Salı, Mayıs 23

Sürü, Şiddet, İtaat I - Zimbardo

Yıllar önceydi, Ahmet Taner Kışlalı'nın cenazesi önde, biz arkada, kampüsten sessizce çıktık. Faşizme karşı omuz omuza yürüyorduk, Kızılay'a yaklaştığımızda sloganlar çeşitlenmiş, sesimiz yükselmişti. Yumruklarımız havadaydı. Bakanlıklara geldiğimizde artık akan bir insan seliydik. CHP için "show time" fırsatıydı, toplanış amacının bir cenaze olması önemsizdi. Kenan Doğulu ağzından 10. Yıl Marşı çalınıyordu CHP araçlarından. Cıstaklı şovu protesto etmek için Kocatepe yönüne doğru kalabalıktan ayrıldık. Bir cenaze vardı ortada. Ailesi aramızdaydı; daha bir kaç saat önce ağlayan tanımadığım bir kadına sarılıp teselli etmeye çalışmıştım, öğrencisiymiş Kışlalı'nın. Cenaze için toplanmış, hükümeti lanetlemeye başlamıştık. Hem rahatsızlık duyuyor, hem de nasıl olduysa çembere alınmış bir boşlukta burun buruna geldiğim Tansu Çiller'e nefret kusuyordum beş metre mesefaden. Matemim ve nefretim arasına sıkışmıştım.
Özbilgin'in cenazesinde yoktum, gitmeyi isterdim, ama biliyorum ki, gitsem aynı rahatsızlığı hissederek, üstümdeki cüppeyle slogan atar, nefretimin hedeflerine saldırırdım.
Dün bir polis müdürü linç edilmeye çalışılmış... Ucundan ilgili, 82 Anayasası'nın "maliki" Orhan Aldıkaçtı ölmüş...

Sürü psikolojisi, ortamın coşkusu, kırk kalıp bulmak mümkün, ama Das Experiment'i izleyeliberi sınırlarımızı kestirmeye çalışıyorum. Deneye katılacak kadar güçlü müyüm?
Filmin konusunu oluşturan deney, sosyal psikolojinin kabul etmek istemediğimiz, iliklerimize işleyen ürkütücü yanını gösteriyordu.
"Denek olmak için başvuran 70’i aşkın öğrenci arasından en olgunlarını seçen Prof. Zimbardo, yazı tura atarak 10 gardiyan ve 11 mahkumu belirliyor. Sonra deney, realiteye iyice uygun olsun diye dekoru hazırlıyor.
Prof. Zimbardo bu deneyle, gardiyanların iktidarındaki hapishanede iyice güçsüz, bağımlı ve umutsuz hale getirilen mahkumların, özgürlük ve mahremiyetlerini nasıl kaybettiklerini gözlemlemeyi amaçlıyor. Ancak daha deneyin ikinci gününde gardiyanlar mahkumlara eziyet etmeye başlayınca isyan patlak veriyor. Çıplak elleriyle tuvalet temizletilen, fuzuli işler verilen mahkumlar bir araya toplanıp giysilerindeki numaraları yırtınca, gardiyanlar yangın söndürücülerle ayaklanmayı bastırıyor. Sonra elebaşılar hücreye kapatılıyor, isyana katılmayanlara ise daha iyi yemek veriliyor. Böylelikle mahkumlar arasında bir güvensizlik iklimi oluşuyor, grup mantığını yitiriyorlar.
Realiteyle oyun öylesine birbirine karışıyor ki, deneyden kurtulamayacağını zanneden mahkumlar kaçış planları yapmaya başlıyorlar. İktidarın büyüsüne kapılan bir gardiyanın durumu gammazlaması üzerine Prof. Zimbardo ciddi ciddi polise başvuruyor ve mahkumların kentteki eski cezaevine transferini istiyor. Polis tabii ki reddediyor. Zimbardo deney sonrasında kaleme aldığı notlarda cezaevleri arasında işbirliği yapılmamasını eleştiriyor. Bu notlar profesörün de mahkum ve gardiyanlar gibi kontrolden çıktığını ve artık bir cezaevi müdürü haline geldiğini gösteriyor."
(yazının tamamı ve
Ebu Garib’deki Iraklı tutuklularla ilişkilendirilmesi)




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder