Amerikan filmlerinde flört etmenin belli ritüelleri vardır ya hani; oğlan kıza nazikçe birlikte yemek yemeyi teklif eder, kız şu zaman der, oğlan yeri seçer, yemek ve içki servisi yapılır, oğlan hesabı öder ve birer içki ile devam edelim mi der, kız kabul eder, gider iki yudum bir şeyler içerler, oğlan garsonlara bile sırıtmakta, kibarlıktan kırılmaktadır, aynı nezaketle kızı evine bırakarak gece sonlandırılır, kız ilk randevuda yakınlaşmamayı prensip edinmiştir ("yakınlaşmak" ne be!). "Bu güzel gecede eşliğin için çok teşekkür ederim." Buna türk genci usulü çıkmak denmez, bir birliktelik hiç değildir. Deyt'tir bu işte bal gibi, deyt. Bu deytlerin ek bir takım kuralları vardır, en misal, iş arkadaşı ile deyt olmaz, deyt olunmaz, gibi.
Hah işte, ne kadar bayık, ne kadar yapmacık di mi böyle anlatınca. Flört böyle mi olur, ı ıh.
Doli n'aptı, aynı bu yukarıda yazanları yaptı. Nası lan?! Valla aynen öyle. İşin komiği ne, adamdan çok etkilendi. Adam yeğlenen sevgili adayı mı, hayır! Ama doli etkilendi mi, etkilendi. Nasıl bu kadar hızlı olabildi, bambaşka birinin gülümsemesi gülümsetti? Arada nasıl bir kaç bir şeyin ayrıca ıslatılması sözü verdi, ne ara ikinci bir yemek için karar verildi, nasıl oldu da yeni yıla birlikte girme önerisinden yırtabildi? Dolinin hayatına bugüne kadar kim bir takım usullerle, belli bildik yolları izleyerek girdi ki?
Nasıl oldu da adam dolinin içinde mevcut olan o kocaman çatlaktan -hayır, kırıktan- içeri yağ gibi kayıp nüfuz etti? Pek ortak nokta yok, farklı hayat görüşleri, ekstra asabiyet -önceden biliniyordu-, çapkın -önceden biliniyordu-, tavan yapmış ego, ukala -önceden biliniyordu-, kendini beğenmiş. Evet ama, nasıl; güzel gülümsüyor, pırıltılı bakıyor, iltifat etmeyi biliyor ve açıkça kötü yanlarını kendi de eleştirebiliyor üstelik de bunu gurur meselesi yapmıyor diye mi?
Doli ne bok yedi?
doli iyi yaptı. gene yapsın. hayat çok kısa. deyt iyidir evde oturmaktan.
YanıtlaSilah kızlar...
YanıtlaSilah kızlar..
YanıtlaSilGec kaldim yazmakta sanirim ama olsun: hakkinda bu kadar olumsuz sey dusundugun birinden hayir gelmez bence. Ciddiyim. Bak benim kadar aski destekleyen biri soyluyor bunu; keza bence senin hissettigin ask degil; hoslanmissin adamdan bence; hem yakisikli hem de bu kadar yakisikli biri sana guzel sozler soyledigi, seni begendigi icin. Gibi geldi bana yazdiklarindan. Deyt meyt eglen cos ama fazla kaptirma. Gunahi boynuma ama dikkat et derim ben.
YanıtlaSil@ sucuk, yaptı.
YanıtlaSil@ah kızlar'cılar, neden ah kızlar? bi kuple açıklama lüfen?
@tavşan, uzaklardaki hiç görmediğim arkadaşım, aşkdaşım. geç kalmadın :) aşık olmadım. olacağımı da sanmıyorum. sadece bu ara böyle bir etkilenme ya da hoşlanma adına her ne dersen, beklemiyordum kendimden. birden karşıma çıkmış bir sürpriz gibi oldu.
adamın tipine dair bir şey yazmamışım yalnız, güldürdün beni. "yakışıklı hem de bu kadar yakışıklı olduğu" kısmı nasıl oldu ona takıldım. yan masada casusun mu vardı :D okurken nasıl biri canlandı acaba gözünde:D
ben thesaint'ten sonra birisi daha ah kızlar derse şeklinde bir şirinlik yapmaya çalıştım sadece.
YanıtlaSilve ayrıca iyi kızlar neden hep bizim gibi iyi insanlara değil de o kadar iyi olmayan kötü insanlara gider şeklinde çok eski bir tartışmaya gönderme de yapılmış oldu böylece.
gülüyoruz şu ağlanacak hâlimize.
Hee, yan masada oturup size supheli bakislar firlatan bendim -baktim tarih de tutuyor; o ara Ankara'daydim keza:)) Yok gayet otomatik cikarim yaptim; ukala vs olmasina ragmen etkilendigine gore kesin yakisiklidir dedim;) Bir de capkin ve kendini begenmis demissin ya; onlar da yakisiklica oluyor genelde. Efferin kiz Doli ayrica, asik olmadigin icun.
YanıtlaSilBir de, "uzaklardaki hiç görmediğim arkadaşım, aşkdaşım" ne guzelmis oyle; pek sevdim, sagol:)
ben de benden sonra biri daha 'ah kızlar' derse ne şirin olur diye dedim.
YanıtlaSilaslında başta gerçekten de date'in çıkmaktan nasıl farklı olduğunu yazmayı düşünmüştüm. ki çok yakınlarda aklıma gelmişti bu. nasıldı tam hatırlamıyorum ama bloga da yazacaktım.
ama sonra erhanbey'in pek de güzel açıkladığı kötü erkekler-iyi erkekler tarafı ağır bastı. yani o kadar tipik ki tarifin, bizim hazırlıktan orta 3'e dek gördüğümüz ingilizce kitapları serisinde bile vardı tam o adamdan. kütüphaneci çekingen arthur kütüphaneci güzel kız mary'yi sever. ama mary zengin, yakışıklı ve fazla özgüvenli araba satıcısı bruce'la çıkar.
diğer yandan, dawson's creek seyrediyorum bu aralar ki bence herkese gerekli-. o gençler o yaşta -19 filan- o kadar çok şey yaşıyorlar ki. hiç beklemedikleri anda, tam bekledikleri anda, tam istedikleri gibi bir kişi, aslında hiç istemeyecekleri bir kişi. örneğin, ideal kız joey (şimdi tom cruise'la evli olan katie holmes), gitarist ve son derece küstah bir oğlanla çıkıyordu bir süre. oğlan gayet çekici diye.
o yüzden çok da kurcalamadan yaşayıp gitmenin mahsuru yok. yeter ki asabiyet-ego birleşmesinin pek içaçıcı durmadığı unutulmasın.
bu arada, "güzel gülümsüyor ve pırıltılı bakıyor"dan yakışıklı olduğu çok belli. hatta yakışıklının gerçek tanımı bu değil mi?
yalnız, bruce hırsız çıkıyordu söyleyeyim.
ah kızlar x2 şirin hakikaten.
YanıtlaSiliyi kız - kötü erkek tespitine takıldım geçen sürede. iyi kız mıyım onu bilmiyorum, kendimle ilgili soru işaretlerim bol şu ara. iyi başlayan bir ilişki kötü sona mağlup oluyorsa, benim de payım olsa gerek bu "yürütememe"de. payımı, paylarımı, üleşlerimi düşünüyorum bolca. donna'dan mail geliyor ağlıyorum, yemek yapan abla seni çok seviyorum diyor ağlıyorum.
"iyi kız" olduğumu varsayarsak, farklı bir sonuca gidiyor; belli ki ahmakça (erhanbey "bizim gibi iyi insanlar" demiş, sözüm tamamen ve hepten meclisten dışarı o yüzden):
iyi kız için iyi erkek... sıfat "iyi" olunca -nasıl ifade edebilirim emin değilim- biraz altı gevşek geliyor. nasıl biri? iyi bir insandır. mealen, vasattır, biraz da sıkıcıdır. (ör: ama iyi biridir.)
iyi kız için "bruce"... ukaladır, tavanda egosu vardır, kendini beğenmiştir vs diye sayınca, temelini düşünüyor sanırım kadın beyni -ilk anda ve görmek istediği yüzüyle- yani, mealen, özgüveni var.
bruce can yakacaktır, bellidir, hatta belki hırsızdır:) ama bir kadın için benim bilebildiğim kadarıyla en önemli çekim unsurlarından biri özgüvendir.
evet, "güzel gülümsüyor ve pırıltılı bakıyor" bence de yakışıklılığı tarif ediyor, "güzel gülümsüyor, pırıltılı bakıyor ve özgüveni var" nitekim yazıda da bu geçiyor; "...açıkça kötü yanlarını kendi de eleştirebiliyor üstelik de bunu gurur meselesi yapmıyor..." tüm kadınlar için geçerli olmadığını biliyorum ama, "iyi kızlar" için bir olmazsa olmaz daha, zeki olmalı. kafası çalışmayan adam yakışıklı da olamıyor gözümde. ve bir ahmakça genelleme daha, çok zeki adamlar bruce oluyorlar -büyük olasılıkla-.
bunları belki ayrı bir yazıda tartışmaya açmalı. kafamdakileri net ifade edemedim, belki o zaman edebilirim. üçünüzü de tekrar bekliyorum o zaman. eğer bunları okuyorsa skoer'ü de bekliyorum. aşk konusunda çok sözü olduğundan eminim.
not: bruce'a hala aşık değilim, hatta biraz gıcıklandırmaya başladı beni. hala çok güzel gülümsüyor ve hala pırıltılı bakıyor üstelik/olmasına rağmen.
Sen yaz ben gelir bit bit bit konusurum/yazarim hemen merak etme; konu ask olunca beni tutabilene ask olsun:P
YanıtlaSilBu son yorumunda yazdigin sIkIcIlIk, ozguven ve zeka meselesi ilginc geldi ve fekat. Evet evet, yine yaz sen de orada bi daha irdeleyelim (cok matah bi is yapiyorum ya; irdelemek felan, ne diyim iste blog aleminde egleniyorum herhal -sozum kendime).
Bir de Donna'dan email gelmesini kiskandim; baska bir yerlerde yaziyor da ben bilmiyor degilim di mi? Ya da oyle ise acep bana da soyler mi biri (Donna duy sesimi!)?
YanıtlaSildonna duy sesimizi :)
YanıtlaSilyok tavşancım, yazmıyor sanırım, yazıyorsa ben de bilmiyorum diyeyim daha doğrusu. yazıyor musun donna?
şimdi bi daha baktım da, çok yüzeysel kalmış iyi erkek - bruce izahı. bilahare, bu ara iş çok bastırıyor.
bi de üçünüzü bekliyorum demişim, sanırım sucuk kafadan gaz verdiği için. sucuk da gelsin onu da bekliyorum.