Herkesin bir hayali vardır xlemesinin 2. bölümü... (Bakınız üstün hassasiyet gösterip, Ursula gibi üçleme diye başladığım işi beşlemeye çevirmeyi göze almıyorum!)
Bu hayalde cinsiyet farketmiyor, Batuhan ya da Melisa olabilirim. Eveeet...
Öğle üzeri kalksam, şöyle krepli, goudalı, jülyen doğranmış hedeli creme a la creme bir brunch yapsam, üstüne nefis bir jamaica blue mountain yudumlasam... o sırada -aradan geçen yıllara inat- i'm the firestarter diye öten "cebim" çalsa, "aşkııım" arasa, oda rengarenk olsa. Aşkıııma "naber bebişko" desem, "nerede takılıyoruz bugün?" Bebişko bana caddede (her şehirde vardır nasılsa cadde diye anılmaya mahkum bir yer) çok keyifli bir mekan açıldığını, accayyip cool olduğunu beni oraya götüreceğini söylese. Bu ani haber karşısında sarsılıp panik atak krizi geçirsem -e daha (kolejden beri değişmeyen) kuaför Musti'ye gidilecek saç rengi değişilecek- (ama durun bi dakka bu kısmı açalım: saç rengi 1,5 ton kadar koyulaştırılmak zorunda çünkü 2 doz bayıltıcı solaryum yüzünden ten-saç uyumu sekteye uğradı. üfff yaa!! böyle hayatta sokağa çıkamam!!) jeepime atlayıp Musti'ciime gitsem, kompil bakımdan sonra saatin 6 olduğunu farkedip arkadaşlarla buluşmaya "öğrenim görmekte" olduğum özel üniversiteye (hiç farketmez hangisi olduğu) gitsem, biraz orada burada takılsak -orda burda dediysek lalettayin "leş" bi yer diil, starbucks, tribeca, en kötü ihtimalle "şlots" falan- bilmem neyin yeni modelinden, bilmem kimin yani aşkından, magazinsel mevzuulardan, kırılan tırnaklardan/ bitişik kaşlardan, bilmem hangi mankenin selülitlerinden, tatilde şahane bilmem nereye gidileceğinden bahsetsek yarı türkçe yarı englisçe...
Sonra bebiş gelse cabriotsuyla, "heey maann nabers" dese,(oh lord! bu aşkım çok cool) sonra kalkıp iki cihazı peşpeşe takıp caddede turlasak. Başbaşa süpper romantik thai yesek, arada bi rocker takılsak, "özgür yapsak" birbirimize... Sonra gece olunca clubbin yapsak kesmezse keep clubbin yapsak. Sonra (gece uzun buralarda, 6 ay sürüyo:) tayfayı arayıp nerde olduklarını öğrensek coşsak pub crawl yapsak. (tabii ki Hollanda usulü diil- ay o çok banal! hatta "leş!!") o sırada bebişten sıkılsam -e tam 1,5 aydır bebiş aynı bebiş- orda bi yerlerde gözüme kestirdiğim yeni bebişe versem (eski bebiş de kaybolmuş bir an gözden kim bilir napıyo pis hayvan) ertesi gün kalksam, eski aşkımın dumuru, yeni aşkımın tazeliğiyle alışveriş yapsam çılgınca şehrin en "kalite" shopping centerinde...
Günler su gibi akıp geçse... Ben hiç yaşlanmasam, hiç sıkılmasam, hep tüketsem, daha çok daha çok tüketsem... Düşünüp de "o güzel kafamı" hiç yormasam... Hep böyle mutlu olsam...
Bu hayalde cinsiyet farketmiyor, Batuhan ya da Melisa olabilirim. Eveeet...
Öğle üzeri kalksam, şöyle krepli, goudalı, jülyen doğranmış hedeli creme a la creme bir brunch yapsam, üstüne nefis bir jamaica blue mountain yudumlasam... o sırada -aradan geçen yıllara inat- i'm the firestarter diye öten "cebim" çalsa, "aşkııım" arasa, oda rengarenk olsa. Aşkıııma "naber bebişko" desem, "nerede takılıyoruz bugün?" Bebişko bana caddede (her şehirde vardır nasılsa cadde diye anılmaya mahkum bir yer) çok keyifli bir mekan açıldığını, accayyip cool olduğunu beni oraya götüreceğini söylese. Bu ani haber karşısında sarsılıp panik atak krizi geçirsem -e daha (kolejden beri değişmeyen) kuaför Musti'ye gidilecek saç rengi değişilecek- (ama durun bi dakka bu kısmı açalım: saç rengi 1,5 ton kadar koyulaştırılmak zorunda çünkü 2 doz bayıltıcı solaryum yüzünden ten-saç uyumu sekteye uğradı. üfff yaa!! böyle hayatta sokağa çıkamam!!) jeepime atlayıp Musti'ciime gitsem, kompil bakımdan sonra saatin 6 olduğunu farkedip arkadaşlarla buluşmaya "öğrenim görmekte" olduğum özel üniversiteye (hiç farketmez hangisi olduğu) gitsem, biraz orada burada takılsak -orda burda dediysek lalettayin "leş" bi yer diil, starbucks, tribeca, en kötü ihtimalle "şlots" falan- bilmem neyin yeni modelinden, bilmem kimin yani aşkından, magazinsel mevzuulardan, kırılan tırnaklardan/ bitişik kaşlardan, bilmem hangi mankenin selülitlerinden, tatilde şahane bilmem nereye gidileceğinden bahsetsek yarı türkçe yarı englisçe...
Sonra bebiş gelse cabriotsuyla, "heey maann nabers" dese,(oh lord! bu aşkım çok cool) sonra kalkıp iki cihazı peşpeşe takıp caddede turlasak. Başbaşa süpper romantik thai yesek, arada bi rocker takılsak, "özgür yapsak" birbirimize... Sonra gece olunca clubbin yapsak kesmezse keep clubbin yapsak. Sonra (gece uzun buralarda, 6 ay sürüyo:) tayfayı arayıp nerde olduklarını öğrensek coşsak pub crawl yapsak. (tabii ki Hollanda usulü diil- ay o çok banal! hatta "leş!!") o sırada bebişten sıkılsam -e tam 1,5 aydır bebiş aynı bebiş- orda bi yerlerde gözüme kestirdiğim yeni bebişe versem (eski bebiş de kaybolmuş bir an gözden kim bilir napıyo pis hayvan) ertesi gün kalksam, eski aşkımın dumuru, yeni aşkımın tazeliğiyle alışveriş yapsam çılgınca şehrin en "kalite" shopping centerinde...
Günler su gibi akıp geçse... Ben hiç yaşlanmasam, hiç sıkılmasam, hep tüketsem, daha çok daha çok tüketsem... Düşünüp de "o güzel kafamı" hiç yormasam... Hep böyle mutlu olsam...
literature hakimiyette sınır tanımamışınız. tebrikler, tutulur bu devamı da gişe yapar..
YanıtlaSilHaşa!! Gişe kaygımız yok efenim. (sanat sanat için değildir- o ayrı:))Amma ve lakin elbette ki devamı gelecektir. O yüzden xleme zaten:)limit n sonsuza gidebiliyor malum bu tip durumlarda:)
YanıtlaSil