Cuma, Kasım 25

Duruş-ma!

"Burası Türkiye" diye başlayan hikayeler vardır ya hani, bu da onlardan biri.
Bir davada sanık müdafii olarak görevlendirildiğinizde, devletin aslında sanığı üç yüz beş bin yıldır bulamadığı ve sizden onu savunmanızın beklediği olabiliyor. Birkaç tane var elimde böyle dosyalardan. Kimi parmak koparanus, kimi hırsizus, biri de uyuşturucu satıyorus.
Neyse efendim, duruşmalardan birinde, elbet bi gün sanık gelir diye "24.11, saat 9:00" dedi hakim. Sevgili katibe 25.11 yazdı, farkettim, düzelttirdim. Yani ben öyle sanıyorum! Dün sabahın köründe gittim duruşmaya, sanık yok tabii meydanda; yakalama emri çıktı hakkında, hani şu gıyabi tutuklama dediklerinden.
Bu sabah mahkeme kaleminden telefon geldi, sanık gelmiş "bugün duruşmam var, hadi geldim duruşam" demiş. Hayır efendim duruşaman. Daha dün duruştuyduk.
Adamı tutuklayacaklar sevgili katibe sağolsun. "Bi daha duruşsak öğleden sonra?" dediler. "Olur, peki, aynından bi tane daha yani." N'apalım bi daha duruşalım, tutuklanmasın yok yere. "2 gibi uygunum." (Sanırım böylece duruşma saatini kafasına göre belirleyen ilk avukat da olmuş oldum!)
"Sanık ve müdafii geldiler, açık duruşmaya başlandı." Savcıya haber veren oldu mu, "biz bi iki dakka duruşcaz, siz de buyrun" diye? A, tüh! Hakimle bakışıyoruz (çok da sevdiğim bir hakimdir bu arada), "N'apalım Avukat Hanım?" diye soruyor. "Savcı Bey'i bi arasak mı?" Ah katibem ah...
"Efendim, sanık atılı suçu işlememiştir, zira bıdı bıdı... Bu nedenlerle beraatini talep ediyorum." İşte bu noktada devreye giren, "Suçu işlediği bıdı bıdı delilerle sabit olan sanığın bıdı bıdıya göre cezalandırılması kamu adına talep olunur" diyen bi ses olması lazım. Yok. Çıt yok. "Takdir mahkemenin" diyorum mecburen. 14.12'de kısmetse bi daha duruşucaz, yannıs savcıya da bi haber edersek!
Öfff.... fonda Dream Theater derinden Misunderstood diyor...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder