım. İkincisinde yine aynı dükkan, Therapy yeni türemişti, parama kıyacak kadar istemiyordum o albümü. Adını da hatırlayamadım zaten. Nurse'lü falan bi şeylerdi. Sonra epey ara verdim kariyerime. Ta ki lise ikideyken o devasa kitap fuarına gidene kadar. Aziz Nesin'in de imza günüydü. Niyeyse ben bi arkadaşım için kuyruğa girdiğim halde kitap imzalatmamıştım. Standlar arasında dolaşırken mevcut tüm harçlığımı tüketmiş, torbanın geri kalanını doldurmaya yine de devam etmiştim. O kadar heyecanlanmıştım ki hala liste tek tek aklımda. Bi de seçici çalıcıydım üstelik. Nietzsche - Ecce Homo, Kerouac - Zen Kaçıkları, Camus - Caligula, Jonas, Düşüş, Büyüyen Taş (Camus torpilli tabii), Sartre - Duvar, Goethe - Faust. Lise iki... Büyüyünce "aydın" olmak falan gibi bi kaygım mı varmış ne!? Aptallık işte... Çaldıklarımın hep ince kitaplar olmasından da belli zaten. Harçlığımı Can Yayınlarından kazıklanarak tüketip, gidip Abidik Yayınevinden çalmışım. Gülün Adı'na kim bilir kaç para yatırmıştım. Çantam gülle gibi olmuştu, hala çok net hatırlıyorum. Son çalışımdı o. Yeterince çalmıştım. Altıma edecek kadar da korkmuştum.
Çalmayı marifet saymadım, heyecanına yenildim belki sadece. Cem Akaş da benzer şeyler söylüyor, ben asla kimsenin emeğinden çalmadım, küçük esnaftan çalmadım, ya da hesabı oranın zavallı çalışanın cebinden çıkacağı belli olan yerden çalmadım. (Fuarda da öyle olmuştur umarım) Bakkal bana 10 YKrş fazla verse, döner geri veririm. Ama şimdi düşünüyorum da, keşke can yayınlarından, doğandan, ykyden falan çalsaymışım. Öfff... Amma okkalı itiraf metni oldu bu da.
Öğleden sonra - bi önceki posta konu 16lık hırsıza savunma hazırladım, mümkün olduğunca lehine olacak şekilde, inanmadan.
Akşam - ortalıktaki dağılmış kitap yığınlarımı kurcaladım biraz. (bu pek nadir olur aslında, ben de her yanı darmadağın olan, ama kitapları özenle türlerine göre ayıran ve hatta itiraf ediyorum aynı yazara ait olanlar da kendi içinde alfebetik sırada duran patetik yaratıklardan biriyim) Cem Akaş'ı pek severim ben, İse'yi, 7'yi ve bi kaç hikayesini daha, bölük pörçük de olsa evire çevire kaç sefer okumuşumdur. İse'yi aldım yine elime. Aşka, yalana dair düşünceler akıp geçiyor, atlaya atlaya 65'e geliyorum (bende ki baskıda-iftiharla sunarım, ilk baskısıdır "ise-nadüz yazılar"dır. henüz "ise, ki değil" olmamıştır.) "siz kimin kitaplığından çalıyorsunuz?" diye soruyor ulu bilge, kendi çalma macerelarını aşama aşama anlatıyor.
Gece - gecenin karanlığı hesap kitap için uygun fon. Ben de çaldım "ergenlikte", Cem Akaş kadar sık da yapmadım bunu üstelik. Orta sondayken kaset çalmıştım. Led Zeppelin, Four Symbols. Kırılmıştı sonra, bende aynı dükkana gidip satın almıştım. İkincisinde yine aynı dükkan, Therapy yeni türemişti, parama kıyacak kadar istemiyordum o albümü. Adını da hatırlayamadım zaten. Nurse'lü falan bi şeylerdi. Sonra epey ara verdim kariyerime. Ta ki lise ikideyken o devasa kitap fuarına gidene kadar. Aziz Nesin'in de imza günüydü. Niyeyse ben bi arkadaşım için kuyruğa girdiğim halde kitap imzalatmamıştım. Standlar arasında dolaşırken mevcut tüm harçlığımı tüketmiş, torbanın geri kalanını doldurmaya yine de devam etmiştim. O kadar heyecanlanmıştım ki hala liste tek tek aklımda. Bi de seçici çalıcıydım üstelik. Nietzsche - Ecce Homo, Kerouac - Zen Kaçıkları, Camus - Caligula, Jonas, Düşüş, Büyüyen Taş (Camus torpilli tabii), Sartre - Duvar, Goethe - Faust. Lise iki... Büyüyünce "aydın" olmak falan gibi bi kaygım mı varmış ne!? Aptallık işte... Çaldıklarımın hep ince kitaplar olmasından da belli zaten. Harçlığımı Can Yayınlarından kazıklanarak tüketip, gidip Abidik Yayınevinden çalmışım. Gülün Adı'na kim bilir kaç para yatırmıştım. Çantam gülle gibi olmuştu, hala çok net hatırlıyorum. Son çalışımdı o. Yeterince çalmıştım. Altıma edecek kadar da korkmuştum.
Çalmayı marifet saymadım, heyecanına yenildim belki sadece. Cem Akaş da benzer şeyler söylüyor, ben asla kimsenin emeğinden çalmadım, küçük esnaftan çalmadım, ya da hesabı oranın zavallı çalışanın cebinden çıkacağı belli olan yerden çalmadım. (Fuarda da öyle olmuştur umarım) Bakkal bana 10 YKrş fazla verse, döner geri veririm. Ama şimdi düşünüyorum da, keşke can yayınlarından, doğandan, ykyden falan çalsaymışım. Öfff... Amma okkalı itiraf metni oldu bu da.
Kitap arakçılığını bilmem ama incapax'ın bazı kitapları atlaya atlaya okuması, ben ve bu blogu saygıyla takip eden 3-5 kişi açısından pek de şaşırtıcı olmadı açıkçası. Bazen diyorum ki Hamizcan, keşke bu kadar vicdan sahibi olmasan da tarihin tozlu raflarındaki gerçekleri ifşa etsen. Ama Hamzican vicdani zaaf göstermemek konusunda çok inatçı, George Woodcock diyor da peygamber demiyor
YanıtlaSilben kitap hırsızlığını arkadaşlarımdan yapardım, bazen çalındığını bile farketmeden okuyup götürdüğüm olurdu. haa bi de boncuk çalmıştım karanfil pasajında bi boncukçudan o kadar, ötesi yok. zaten o heyecanı da kaldırmaz artık bünyem, heyecan istediğimde roller coaster falan tercih ediyorum.. cem akaşı ben de sevmiştim çok, sonra bi üçleme yayınladı, içinde kayboldum ben.
YanıtlaSilbakkal para üstünü fazla verse dönüp de geri vereceğimi hiç sanmıyorum. zaten para üstlerine pek bakmam. hesabım pek kuvvetli değildir. ben onu ondan çıkarıp sayana kadar akşam olur. çocukken seyyar meyva arabasından 1 şeftali çalmak dışında vukuatım yok. yakalanınca çıkacak rezaletten korkarım. zaten işimi de o yüzden iyi yapıyorum. iyi yapmazsam iyi yapmamışsın demelerinden korktuğum için.
YanıtlaSilcem aktaşı da hiç bilmiyorum. bulup okuyayım.
sfgsc. bu sefer kolay oldu. sağolsunlar.
@hamizcan turtacan; senin vicdanına kalan yandı zaten :):)
YanıtlaSilister woodcock de ister woodstock :):)
@pınar; aaa bak o olmamış, arkadaşımdan asla çalmam, benden çalan da dişlerimle tanışır. kitaplarını bu kadar obsesifçe dizen adam neler yapar düşün artık :)
@ sucuk; dört işlem bende de sıfır bi kez 6 bölü 2 yi düşünüp düşünüp3.5 bulmuştum, bunu da böylece itiraf ettim.
Cem Akaş'ı ben pek bi severim, okumanı öneririm. netten okuyabilirsin pek çok yazısını. sayfadan da direkt link var gerçi ama yine de kestirme yolu yazayım.Üşenmiyom görüyor musun nasıl seviyosam adamı:):)
kimdir nedir
okuma malzemesi
kitap test-isi denemekten hoşlanıyor musunuz
postta bahsi geçen çalma mevzuu
testi mutlaka okumanı öneririm "ise" de başka testler de var, hatta aslında onlar bundan daha iyi(ise, ki değil de:) )yaşamın anlamını aramak neymiş öğrenmek için de 7'yi okumanı öneririm.
bak hele şuna ya... mqrxgwg marki dö xegewig
:) o kadar bilmiyorum ki adamın adını bile yanlış yazmışım. yuh
YanıtlaSillpjmmtzr. işkence gibi. lepijamamtezer
öyle çok bilinen bi adam diil zaten sanırım. benim vardır işte böyle takık olduğum adamlar. kitapçıları bezdiririm baskısı yoksa falan.
YanıtlaSilfcxxo nefis
Bu yazın beni inanılmaz gerilere götürdü dolicim. Cem Akaş'ın İse adlı kitabını 97 yılında doğumgünümde hediye etmiştin. Hani sen dersaneye ben hazırlık sınıfına taşındığımız elma kurdu günlerinde...
YanıtlaSilBiz de bi grup üniversiteli arkadaş, bir öğrenci evi için, bi dönem, mahallenin marketinde iyi çalışmalar yürütmüştük. o dönem barkod sistemi de yoktu. ama valla hep ihtiyacımız olan şeyleri yürüttük. paramız olunca da paşa paşa alışverişimizi yapardık. Bi de o günlere gittim. duygulandım, hüzünlendim...
@irispersica; hafızanın işine karıştığım için özür dilerim ama, sene 99-2000 falandı:):) yürüttüğünüz çalışmaları da hatırladım, amma elma kurdu günleri unutmuşum, epey bi süre gülümsettin beni... körüklü otobüs günleri... ah ah..
YanıtlaSilhiç kitap çalmadım ya ben. zurna mıyım yoksa?
YanıtlaSilen son binboa votka bardağı çaldım mert'in doğum gününde. evlendiğim gün de kocamı azmettirdim... (e takımı tamamlamak lazım:D)
anüüü! kocam dedim lan!
YanıtlaSil