Hukukçuyum ya hani ben, hukukun üstünlüğüne inanmam gerekiyor. Hukuki çözümden yanayım, dogmatik yasalara tabiyim. Toplumsal değişimin hukuki düzenleme ile sağlanması asıl olan; yasal çerçeve, soyut düzenlemenin ileri bakması ve sağlanması. İnanmam gerekiyor. Bir avukat olarak "olan"la benim işim, mevzuatla, boşluklarla. "Olması gereken" yasa koyucunun işi. Yasa koyucunun olan'ı öncelikle temel hak ve özgürlükleri korumak için var. Hak arama özgürlüğü bunlardan bir tanesi. Yaşama hakkı ise en ilkeli.
Yazının gidişine aldanmayın, ölçü nedir diye sormayacağım; olması gerekeni sorgulamayacağım. Politik ya da ideale yönelmiş bir yazı değil bu. Olanın ne kadar uygulanabildiği ile ilgili. Çaresizliğin yazısı bu. 30 dakika arayla aynı adliye koridorunda yaşanmış iki küçük öykü.
"Bunlar (dosyanın tarafları) emmoğlu olur, ben bunun (sanığın) dedesiyim, 65 yaşımdayım ilk kez mahkeme görüyorum." Cübbe varsa üstünüzde, illa ki yanınıza oturup içini döken biri olur. Önümüzde devamlı hızlı adımlarla volta atan genç bir kadın var. Bir yandan yürüyor, bir yandan dizlerine vura vura tekrarlıyor. "Allahım sen büyüksün! Allahım sen büyüksün!" Dede'nin ailesinden biri olsa gerek. Etraf kalabalık, sülalecek gelmişler. "Bunlar yani, emmoğlu dediğim, babaları emmi. Ama bunun raporu gelmiş Adli Tıp'tan sağlam diyor. Karar verecekmiş hakimler şimdi. Bir rapor daha varmış ruh sağlığı bozuk diyor. Allah bilir ya! Allah ne derse o olur. Ne olur durum sizce? Yatar mı bu?" İçimden allah bu işlere karışmıyor demek geçiyor.
Durum ne olur? O kadar net ve ayrıntılı anlattın ki Dede! Ben boşlukları zihnimde doldurayım bari: Sanık ve mağdur kuzen çocukları, her ikisi de 18'inden küçük. Oğlan kızın ırzına geçmiş, kızlığını bozmamış ancak mağdurun ruh sağlığı olay sonucu bozulmuş. Sohbet havamda değilim, artık alıştığım şekilde, dolandırmadan lafı yanıtlıyorum: Evet ceza çıkar, ümitlenmeyin. "Ama sağlammış?" Öyle saf ve yanıt bekleyen gözlerle bakıyor ki! Hah, ben şimdi sana cinsel ilişki şekillerini mi anlatayım amca? Nasıl sıvışsam diye düşünürken duruşma salonun kapısı açılıyor. Bir "8 sene" lafı duyuyorum ve tüm kalabalık birbirine giriyor. Daha önce duymadığım küfürler eşliğinde hem hakimleri hem de şikayetçileri tehdit ediyorlar. Az önce önümde allah büyüktür diye dolanan kadın avazı çıktı kadar yedi sülalelerine saydırıyor. "Adliyede ne kadar saklanacaksın! Kapıdan çıktığın an vuracağız hepinizi! Ocağımızın içine sıçtınız 8 sene ne demek! Ellerimle geberteceğim seni!"
Polisler grubu halka içine alıp götürüyor uzun bir itiş kakıştan sonra. 15 dakika kadar sonra salondan iki sivil eşliğinde bir kadın çıkarıyorlar, herhalde mağdurun annesi. Mübaşir polisleri tembihliyor, "Doğruca suçüstüne indirin, tehditten şikayetçi olacak." Belli ki kadını korumak için hakimler içeride tutmuş, bu arada da yol göstermişler.
Peki sonra, sonra ne olacak? Ne işe yarayacak şikayetçi olması? Allah büyük, kız bakire, ruh sağlığı bozulmuş olamaz, numara yapıyor. Ne kadar saklanabilir kızını, kendisini öldürmek isteyen akrabalarından? Bütün sülale mi tutuklanacak şikayet sonucu, cezaevinde tretmanları mı sağlacak bu insanların?
***
İki oğlan, yaşları 15-16. Geceyarısı kıyı semtlerden birinde akranları bir oğlanı sıkıştırmış. Boğazına bıçak dayayıp para istemişler. Çıka çıka 5 lira ile bir kutu kibrit çıkmış çocuktan. Geceleyin silahlı gasptan tutuklu yargılanıyorlar. Sanıklardan biri mahkemede tüm ayrıntılarıyla ikrar etti olayı. Ama bıçağı dayayanın babası boş durmamış, şikayetçileri fena korkutmuş. Celse arası "Aslında böyle bir şey olmadı, çocuğum parayla sigara almış, bana sigara aldığını söylemeye çekindiğinden böyle demiş." diyen yazılı bir beyan vermişler. Oturum başlıyor, gasbedilen çocuk, ufak tefek bir şey zaten, "İlk ifadem doğru değil" diyecek oldu. Hakim sinirli. Yalan söylemeye kalkmayın bana, sanık çıktı ikrar etti, siz daha neyi koruyorsunuz diye bağırıyor. Çocuk tir tir titreyerek saydı döktü. Şöyle sıkıştırdılar, burada durdular, bunu dediler. Çocuk bu daha, babaların korkusuna pazarlığına ne kadar ortak olabilir ki... Mütalaa tecziye, karar tecziye.
Karar sonrası sanığın babası ipi aldı eline. Bol küfür eşliğinde yine elbet, "Mahallede bulmaz mıyım ben seni! Niye çark ettiniz lan! S.cem ulan seni, sağ mı çıkarım sanıyordun bu işten!" Devamını duymadım, adam merdivenlere doğru kaçıyordu. Polis de yok bu defa. Şikayetçi olmuşlar mıdır, olmak istedilerse dinleyen çıkmış mıdır, bilemiyorum.
Bulmuşlardır o baba oğlu, ondan eminim sadece.
Dün oldu bunlar. Yarım saat içinde. Ne olmuştur o anne kıza, bu baba oğula?
Hukuki yollarla çözmüşlerdir poblemlerini. Tabii ya, pardon.
Eşlik: Crippled Black Phoenix - My Enemies I Fear Not, But Protect Me From My Friends
Yazının gidişine aldanmayın, ölçü nedir diye sormayacağım; olması gerekeni sorgulamayacağım. Politik ya da ideale yönelmiş bir yazı değil bu. Olanın ne kadar uygulanabildiği ile ilgili. Çaresizliğin yazısı bu. 30 dakika arayla aynı adliye koridorunda yaşanmış iki küçük öykü.
"Bunlar (dosyanın tarafları) emmoğlu olur, ben bunun (sanığın) dedesiyim, 65 yaşımdayım ilk kez mahkeme görüyorum." Cübbe varsa üstünüzde, illa ki yanınıza oturup içini döken biri olur. Önümüzde devamlı hızlı adımlarla volta atan genç bir kadın var. Bir yandan yürüyor, bir yandan dizlerine vura vura tekrarlıyor. "Allahım sen büyüksün! Allahım sen büyüksün!" Dede'nin ailesinden biri olsa gerek. Etraf kalabalık, sülalecek gelmişler. "Bunlar yani, emmoğlu dediğim, babaları emmi. Ama bunun raporu gelmiş Adli Tıp'tan sağlam diyor. Karar verecekmiş hakimler şimdi. Bir rapor daha varmış ruh sağlığı bozuk diyor. Allah bilir ya! Allah ne derse o olur. Ne olur durum sizce? Yatar mı bu?" İçimden allah bu işlere karışmıyor demek geçiyor.
Durum ne olur? O kadar net ve ayrıntılı anlattın ki Dede! Ben boşlukları zihnimde doldurayım bari: Sanık ve mağdur kuzen çocukları, her ikisi de 18'inden küçük. Oğlan kızın ırzına geçmiş, kızlığını bozmamış ancak mağdurun ruh sağlığı olay sonucu bozulmuş. Sohbet havamda değilim, artık alıştığım şekilde, dolandırmadan lafı yanıtlıyorum: Evet ceza çıkar, ümitlenmeyin. "Ama sağlammış?" Öyle saf ve yanıt bekleyen gözlerle bakıyor ki! Hah, ben şimdi sana cinsel ilişki şekillerini mi anlatayım amca? Nasıl sıvışsam diye düşünürken duruşma salonun kapısı açılıyor. Bir "8 sene" lafı duyuyorum ve tüm kalabalık birbirine giriyor. Daha önce duymadığım küfürler eşliğinde hem hakimleri hem de şikayetçileri tehdit ediyorlar. Az önce önümde allah büyüktür diye dolanan kadın avazı çıktı kadar yedi sülalelerine saydırıyor. "Adliyede ne kadar saklanacaksın! Kapıdan çıktığın an vuracağız hepinizi! Ocağımızın içine sıçtınız 8 sene ne demek! Ellerimle geberteceğim seni!"
Polisler grubu halka içine alıp götürüyor uzun bir itiş kakıştan sonra. 15 dakika kadar sonra salondan iki sivil eşliğinde bir kadın çıkarıyorlar, herhalde mağdurun annesi. Mübaşir polisleri tembihliyor, "Doğruca suçüstüne indirin, tehditten şikayetçi olacak." Belli ki kadını korumak için hakimler içeride tutmuş, bu arada da yol göstermişler.
Peki sonra, sonra ne olacak? Ne işe yarayacak şikayetçi olması? Allah büyük, kız bakire, ruh sağlığı bozulmuş olamaz, numara yapıyor. Ne kadar saklanabilir kızını, kendisini öldürmek isteyen akrabalarından? Bütün sülale mi tutuklanacak şikayet sonucu, cezaevinde tretmanları mı sağlacak bu insanların?
***
İki oğlan, yaşları 15-16. Geceyarısı kıyı semtlerden birinde akranları bir oğlanı sıkıştırmış. Boğazına bıçak dayayıp para istemişler. Çıka çıka 5 lira ile bir kutu kibrit çıkmış çocuktan. Geceleyin silahlı gasptan tutuklu yargılanıyorlar. Sanıklardan biri mahkemede tüm ayrıntılarıyla ikrar etti olayı. Ama bıçağı dayayanın babası boş durmamış, şikayetçileri fena korkutmuş. Celse arası "Aslında böyle bir şey olmadı, çocuğum parayla sigara almış, bana sigara aldığını söylemeye çekindiğinden böyle demiş." diyen yazılı bir beyan vermişler. Oturum başlıyor, gasbedilen çocuk, ufak tefek bir şey zaten, "İlk ifadem doğru değil" diyecek oldu. Hakim sinirli. Yalan söylemeye kalkmayın bana, sanık çıktı ikrar etti, siz daha neyi koruyorsunuz diye bağırıyor. Çocuk tir tir titreyerek saydı döktü. Şöyle sıkıştırdılar, burada durdular, bunu dediler. Çocuk bu daha, babaların korkusuna pazarlığına ne kadar ortak olabilir ki... Mütalaa tecziye, karar tecziye.
Karar sonrası sanığın babası ipi aldı eline. Bol küfür eşliğinde yine elbet, "Mahallede bulmaz mıyım ben seni! Niye çark ettiniz lan! S.cem ulan seni, sağ mı çıkarım sanıyordun bu işten!" Devamını duymadım, adam merdivenlere doğru kaçıyordu. Polis de yok bu defa. Şikayetçi olmuşlar mıdır, olmak istedilerse dinleyen çıkmış mıdır, bilemiyorum.
Bulmuşlardır o baba oğlu, ondan eminim sadece.
Dün oldu bunlar. Yarım saat içinde. Ne olmuştur o anne kıza, bu baba oğula?
Hukuki yollarla çözmüşlerdir poblemlerini. Tabii ya, pardon.
Eşlik: Crippled Black Phoenix - My Enemies I Fear Not, But Protect Me From My Friends
Ama yaa!...Ama. Daha sert kanunlar koyacaksin o zaman, daha az taviz vereceksin, af cikarmayacaksin ve en onemlisi bu insanlari egiteceksin.
YanıtlaSilNasil yapilacak bu duzende bunlar, ne kadar zaman alacak bilmiyorum ama sonumuzun 5.sinif Amerikan filmlerindeki ya da seriatla yonetilen Arap ulkeleri ve Iran'daki gibi olmasini istemedigimi biliyorum.
Sanki bazi hayatlat ozel olarak cok zor olmak zorunda. :o/
YanıtlaSilSu af isi cok acaip. O zaman hapse girecek ne sinirleniyor? Yakinda bir secim yok mu? Elini kana bulamaya hiiic degmez.
Bu insanlari kim koruyacak?
Amaaaan. bunlari birgun yazacaksşn bir kitaba, degil mi? Blog iyi guzel ama kitap olmali.
www.elifsavas.com/blog
geçen gün bir programda yasaların yeterince caydırıcı olmadığından bahsediliyordu...
YanıtlaSilsonra cezaevi yetersizliğinden dem vuruldu,
sonra her suçluyu hapse atıp ;cezası tam verilecek olsa hapisanelerde yer kalmaz denildi
ve sonunda birisi çözüm olarak şeriat gelsin ozaman dedi..bunu söylerken ciddiydi...
kızlık zarı bozulmamış ya,ruh sağlığı dediğin nedir ?oy havar sevmişem ben seni...
@ tavşan, af evet kesinlikle haklısın. bi de, kanun koymakla bitmiyor ki, adam gibi polisin olacak, "git kardeşim başımdan uğraştırma beni" demeyecek, hukuku hukukçulardan daha iyi bildiğini iddia etmeyecek... (sanmayacak demiyorum bile, iddia etmesinler bari!)
YanıtlaSil@ elif, kitap mı? estağfurullah! bu hamlıkla mı! :D iclal aydın'la elif dağdeviren döver beni :D
@ etipuf, umarım aynı programdır da, bunu sık sık dile getirmiyorlardır, ben de denk geldim çünkü öyle bir şeylere. sabah programlarından birinde, hangi kanaldı hatıalrmıyorum, sarışın bir kadın sunuyor. "aman canım olur mu" diyip geçtiler, kimse neden olmaması gerektiğiyle ilgili mantıklı bir açıklama bile getirmedi.
programın hitap ettiği kesim de, büyük ihtimalle oturduğu koltuktan "doğru diyor başka yol yok" diyerek tv ile konuştu, hak verdi şerait isteyen kadına.
sanırım kanal 1'deydi...
YanıtlaSilyeni bir program sanırım çünkü snucusuna daha önce rastlamamıştım..
sunucu da biraz pasif geldi bana...