Sıcağın gelişini köşedeki kestanecinin mısırcıya dönüşmesi muştulamıştı, sabah baktım mısırcı yerinde yok, serin bi esinti. İliklerimde. Gökyüzü gri.
Adı lullaby olan bilumum şarkının dinlenme zamanı artık.
Ta ki ağaçlar hışırdaklarını atmaya başlayana, gök sise, yer kızıla kavuşana dek.
Kahvemin son yudumunu alırken dibinde erimemiş şekeri görüp çalkaladım. Tatlı oldu son yudumum. Gözüm dalıyor bugün hep, nedensiz bir ruh sancısı. Bi bekleyiş belki. Uykusuzum.
Ağaçlar hışırdaklarını atmaya, gök sise, yer kızıla kavuşmaya başlasın artık...
YanıtlaSilHışırdakların üzerinde zıp zıp zıplayalım yine...
Çizgilere basarak yürüyebiliyorum artık da, hışırdaklara dayanamıyorum hala:)
(bi rivayete göre günde üç doz hışırdak üstü zıplama ruh sancısına iyi gelirmiş)
hqabpu, uydu sanki be!:)
@ cıvırr; Geleceğine eminim. Zaten sonbaharı da çok severim, evet evet zıplayalım.
YanıtlaSilmknpmlb. mekanik polimer. yuh.
dışarıdaki gri hava beni de sandalyeme çiviledi.
YanıtlaSilYaz mevsimini terketmemize en çok küçük fillerim sevindi. Afrika filleri gibi değil çünkü bunlar, yavrucakların ruhları kadar hassas o ipek, o pembe derileri.
YanıtlaSil@ irispersica, aynen, bi de lambam bozuldu karanlıkta oturuyorum.
YanıtlaSil@ flinstones, aferin, bak bunu sana ithaf ediyorum.zrachxix. enter.