Cumartesi, Ekim 11

842. günün masalı

Yıllardan (evet hakikaten yıllardan) sonra nihayet bu akşam kitaplığın orasına burasına tıkıştırdığım kitapları derleyip toplamaya giriştim. Bir sürü toz yuttum. Alerjim baş gösterdi yine. Ellerim, kollarım, ağız çevrem, burnum kıpkırmızı, sızlıyor, kaşınıyor. Bir yandan müzik açık, karışık liste, oynaya oynaya toz alıyorum. Birkaç kitap farkettim arada, kafamdaki alınacaklar listesinde. O ho, almışım da, toz yumağına dahil olmuşlar bile. Peki, birkaç da eksik var -aslında epeyce- onlar kimde acaba, baş şühpeli folyo, ikincisi wanga. Soruşturalacak!
Duralama- wanga'nın kitapları geçiyor bu defa elime, bir Hesse, bir Fante. (Toza Sor'un filmi vardı geçenlerde. Colin Farell'la Salma Hayek şey etmiş.) Kitaplar zımnen el değişmiş bile. Hah, şu da folyo'nun, attım şimdiden çantaya, unutmadan vereyim.
-Bu kadar dalarak yapınca, yanyana gelmek istemeyen yazarlar, türler olunca amma da uzuyor bu iş. Camus'ye ayrı raf ayırmak istedim, doldurmadı yazdıkları. Ne acayip; buruldum.

Ağzım yüzüm buruştu tozdan. Su içtim, sevgilimin aldığı eti cinlerden aldım bi tane. -Evet, bir ay önce aldığın eti cinler bitmedi hala. Döndüğünde mermerin üzerinde duruyordu, 5'li paket eti cin, fındık, soslu fıstık. Fındık fıstığı boğazıma dizile dizile yedim. Ama o cinlerin ikimiz arasında ayrı bi anlamı var sanki artık. Yiyemedim bir türlü onları. Dolaba koydum, bir süre paketin üstündeki gözlerle göz göze gelmeyelim diye. Acil tatlıya sıkışma durumlarında ise yavaş yavaş yedim, kenarlarından, çevire çevire.-

Eti cinim elimde, göz gözeyiz, gülümsüyor her zamanki gibi. Odaya döndüm, bir kitabı çekmemle üstünden biletin düşmesi bir oldu: Roger Waters performing The Dark Side Of The Moon Live - 20 Haziran 2006 Salı. Hayatım mı arabesk, filmde mi yaşıyorum bilmiyorum, o karışık listeden Wish You Were Here tıngırdamaya başladı. O kadar gün önce bir sarılıp pir sarılmamızın nedeni. Vesilesi veya. -Kitaplar bekledi, eti cin boğazımda düğüm, ağlamamak için inadımdan yedim yine de.

En az o kadar günün özlemi. İçe işleyen sızısı. Gittikçe daha çok sevmek birini, ilk kez başıma geliyor.

2 yorum:

  1. Simdi sen huzun diye etiketlemissin bu yaziyi ve aglamamak icin eticini yeekten bahsediyorsun ama ben yine de gulumsedim. Ask beni gulumsetiyor. Hatta ask insani gulumsetiyor; ve bu yazida nasil bir mutluluk gizli;)
    Bir de ben de tekrar duzenleyebilecegim, icinde kaybolabilecegim kutuphaneme kavusmak istiyorum, kimbilir ne zamank.

    YanıtlaSil
  2. mutluluk hüzün dengesi bazen hüzün lehine bozuluyor işte...

    aradan geçen zaman-fiil ilişkisi babında, ağlamamak için eti cin yeniyorsa, değil gülümsemek kahkaha atmak bile hakkındır tavşancım. :)

    YanıtlaSil