Cuma, Mayıs 28

Şakadır şaka

Olmadı Kılıçdaroğlu olmadı

Bir insanın kişiliği, karakter yapısı, o insanın gerçek kimliğini ortaya kor. Sevgi ve karakterin olmadığı yerde, ne büyük insan, ne büyük sanatçı, ne de büyük mücadele insanı vardır, der batı bilim adamlarından Beethoven…
.....

Bir üçüncü sözü de naklettikten sonra, sırada yapacağımız yorum vardır. Yine insaflı batı bilim adamlarından Tournier der ki: “Bir adamın karakteri, kendi hakkında söyledikleri ile değil, başkaları hakkında yürüttüğü düşüncelerle daha iyi anlaşılır.”

"Tournier" de "Michel" olansa... 
Devamını okuyamadım yazının, altıma edip geliyorum birazdan.

Bilim nereye gidiyor! Bilim adamlığı kimlere kalmış, vay balam vaylar balam! Nasıl ilerleyip gelişicez lan biz! Devlet buna bir şey yapması lazım!

Devamına şimdi göz attım, şöyle devam ediyor:

Sayın Kılıçdaroğlu’nun ne kürt ve ne de alevi kimliği beni ilgilendirmedi. Kendisine bir insan olarak baktım. Hatta kabul edip etmeyeceği kendisini ilgilendirir, kendisini bir peygamber evladı olarak gördüm. Peygamberlerin davetine muhatap olduğu halde, onların yoluna gelmeyen asi bir evlat... Aslında Kur’an, yeryüzündeki tüm insanlara “Ey Âdemoğulları” diye hitap eder. Yani Ey Peygamber çocukları…

Bir de "Visdomsrd" alıntısı var, neden içimde böyle bir bilim adamı yok gibi bir his var?  Daha ziyade "Visdom srd/Lord" nickli birinin yazdığı forum cümlesi gibi geliyor. 

Çok bilgece bir söz söylemiş, hayyyatta akıl edemezsiniz, öyle ince bir zekanın ürünü:
“Hayatta hiçbir zaman kaybedilmemesi gereken üç şey barış, umut ve dürüstlüktür.”  

Perşembe, Mayıs 27

Devamı... (ve sonu)

Öncesi... (ve başı)

Lale tek bir gece Murat'la birlikte olmuştu ya, arkasından Murat'a şok pazarlığını yapmıştı... hatırladık mı orayı, hah.

Bir de Lale, Vedat'ı ortaya sürmüştü ya, onu da hatırladık mı?

Lale o tek bir gecede Murat'tan hamile kalmayı  -elbette ki- başarmış. Vedat'ı da bu arada, doğumdan önce namusu kararmasın, "single mom" henüz icad edilmedi diye, harcamış.

Çocuk doğuyor, büyüyor, adı Özcan. Otomobil çarpıyor Özcan'a (o dönem malum, araba yok, otomobil var - uçup gidiyor.), komaya giriyor çocukcağız, durumu kritik. Derhal Vedat Murat'ı buluyor (demiş miydim, Murat ünlü bir beyin cerrahı - tabii ki) Lale'yle gidip Murat'ı buluyorlar. O berduş halinde Murat, saç sakal girmiş birbirine. Oğlu ölümle mücadele ediyor, ameliyatı bir tek o yapabilir. Da daaan! Sonraki sahne, Murat ameliyathanede, hemşire terini siliyor. Görüyoruz ki, Murat o berduşluktan çıkmış, Dr. Murad olmuş aniden. Baba yüreği, oğluna ölmeden yetişip kurtarmak için koşacağı ameliyata tıraş olmadan gitmesine elvermemiş.

Son sahne, Özcan, Lale ve Murat "Küçük Sevgili" adlı kayıkla muhtemelen Çekmece gölündedirler.



-SON-

(Bunların tamamı tahminen 5 dakika içinde olup biter, hızlı final, küt diye final. Öyle bizde, şip şak.)

Çarşamba, Mayıs 26

Sinkaf

Bugün bir arkadaşımın yerine bir boşanma davasının duruşmasına girdim. Arkadaşım akşamdan kalma olduğu için kalkamamış –serbest çalışmanın o nefiş lezizliği, o şahane rahatlığı… çok özlüyorum. Uzun süredir boşanma işlerine bulaşmıyorum, onu da özlemişim…

Önden not, taraflardan biri diğerine küfrettiyse genellikle edilen küfür tutanağa aynen yazılır. Olayla doğrudan ilgili değilse, hakimler nadiren “sinkaf  etti” deyip geçerler. O yüzden ben de aynen yazacağım şimdi.

Boşanmak isteyen kocanın tanıkları dinleniyor. Davalı kadın anlaşılan biraz küfürbazmış. Kadın tanık “kelimesi bozuktur” diyor ve ağzından laf almaya çalışan hakimi delirtmeye başlıyor:

— Hakim Bey, bunun kelimesi bozuktur. Kocaya denemeyecek laflar eder.
— Eder de, ne eder?
— Yani işte küfür eder, hakaret eder… Kocaya denmez yani böyle…
— Nasıl şeyler denmez kocaya mesela?
— İşte terbiyesiz der, şerefsiz der, hayvan der, öyle işte ‘siz daha iyi bilirsiniz’ başka başka şeyler der.
— Yahu ben bilmiyorum başka başka neler denir. Kocaya ne denmez onu da bilmiyorum. Sen söyleyiver, neler diyordu?
— Söyleyeyim mi sahi?
— Yahu söyleee!
— Dürzü! Şerefsiz! Adi! Bir de işte başka laflar…
— Başka ne yahu başka ne? Ne duyduysan söylesene!
— Diyeyim mi?
— De!
— "Orospu çocuğu" dedi Hakim Bey, ben kulağımla duydum. "Pezevenk" de dedi. Kaç kere dedi hem de. Durup dururken diyor hem de. Böyle bu kadın. Hiç yokken diyor. İmalı da konuşur bu, kocası geldi mi “Geldi gene yakışıklı” der. (Sesini de taklit ediyor, beden dili de kullanmaya başladı; iyice açıldı tanık)
— Başka?
— Bir şey daha der Hakim Bey, onu da diyeyim. Diyorum bakın? Bunlar arasında para derdi vardı hep, kocam para vermiyor eve bakmıyor derdi. Sonra derdi ki kadın…
— Ne derdi?
— "Git götünü siktir para kazan." derdi.
— Oldu.
— Daha bitmedi Hakim Bey, bu zaten kadının ikinci evliliği. Halbuki adamın ilk evliliği, yani buna rağmen sevdi de adam...
— Tamam tamam, sen de bir açıldın pir açıldın. Onlar beni ilgilendirmez.
— Ama Hakim Bey diyeceğim ki, şey diyeceğim yani...
—  Bana ne yahu kimin kaçıncı evliliği olduğundan! Benim konum bu evlilik. Sen de sus ama artık. Bak böyle konuşulmaz, hem sonra kime ne.


 Hakim katibe:
— Evet, yazalım: Davalı davacıya hep imalı sözler eder, örneğin yakışıklı sözü ile aslında onu aşağıladığını ifade eder, bunun dışında davacıya karşı küfürlü konuşmalarını da duydum. Örneğin davacıya götünü siktir para kazan der, orospu çocuğu der, buna benzeyen hakaret içerikli sözleri sürekli eder…

Bunca yıldır iyi kötü bu işin içindeyim, özellikle ceza dosyalarında sık oluyor küfrün tutanağa geçirilmesi durumu. Hala acayip geliyor kürsüde oturan kerli ferli hakimlerin çatır çatır küfürleri tekrarlayıp yazdırmaları. Ben buraya yazarken harfleri noktalı mı geçsem diye duraladım.

(“Sinkaf etti” daha mı iyi sanki ne… Düşündüm, değil. Doğrusu bu.)

Cuma, Mayıs 21

Ruh sağlığının korunması hukukun alanına "ne kadar" girer?

"Ruh sağlığının korunması hukukun alanına girer" 
diyen bir cümle okudum az evvel. Güzel bir tartışmanın içindeydi. Sırf bu cümle üzerine de uzun uzuuun tartışılmalı...

Pazar, Mayıs 16

Sensiz saadet neymiş!

Sabah altı buçukta kalkıp sekiz civarı kahvaltı hazırlarken Fili Zakın ve Cüney Tarkın'ın başrollerini paylaştığı "Küçük Sevgilim" adlı filmi izledim. Aslında, daha önce izlememiş olmanın (ya da zinhar hatırlayamamanın) şaşkınlığını attıktan sonra izlemeye başladım. Film sadist doktor adayı Lale - küçük sevgili- ile halihazır doktor Murat arasında filizlenen aşkı anlatıyor (filizlenen aşk filiz akın ya. ehe süperim). Lale'nin (a'sı kalın) ablası (a'lar serbest) filmin bir yerinde gördüğümüz röntgen filminden benim bile anladığım üzere ilerlemiş düzeyde akciğer kanseri. Röntgen öyle böyle lekeli değil ama, alveol kalmamış ciğerde- öyle ki, güneş tutulsa, dur şu röntgen kağıdıynan bakayım diyemezsin.

Neyse, Lale'nin ablası -tahmin edeceğiniz üzere- Lale doktor çıkıp da, akşamına "Muradı" sevdiğini ablasına "açacağı" akşam fenalaşıyor, kardeşceğizinin bir talibi olduğunu öğrenemiyor. Abla hastanede yatarken şifacısı karşısında her kadının yaptığı gibi, e tabii beyaz önlüğün ve mavi gözlerin de etkisiynen Murat'a aşık oluyor. Üstelik onsuz yaşayamayacağından, aşkına karşılık bulamazsa ölecek. Nitekim aşk iyileştirmiş ablayı - karşılık bulamadı mı, tak tümör yapıyo bünyesi. Murat koluna dokanıyor, tak tümör kayboluyor. 

Sen Lale, tıbbiye mezunu, başımıza tabip olmuş kız, o güne kadar ablanın durumundan bir şey çakma -ayol ben anladım röntgenden diyorum- Murat'la yaşlı doktorlar konsalt ederken kapıyı dinleyip duy, anca öyle anla. Senin o diplomanı n'aparlar biliyo musun!? Baştan diyodun ya demin hani, "Lale niye 'sadist' doktor" diye - ha işte bu yüzden, değil;

Aslında sado-mazo. Ama filmde bize göstermiyor. Öpüşüyomuş gibi yapıp kafayı yana eğiyorlar, Lale'nin kabarık postişi suratlarını kapatınca biz ikna oluyoruz öpüştüklerine. Asıl bi director's cut versiyonu varmış ama Küçük Sevgilim'in, sen orda gör sado-mazoyu.

Dağıtmayalım, sadist Lale tutturuyo Murat'a, ablamla evleneceksin diye. Lan oğlum böyle talep mi olur! Murat bir iki naayırr diyorsa da, nafile. Üstelik sayko, ilk kez birlikte oldukları gecenin sabahında, ben senle seviştim, sevgimi ispatladım, sen de git ablamla evlen sevgini ispatla yazan bir not bırakıp hoş bir mantıkla mecbur bırakıyor. Tam Murat ablaya durumu anlatacakken, bi duvar gibi bişiyin tepesinden sayko Lale beliriyo, "Abla Murat seni seviyor, senlen evlenmek, ömrünün sonuna kadar senlen olmak istiyor" diyor. Murat şok, yazık adamceyiz, istemiyorum ablanı, gönlüm sende diyor. Sayko hesap yapıyo, ablam ölünce gene biz bize kalıciiz nasılsa Murat, pardon enişte diyor. (Bunu ben demiş olabilirim, kafasındaki hesabı tahmin babında, bilemiciim.) Oysa biz biliyoruz ki, abla aşktan tümör eritiyo. Ohooo, uzun süre ayrı olacaksınız yani. Dünya ahret enişten o senin artık yavrum. Arada bi yerleri kaçırdım çay may koyarken. Bi geldim, Vedat diye bi oğlan türemiş. "Sadece arkadaş kalalım" cinsinden bi Vedat. Bir de Murat'nan Lale'nin çocukları olmuş. Tabii ki oğlan. Abla sağ ben selamet, bunlar evli. Lan yapılır mı, zorla git ablamla evlen.  Sadist!

Pes vallahi. Ay, içim bayıldı. Bu kadar şeyi niye anlattım ben ya, haa... iki nedenle. Sabaha kadar eğlenmek istiyor Lale mezuniyet mi ne kutlayacaklar. Önce gidiliyo yemek yeniyo, en sevdiğim eski dönem şarkılarından olan sensiz saadet neymiş çalıyor. Sonra diskoya gidiliyo, tam o dönemin müzikleri, nefiş- tarifsiz bir dansı var orda Filiz Akın'ın, hakikaten tarifsiz ama, zorlamayın lütfen kelimelerin gücü adına! Sabaha karşı da meyhaneye, orada da kanun çalıyor. Müzikler türkçe tango, rock, sonra öze dönüş, kanun. Güzelmiş o zamanlar müziğiyle, eğlence kültürüyle, merak ediyorum o dönemin gece eğlencelerini. Hatta, daha da eski filmlerde, ailecek ya da çiftleşerek şık şık gazinolara giderler, gazinoda striptizci çıkar ya; o ülke bura mı yahu?

İkinci neden: Lale'nin ablası senaryo gereği bir yerden sonra ölüp ortalıktan çekilmek zorunda. Aşkın etkisi azalmış olsa gerek ki yine tümörü pırtladı herhal. Abla ölünce, Lale de Vedat'ı ortaya sürünce Murat bir perişan oluyor, bir perişan oluyor, görme gitsin. Avaremu mod on. Bu arada tıp balosu ilanı görüyor, biz de görüyoruz: 14 Mart 1971 tarihinde balo var. Tam iki gün önce darbe olmuş! sokağa kim nasıl çıkabiliyor meçhul. 12 Mart farzet ki olmamış diyelim; 9 Mart var bi hafta evveli ayol. Kendimizi emanet edeceğimiz türk hekimleri baloda! Kapıdan girenleri bir gör, seke seke, mutlu mutlu, resmen uçarak giriyorlar içeri. Doktoruz, tıp var balo var!

Bu vesileyle, bak şimdi ne ekliyorum. uzun zamandır şu blogda "ükela" diye etiketleyeceğim hiçbir şey yazmadım. Kıyıcılık olsun:

Darbe, 1971 yılında 12 Mart günü saat 13:00'da TRT radyolarından okunan aşağıdaki muhtıra ile ilan edilmiştir:
"Parlamento ve hükümet, süregelen tutum, görüş ve icraatıyla yurdumuzu anarşi, kardeş kavgası, sosyal ve ekonomik huzursuzluklar içine sokmuş, Atatürk'ün bize hedef verdiği çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak ümidini kamuoyunda yitirmiş ve anayasasının öngördüğü reformları tahakkuk ettirememiş olup, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği ağır bir tehlike içine düşürülmüştür."

Düşük cümleyle darbe yapmışlar yeminne. Filmin de en güzel yanı uzun uzun "Sensiz saadet neymiş"i çalmasıydı zaten. Bulabilirsem yüklerim.

Devamı olsun mu?

Sonradan ek: devamı.

Pazar, Mayıs 9

Patetik hususiyetler

Bişileri dizmeyi, listelemeyi, istatistik ya da anket sonucu okumayı çok seviyorum. Beyin dalgalarımın azizliklerinden... Sıralanmış her şeyi okumakla yükümlü hissediyorum kendimi. Bu, bir alt yazıdakine benzer bir tablo da olabilir, imdb'de denk gelen herhangi bir sayfa da, deterjan kutusu da. Allah yardımcım olsun, 5 yıldır last.fm kullanıcısıyım. Varın siz düşünün neler geliyor başıma! Hele bi de listeleri çeşitlendiren başka listeler, bulutlar yapılabiliyor ki, saatlerimi yiyor. 5 yılda, diğer online radyolar (musicovery, grooveshark vs.) hariç 87 bin küsür şarkı, 2bin 6yüz küsür şarkıcı/grup dinlemişim, dineediğim şarkıların bir kısmını gruplandırmak için 85 farklı etiket kullanmışım, yaklaşık 800 şarkıya kalp koymuşum, 5 adet de playlist oluşturmuşum. 

Özetle, pek normal bi insan diilim. Bir de sürprizim var, hala okuyorsanız, siz de değilsiniz. 

Öhm, devamla; bu listedeki sallama sayılardan milestones yapılabiliyor. Kaçıncı şarkımız, hangi gün, "hangi sanatçımızın hangi çalışmasına" denk gelmiş, merakına kaptırıııp, maymun oloyoroz.

Misal, 666. şarkı Stalin'in portresi, hmm...
"1414th track: (28 Nov 2005) South Park - Eric - Kyle's Mom is a Bitch" bu ne ayol!?
(dedim işte, böyle böyle maymun oloyoroz.)

Found 87247 scrobbles.
333rd track:Bruce Willis-Zed's Dead, Baby [Dialogue]/Bullwinkle Part II17 Nov 2005
444th track:Jay-Jay Johanson-Even in the darkest hour18 Nov 2005
555th track:Led Zeppelin-Bron-Yr-Aur19 Nov 2005
666th track:Orquesta Cinematografica De Rusia-Portrait De Staline20 Nov 2005
777th track:4 Non Blondes-Dr. Mister President21 Nov 2005
888th track:Asia Minor-Mystic Dance22 Nov 2005
999th track:Frou Frou-The Dumbing Down Of Love24 Nov 2005
1001st track:Jay-Jay Johanson-I Want Some Fun24 Nov 2005
1010th track:Portishead-Mysterons24 Nov 2005
1111st track:Sigur Rós-09 - Agaetis Bjryun25 Nov 2005
1212nd track:Portishead-10.Roads25 Nov 2005
1414th track:South Park-Eric - Kyle's Mom is a Bitch28 Nov 2005
2222nd track:Ottmar Liebert-Summer Flamenco05 Dec 2005
2323rd track:Astor Piazzola and Yo Yo Ma-Libertango05 Dec 2005
3333rd track:Queen-Who Wants To Live Forever15 Dec 2005
4444th track:Björk-New World26 Dec 2005
4141st track:Bruce Dickinson-Tears Of The Dragon23 Dec 2005
5555th track:Thievery Corporation-A Warning (Dub) (feat. Hutchy)09 Jan 2006
5959th track:The Cinematic Orchestra-work it! (man with a movie cam16 Jan 2006
6666th track:Astral Projection-12,000 SUNS27 Jan 2006
7777th track:Grup Yorum-Büyü10 Feb 2006
8888th track:Portishead-Biscuit21 Feb 2006
9999th track:Pink Floyd-Time06 Mar 2006
10101st track:Helium Vola-Engel07 Mar 2006
11111st track:Cusco-Kublai Khan20 Mar 2006
12121st track:E.S. Posthumus-Harappa31 Mar 2006
14441st track:Tenhi-Aatos03 May 2006
19191st track:Beth Gibbons & Rustin Man-Funny Time of Year04 Jul 2006
22222nd track:Delerium-Innocente22 Aug 2006
22999th track:Rhapsody of Fire-The Last Angels Call31 Aug 2006
29999th track:Veljanov-Summer Nights (Kiss the Rain Goodbye)17 Dec 2006
33333rd track:E.S. Posthumus-Tuck Everlasting04 Feb 2007
44444th track:Estampie-Maugrez touz sanz06 Sep 2007
66666th track:Mr. Scruff-Cheeky17 Nov 2008
68688th track:Calexico-Love Will Tear Us Apart10 Jan 2009
77777th track:Within Temptation-Our Farewell02 Oct 2009
76767th track:Amon Tobin-Fast Eddie16 Sep 2009
79997th track:Pink Floyd-Waiting for the Worms13 Nov 2009
87246th track:Pink Floyd-Marooned09 May 2010