Salı, Nisan 17

Mimoza*

Bu defaki A.'nın yaşamına tanıklık.
A.'yı nezaretten getirmelerini beklerken dosyasına bakmak istedim. Yalnızca üst arama tutanağını verdi polis. "Diğer evrakı nerede?", ikinci bir kağıttaydı yanıt: Dosyada gizlilik kararı vardı. Sanık müdafii dahil dosya üstünde inceleme yapılması soruşturmanın selametini zedeleyebilirdi. -Burada bir parantez gerekiyor, ben blogda olsun yazmaktan kaçındım, hiçbir ayrıntıya da girmeyeceğim, anlatacaklarım başka. Ama dosyayla ilgili bana verilmeyen bilgiler her nasılsa bilimum haber ajansının eline geçmiş, fotoğraflar çekilmiş. Çarşaf çarşaf yayınlandı. Bu durumu nasıl değerlendirmeli acaba, basının başarısı mı, yoksa bir terslik mi var bilemedim.-
"İyi de delilleri görmeden nasıl savunma yapacağım? Ne yapmış bu A. onu bir anlatıverin bari." Fuhuş amaçlı uluslararası insan ticareti. O sırada A. geliyor. Görüşmemizin ardından susma hakkı kullandırmamaya karar veriyorum. Tam 6 saat sürecek olan ifadesi alınmaya başlıyor.

A. çok alımlı bir kadın. 7-8 yıl önce Türkiye'ye gelmiş. Türkçesi çok düzgün. Trabzon'da başlamış fuhşa, kendi hesabıma çalışıyordum diyor. İzmir'e taşınmış, evlenmiş, vatandaşlık kazanmış. "Evliyken hiç fuhuş yapmadım.", "Ramazanda çalışmam.", "Artık sadece gazinoda çalışıyorum. Konsa bakıyorum." (mealen, konsomatrisim, fahişeliği bıraktım.) Telefonu dinlemeye alınmış. Polis, kayıtlı konuşmaların bir kısmını "Avukat Hanım afedersiniz" diyerek atlıyor, ara ara "bip"liyor. O da us(/t)anmış olsa gerek.

Hala çok toy olsam da artık insanların beden dilinden, ses tonundan, konuşma hızından, bakışından yalan söyleyip söylemediklerini, sakladıkları bir şey olup olmadığını, korkup korkmadıklarını anlamaya başladım. A. saatlerce karşımda oturuyor. İster istemez gözlemekle başlayıp bilinçli bir incelemeye varıyor bakışlarım. Anlattıkça, açık verdikçe, çelişkileri yüzüne vuruldukça yoruluyor. Oturuşu kamburlaşıyor, düzgün vücudundan bir göbek fırtlayıveriyor. Daha sık sigarasızlık çarpmaya başlıyor. Anlatabilmem güç ama, o alımlı yüz gittikçe çirkinleşiyor. Aksansız konuşması gittikçe bozuluyor, anlamak güçleşiyor. Düşünmeden konuşmaya başlıyor. Daha da çok açık veriyor. Sorgu başarılı.

Delilleri görmediğim için anlık düzeltmeler-yönlendirmeler yapabiliyorum sadece. İçeri girip çıkan diğer polislerin konuşmasından anladığım kadarıyla aynı suçtan yaklaşık 20 kişi daha gözaltında. İfadeleri eş zamanlı alınıyor. Birinin ifadesinde bir şey yakaladıklarında içeri gelip bilgileri paylaşıyorlar. Sorulacaklar listesi giderek kabarıyor. Dışarda kar yağıyor, çoktan akşam olmuş. "Anlaşılan bu gece buradayız."

Bu noktada yapmam gereken şüpheliyle konuşmak istediğimi söyleyerek polisten dışarı çıkmasını rica etmek ve A.'yı biraz olsun dinlendirmek, gerekli müdahaleyi yapmak: yani bir bakıma tembihlemek, şunu deme, buna cevap verme. Yapmıyorum. 5 saattir ifade veriyor ve durumu pek iç açıcı değil. İki de bir bana dönüp "Kurtar beni kurbanın olam, cezaevine girecek miyim?" diyor. Yurtdışı bağlantılar aracalığıyla kadın getirilip pazarlanıyor. Ciddi meblağlar söz konusu. Net cevaplıyorum. "Evet, girersin, hazırlıklı ol. Ne biliyorsan anlat."

***

İçeri giren polislerden biri bir senetten bahsediyor. Gözaltındakilerden birinin evinde ele geçirilmiş. 2002 yılında A. adına düzenlenmiş. 7,5 milyar bedelli. Senet borçlusu kıyı semtlerden birinde otel sahibi. A.'nın senedin varlığından haberi yok. Sesinin ve beden dilinin de senetten haberi yok. O anda işin rengi değişiyor.

Senede bağlanmış bir satışa konu olan bir "mal" var karşımda. Ya da birileri bir şeyleri A.'nın üzerine yıkıyor. Polis sıkıştırmaya başlıyor. Senede bakıyorum, A.'ya gösteriyoruz. "Nasıl haberin olmaz altındaki imza seninkine benziyor." Benim okuma yazmam pek yok. Az okurum ama yazamam. Hele Türkçe hiç yazamam, harfleri pek bilmiyorum diyor. İşin rengi bir kez daha değişiyor. Bu defa müdahale gerekli. Polis ikilemeden dışarı çıkıyor. (Ya o da yoruldu, ya da odada zaten dinleme cihazı var ondan rahat.)

"A. şimdi beni iyi dinle, neden korkuyorsan, ne saklıyorsan anlat. Eğer o konuşmalardaki kadından korkuyorsan gerek yok, bak o da burada, M. de burada. Bir daha da çıkamaz. Ama anlatırsan sen çıkabilirsin." Sigara istiyor. "Korktuğum yok, ben ayrı çalışıyorum. Gurbanın olam sen gitme. Kurtar beni. İçeri girmek istemiyorum. Gurban olam yardım et." Demeye çalıştığımı anladığından emin olmaya çalışıyorum. "Yok, anlattım ya, benim evim bile ayrı." Korku öyle iliklerine işlemiş ki... "Kimseye iftira atamam ben." diyor.

Kafamda hala soru işaretleri var, okuma yazması gerçekten yok mu acaba, "Şuraya 'benim adım A. yaz' bakıcam" diyorum. Neden böyle bir şey istediğimi anlayamıyor. Kalem tutamıyor. Kirille yazıyor. Rusça bilmiyorum ama, kelime atladığını anlayabiliyorum en azından. Sadece adını soyadını yazıyor. "Kirille yazma", "Kiril ne demek?" Ancak bir a harfi çıkabiliyor. Bu kadın uluslararası bir organizasyonun içinde olmaktan ötürü burada. Yurtdışından defalarca kadın getirmekten; dolayısıyla devamlı bilet rezervasyonu, pasaport işlemleri, havaalanı giriş çıkış ayarlaması, tonla paranın yurtdışına çıkarılması gibi işleri yürütmüş olması gerekiyor.

Polisin kafası da benimki kadar karışık. Taşlar bir türlü yerine oturmuyor. Bu kız fena halde korkuyor. 4 günlük gözaltı sonrasında A. serbest kalıyor. Susma hakkı kullanan kadınlar tutuklu. Hazırlık tahkikatı uzadıkça uzuyor. A. arada bir telaşla arıyor, "Gurbanın olam kurtar, gurban olam çok korkuyorum."


*Bu yazı, gazetelerde, haber bültenlerinde günlerce afişe edilen kadınlar ve burda tekrar anımsatmak istemediğim "resmi" bağlantılar balık hafızalarımızdan silinsin diye özellikle bekledi. Kar kış lafları şaşırtmasın.

3 yorum:

  1. siyah üstüne beyaz çok zor okunuyor

    YanıtlaSil
  2. hoşgeldiniz, ne zaman template'i değiştirmeye girişsem elim yine siyahlara gidiyor. değiştirebilirim ama pek bişi vaad edemem :) hem yazılar pembe, beyaz diil :)

    YanıtlaSil
  3. lütfen değişin amaaaaaaaaaa

    YanıtlaSil