Sanrım dünyanın en şapşal sekreterlerinden birine sahibiz. Bayan Topesto'ya taş çıkartır. Telefon edenleri, kapıyı çalanları ve hatta biz zavallı işverenlerini azarlar, sevmediği arkadaşlarımıza çay kahve getirmez, yemeği çok koymuşsun tabağıma tepkisine cevabı hazırdır " ye işte, çok değil o!"...
Geçenlerde otuzuncu doğumgünüydü, Folyoanımla pasta aldık, azarı yedik, ağzını doldura doldura "Ottuz oldum ben ottuzzz, ne o öyle yüzüme vurur gibi pasta mı aldınız bir de" diye.
Kapımı çalması gerektiğini öğrenmesi epey uzun zaman aldı; kapıdan kafasını uzatıp "Kııız, çay mı içersin, kahve mi?" diye sormaması gerektiğini ise kendi kendine anlasın diye bekliyorum. Tamam, ben de Folyo da "patron" gibi değiliz; ama gerek yok zaten, büronun patronu o! (baştan biz hata ettik, kabul ediyorum)
Ve... Tüm Topestolar gibi işimizin magazin boyutu onun için daha önemli. Eşinin kendisini aldattığını, tamamen kadının salaklığı sonucu anlayan bir adamın vekiliyiz; kadın büroya geldi, sekreterimiz de hop benim odaya,
- Kız da güzelmiş sen gördün mü?
- Yok Nurbanu, (hep öyle diyesim geliyor) görmedim.
- Bi bak istersen?
- !?!?
- Neyse ben sana sıcak bişeyler getiriim.
Hayır anlamadığım, bu kadar dalgın ve sarsak bir kızın, yanında asla gündeme getirmediğimiz halde müvekkillerin sırlarına bir çırpıda nail olmayı başarması.
- Bu gelen kadının oğlu hırsızdı di mi?
- Evet Nurbanu.
- Bi daha gelecek miymiş?
- İnnasabirin!!!
ben diyorum, keske, avukat sekreteri olsam. Neseli bir ise benziyor.
YanıtlaSilEvvelki gün ben de aynı şeyi söylüyordum folyo'ya. Bence de öyle :)
YanıtlaSilhiçbi' şey yapmana gerek yok deniz... faks çekmeyi bilmesen de olur. keza fotokopi çekmeyi de... dosyayı çıkarıp tekrar yerine takamasan bile olur hatta. süfer iş:D
YanıtlaSil