Önce Koyubeyaz sobeledi, ardından da Ligeia... Başta ayak diredim, sonradan pes ettim. On küçük mutluluk furyasında saklanmıştım; iki kere sobelenen onu da yazar! İlber gaza geldim, bekle, söz bi ara onu da yazıcam.
- Gazettada okudum, galaksinin (evet evet bizimkisinin) ortası karadelikmiş. Yerküreciğimizi bir yutarsa hafazanallah nereden tüküreceği belli değil. Carpe diem diye boşa çığırmıyorum. Bi neden daha.
- 1.73 metrekarelik, 52 metreküplük, kumral yeşil gözlü bir genç kızım. Burcum yengeç. Bir erkekte aradığım özellikler öncelikle dürüst bir genç delikanlı olmasıdır. Hobilerim: Müzik dinlemekten ve kitap okumadan bi de gezmekten çok hoşlanırım. Müziklerden Tiesto'ya, kitaplardan Ahmet Altan'a taparım, ölürüm biterim. Fobilerim: Ölüp bitmek. Bi de böcek.
- “Küreselleşmeye ve postmodernizme uygun, pop-islam dozu yüksek bir ramazanı daha bitirdik.” demiş Haluk Şahin bugün.
- Anadilini düzgün kullanamayan insanları doğramak gibi asli bir gayeye sahibim. Bu yüzden sağa sola “bakınız onun doğrusu budur, delirtmeyin adamı” babında çıktısı alınsa en az on sayfa tutacak e-postalar(!!) yazmışlığım vardır. Yobaz değilim ama işle ilgili olmadıkça yazdıklarım. Dilin bilinçli bozulmasının zenginleştirici olduğu kanısındayım, ona sesim çıkmaz; kurallılığın fazlası da fazla zorlama olduğundan dili bozuyor. Misal bence “bir” ve “bi” arasında dağlar kadar fark vardır. “Bi” nicel değildir falan…
- Hamizcan! O sayfaları yapışık kutsal kitabı henüz okumadığımı, yapışma mevzuu ortaya saçılmadan önce de söylemiştim. Bu kadar uzar bi mevzuu anca. (1998'den beri aynı laf!) Bir sürü insan okuduk diye elden ele gezdirdiyse "malik" benim diye (ki kitabın ana fikri bunun hırsızlık olduğu) bana mı kalmalı ihale!? Hep tehdit, hep tehdit! Oh, kustum rahatladım.
- Dün gece kendime dair bi şey daha anladım.
- Saçmalamak konusunda oldukça mahirimdir. Şu an bu maharetimi hakkıyla sergilememek için düşünürek, duralayarak yazıyorum. Hiç Bilmem'de bunu topluca yapıyoruz, zerrece kasmıyoruz, her an yazmıyoruz ama yazınca bir hafta yetiyor bize.
- Yirmi de çokmuş beah...
- Okur kitlemin(!) tahminen on ikiden sonrasını sayabileceğini, ama -hiç değilse- sayarken karıştıracağını varsayıyorum. Bundan fazlasını haiz olan beni okumaz zaten. Umarım.
- Bir konuya yarım saatten fazla odaklanamadığım gibi, aynı anda tek konuyla ilgilenmeyi de başaramadım henüz. İç sesim bile zaman zaman kanon yapıyor. (Blog kardeşliği kutucuğumda bi haller var, devamlı blog kardeşliğini gösteriyor, kardeşleri değil. Niyedir bilmem. Bu adamın sesi de güzelmiş. İtiraz ettik hala ses çıkmadı, anası arıyo gelmiyo. Tahliye zor. Acıktım mı ne? Ben bişey yapacaktım... neydi... neydi...)
- Son on günde üç blog kardeşim ve üç "bildiğimiz" türden arkadaşım farklı farklı vesilelerle deli olduğumu beyan ettiler sağolsunlar. Bir kaçı çabuk teşhis koydu, takdir ettim. (Ligeia nasıl bastı deli damgasını asıl küt diye ama ya, hadi ötekiler maille ya da yüzüme söyledi, Ligeia blogunda "durumumu" cümle içinde kullanmış. "nasılını" da bi diyiverse)
- Çabuk sarhoş olmaya mı başladım ne? Folyoda hakkıyla oldum, rakı adabına aykırı davranış neticesi ama, dün resmen ikinci biramda dilim ağzıma sığmamaya başladı. Derhal ısırarak cezalandırdım kendisini. Bi daha sürçemez kolay kolay.
- Bi de sigara mevzuu var, böbürlenmiştim evvelce, artık içmeyince sinirli olmaya da başladım. Sigarasızlık sinir yapıyo, çabucak çakralarım çakır oluyo. N'oluyo?!
- Bazen aslında herkes herkese benziyormuş, hepimiz birbirimizin aynısıymışız gibi geliyor.
- Bir şarkıya taktım mı fena takıyorum. Bir süredir Frou Frou'dan Psychobabble. Details albumü iyi aslında. (Kahveden çizmesinler: trip hop, anarkedilerin müzik zevkine uygunsa derhal yollarım.)
- Kaç etmiş bakalım. (Heheh, tamam kabul küçük bi hile.)
- Geçenlerde böyle tam tarif "bildiğin nihilist" bi amcayla tanıştım, Meursault'dan geri kalmaz, yazayım diyorum, denk gelmiyor bi türlü. Denk getiremediğim çok şey var bu ara.
- Her boka yetenekli adamları kıskanırım ayrıca. Ben ona buna azar azar yetenekli, her konuyla anca kıyısından ilgili olanlardanım. Birinde de "tam" ol kardeşim!
- İkinci tekille yazmak alışkanlığım vardı blogdan önce, hala ara ara kaçıyor. Kağıt kalem varsa işin içinde hep birilerine hitaben ikinci tekille yazarım.
- Sonra adam demiş ki, öyleyken böyle, ya ahahaha haha.
Etti yirmi. Oh. Sobe yok.
ben bile bu kadar hile yapmamistim madde sayisini artirmak icin :)
YanıtlaSilneyse neyse, sey diyecektim, frou frou'yu bilmiyoruz, ama parcanin ismi de pek hosumuza gitti... :)
@ pinhanarcat, hile mi? nasıl? kim? nerede? hani? (çocukluktan kalma bir Neco görüntüsü belirdi aniden peşşimden koşanlar....... "nerde hani"....... )
YanıtlaSilFrou Frou testerları birazdan ambalajlanıp teslimata hazır hale gelecekler ;)
@ligeia, hanım kız diyiniz ciğerimi yiyiniz:) ben aslında çoğu zaman sözümü esirgerim, bu şahit olduklarınız "esirgenik" hali aslında, ama tespit hala doğruluğunu/geçerliliğini koruyor :) "bilgelik". yok artık o kadar da kıvırmayın :):):), bilge'nin yanından bie geçemem ben.
word verification çok eğitici bir şey, hakir görmeyin efendim, bakınız yoksa "zwqaagrp" harflerinin yan yana gelebileceğini hiç aklınızdan geçirmeyecektiniz, değil mi? :):)
frou frou'nun bi tek "let go" parçasını bilirim, o da güzeldir bayağı zaten... ondan biliyorum belki de ;)
YanıtlaSil@ nikita, hoşgeldiniz, örnek kabilinden, üşenmeden mail adresiniz önce blogunuzda aranmış, bulunamayınca profilinize bakılmış ve nihayetinde bahsi geçen şarkı tarafınıza yollanmıştır.
YanıtlaSilFrou Frou'cular bana bi fahri doktora falan verse bari, 3-5 kişiye yolladım Psychobabble'ı. :):)
(zamanında gözümüz fena korkutulmuş(!), sınıfın onur kolundaki öğrencisi gibi sabahlara kadar çalışıyorum :P)