Salı, Nisan 10

Kafam karışıktı, aklım başka yerdeydi, canım sıkkındı falan gibi gerekçelendirmelere hiç bulaşmıycam. Ahanda aynen anlatıyorum. (Folyo "Sen yazmasan ben yazarım, uslübumu beğenmeyebilirsin" dedi, ondan. Olsun, dürüst bi şaşkalozum hiç değilse.)

Geçen gün yurdumun cennet bi köşesindeki bi adliyesine bi evrak postalamam icap etti. Koşaraktan gittim adliyeye, resmi işlemlerini yaptırdım evrağın, postaneye indim, iadeli taahhütlü zımbırtı kartını doldurdum. Folyo'nun adıyla ve taklit ettiğim imzasıyla. Zarfın üstünü yazdım. Memur Amca'ya verdim. Gönderen kısmına adres yazmayı unutmuşsunuz dedi. Bi an bön bön baktım kendisine, elime geçen farklı renkli bir kalemle oraya
"Alüminyum Folyo
Börülce Sk. Likidite Ap. No:404
İstavrit"
yazdım, tekrar uzattım.

Ertesi gün Tebligat Memuru Teyze kapımızı iki defa çaldı.
"Alüminyum Folyo adına tebligat var." Peki, imza karşılığı tebellüğ edildi. Her şey usulüne uygun da... zarfın üstüneki yazı her ne hikmetse benim el yazımın tıpkısı. Kısa bir yerini yurdunu idrak edememe anı. Zarfın üstündeki alıcı
"Alüminyum Folyo
Börülce Sk. Likidite Ap. No:404
İstavrit"
Bi de üstte "İstavrit", altta "İstarvit" yazıyo.
Bi dakka, bi gülüp geliyorum.
Geldim.
Folyo tuttu zarfın fotokopisini çekti -çöpe atmıştım, kurcaladı buldu- "Aslının aynıdır" damgası basıp imzaladı, webcamde millete gösterdi, yetinmedi scan etti, herkeşlere gönderdi. Arada beni de rahatlattı sağolsun "Merak etme, tanımadığın kimseye anlatmıycam." diye.

Ertesi gün oldu. Yoga yaparak unutmaya çalışıyorum kendime iadeli taahhütlü posta gönderişimi, gülmekten ağrıyan yanak ve şakak nahiyem daha huzur bulmamış, Tebligat Memuru Teyze kapımızı iki defa çaldı. İadeli taahhütlünün iadeli kısmı girmiş devreye o günümü de öldürmek için. İade fişinin de her yanına "Alüminyum Folyo Börülce Sk. Likidite Ap. No:404 İstavrit" yazmışım. Alıcı kısmına bir de Folyo'nun imzasını çakmışım.
Şahane bi insanım.

Not: Folyo, "uslübumu beğenmeyebilirsin" falan demedi, "otur kendin yaz, yoksa ben yazar kepaze ederim" dedi.
Not2: Anneme "anne ben acayip bi salaklık yaptım" dedim, 'prenses kızım' kıvamımız hiç olmadığından o da "hakikaten salakmışsın" dedi.
Not3: Beni bi tek o seviyo, "ben salağım" dedim, "ne alakası var, ezberci eğitim sisteminin suçu hepsi" dedi.

5 yorum:

  1. istavrit-iskorpitten başka bi de üstte aluminyum folyocan altta aluminyum folyo yazıyodu. soyadımı eksik yazmışın... ben yazsaydım keşke, daha uzun yazardım, ballandırırdım.

    bi de O'na de ki; ezberci eğitim sistemi gönderilen adresi sağ alta gönderen adresi sol üste yazılır diye ezberletti. bizim dolican ne etti? ezberleyemediği gibi yorum da yapmadı. her yere aynı adresin azyılmayacağını bilmek için ezberci eğitim sistemine gerek var mı yahu! Ama O seni hakikaten çok seviyo olsa gerek gözü bi şey görmüyo :D

    Bi de benim adımla geldi gitti tebligatlar, iletildi belgeleri... Başında da Av. yazıyo. Kepaze ettin tebligat memurlarına beni! Hadi o da getirmeden önce fotokopisini çektiyse, tarayıp eşine dostuna "bakın gelmiş geçmiş en gerzek avukat bu, hem kendime mektup yazıyo hem de teslim edildiğinden emin olmak istiyo" diye forward mailler döşeniyosa!?

    YanıtlaSil
  2. "İyi günler, ben geçen gün kendime bi mektup yollamıştım da, ulaştı mı acaba bana?"

    YanıtlaSil
  3. Hic salakca degil! Ben guldum, cok guldum. Gulelim diye yazmistin, degil mi? Guldum ben. Iyi ki yapmissin. Ben de mi boyle birseyler yapsam acaba????

    www.elifsavas.com/blog

    YanıtlaSil
  4. yok salaklık diil o, aşıksındır olsa olsa:) ayrıca sık sık reply yapıyorum diye kendine mail gönderen bi insanımdır, hiç yadırgamadım:)

    YanıtlaSil
  5. hahaha, doli be, tam benlikmis bu hikaye, yapsam, cevremdeki kimse sasirmaz herhalde.

    YanıtlaSil