Drafttan aktarınca alttaki yazıyı, o günlerden yer edenleri ve üç yıldır birikenleri düşünmeye başladım. İç sesim yine dağınık. Beylik lafla, tarihin en eski mesleğini yapsa da kadın, yine kadınmış, o günlerde öğrendim. Daha önce bu kadim meslekle iştigal eden birini hiç yakından görmemiştim. Aşık oluyor, karınlarında kelebekler uçuşuyormuş onların da. Pretty Woman masalına ise pek ender rastlanıyormuş.
Şimdi anımsadığım bir masalda ise, duruşma salonundaydı o "erkek", şimdiye kadar gördüğüm en dokunaklı savunmayı yapıyordu. İlk kez bir ağır ceza salonunda üç hakimin de gözlerinin dolduğunu görmüştüm. Kadim meslekli ile erkek resmi nikahlı idi. İmam nikahıyla köyde bir karısı daha bulunan kelebeklerin nedeni "erkek", kadim faaliyetle geçmini teminden ziyadesiyle memnundu. Ta ki kendi karnında da kelebekler uçuşmaya başlayıp refikasının mesleğini hazmedememeye başlayana kadar. İki refikasından ikişer çocuğu vardı. Artık çocukların ikisi yetimdi. Ağlıyordu erkek. "Ben onu çok sevdim, seviyorum onu, ne olduysa birden oldu, gözüm döndü. Seviyordum, nasıl kıydım!" Gözünü döndüren mesleki faaliyetin gönüllü icrasına tanık olmasıydı. "Sizin vereceğiniz ceza benim ömrümce çekeceğim acının yanında hiç kalır." dedi.
Başka bir masal daha vardı, kadının karnında yine kelebekler, erkeğinin adı anılır olmuştu. Bir kaç dakika sonra tutuklanacaktı. Parmaklıksız son anlarıydı. Emniyet çıkışında fotoğrafları çekilmişti üstelik. Tek bir derdi vardı, televizyonda yayınlanır mı, erkeğinin adı geçer mi. Ona bir şey olmasındı tek.
Düşünmeye devam... Neydi bu kadınları diğerlerinden ayıran, aşkı sattırırken aşık da edebilen? Hepsinin 'kader kurbanı olup kötü yola düşme'diği açık. Hala net bir yanıtım yok. Tek bulabildiğim zayıf karakterlilik, kolay paraya tamah. Herhalükarda ortak noktaları zavallılık mı peki, bilemiyorum.
Şimdi anımsadığım bir masalda ise, duruşma salonundaydı o "erkek", şimdiye kadar gördüğüm en dokunaklı savunmayı yapıyordu. İlk kez bir ağır ceza salonunda üç hakimin de gözlerinin dolduğunu görmüştüm. Kadim meslekli ile erkek resmi nikahlı idi. İmam nikahıyla köyde bir karısı daha bulunan kelebeklerin nedeni "erkek", kadim faaliyetle geçmini teminden ziyadesiyle memnundu. Ta ki kendi karnında da kelebekler uçuşmaya başlayıp refikasının mesleğini hazmedememeye başlayana kadar. İki refikasından ikişer çocuğu vardı. Artık çocukların ikisi yetimdi. Ağlıyordu erkek. "Ben onu çok sevdim, seviyorum onu, ne olduysa birden oldu, gözüm döndü. Seviyordum, nasıl kıydım!" Gözünü döndüren mesleki faaliyetin gönüllü icrasına tanık olmasıydı. "Sizin vereceğiniz ceza benim ömrümce çekeceğim acının yanında hiç kalır." dedi.
Başka bir masal daha vardı, kadının karnında yine kelebekler, erkeğinin adı anılır olmuştu. Bir kaç dakika sonra tutuklanacaktı. Parmaklıksız son anlarıydı. Emniyet çıkışında fotoğrafları çekilmişti üstelik. Tek bir derdi vardı, televizyonda yayınlanır mı, erkeğinin adı geçer mi. Ona bir şey olmasındı tek.
Düşünmeye devam... Neydi bu kadınları diğerlerinden ayıran, aşkı sattırırken aşık da edebilen? Hepsinin 'kader kurbanı olup kötü yola düşme'diği açık. Hala net bir yanıtım yok. Tek bulabildiğim zayıf karakterlilik, kolay paraya tamah. Herhalükarda ortak noktaları zavallılık mı peki, bilemiyorum.