Yedi sekiz yaşlarındayken 2000 yılında kaç yaşında olacağımı hesaplar, nasıl biri olacağımı düşünürdüm. 22 yaş çok büyüktü o zamanlar. Kafamda canlanan imge topuklu ayakkabı giyen, şık, makyajlı, saçları kuaför mamulü bir kadındı. Şimdiki zamandan bakınca ancak 40 yaşında bürünebileceğim bir kadın. Annemin makyaj malzemeleriyle oynamaya, bulabildiğim en yüksek topuklu ayakkabılara minik ayaklarımı sokmaya bayılırdım. Şimdi, topuklu ayakkabı giymeyi değil, almayı seviyorum. Kutularında yatıyorlar, o kız çocuğuyla sarmaşdolaş.
30 yaşım 40'ımı düşündürüyor bu aralar. 50'imi, sonrasını. Hani illa herkesin yemesi gereken bir tokat var ya, onu yedim yiyeceğim. Ramak kaldı. Gelecek kaygısı part two: İlki mezuniyet sancısıydı. Şimdi ise kendimi güvende hissetme (hissedememe) sancısı. Dakika başı duyulan "Allah razı olsun, allah tuttuğunu altın etsin" sözleri geleceğimi güvenceye almıyor. Hayatın o ünlü sillesini yemeden, burnum daha fazla sürtmeden... Karar alma vakti geldi. Sancılı kararlardan...
Ömründe hiç iş görüşmesine gitmemiş, hiçbir iş sınavına girmemiş ben, çocukluğundan beri avukatlık yapmak istemiş ben, serbest avukatlığı bırakmaya karar verdim. İşimi seviyorum. Araştırma yapmayı da, dilekçe yazmayı da, duruşmaya çıkmayı da, adliyede koşturmayı da seviyorum. Ama avukatlığın "serbest" olan kısmı, yani işin ticaret kısmı yıldırdı beni. Direnmenin manası yok; olmadı, olmaz da. İş bağlamak, kendini pazarlamak, insanların sıkıntıları üstüne fiyat biçmek bana göre değil. İlk kez cv hazırlamanın vaktidir artık.
Bugüne dek sığ sularda yüzdüm. Su dalgalanıyor, kıyıya çıkıyorum.
æ.
30 yaşım 40'ımı düşündürüyor bu aralar. 50'imi, sonrasını. Hani illa herkesin yemesi gereken bir tokat var ya, onu yedim yiyeceğim. Ramak kaldı. Gelecek kaygısı part two: İlki mezuniyet sancısıydı. Şimdi ise kendimi güvende hissetme (hissedememe) sancısı. Dakika başı duyulan "Allah razı olsun, allah tuttuğunu altın etsin" sözleri geleceğimi güvenceye almıyor. Hayatın o ünlü sillesini yemeden, burnum daha fazla sürtmeden... Karar alma vakti geldi. Sancılı kararlardan...
Ömründe hiç iş görüşmesine gitmemiş, hiçbir iş sınavına girmemiş ben, çocukluğundan beri avukatlık yapmak istemiş ben, serbest avukatlığı bırakmaya karar verdim. İşimi seviyorum. Araştırma yapmayı da, dilekçe yazmayı da, duruşmaya çıkmayı da, adliyede koşturmayı da seviyorum. Ama avukatlığın "serbest" olan kısmı, yani işin ticaret kısmı yıldırdı beni. Direnmenin manası yok; olmadı, olmaz da. İş bağlamak, kendini pazarlamak, insanların sıkıntıları üstüne fiyat biçmek bana göre değil. İlk kez cv hazırlamanın vaktidir artık.
Bugüne dek sığ sularda yüzdüm. Su dalgalanıyor, kıyıya çıkıyorum.
æ.
:)
YanıtlaSildoli, ben de bugün 16:40 itibariyla tam tersi bir karar verdim.:)
hadi bakalım:)
ne oldu ki 16:40'ta?
YanıtlaSilkarar verdiğimde saatin kaç olduğunu bırak, tam olarak hangi gün karar verdiğimden bile emin değilim.
hakkımızda hayırlısı olsun ilber, denemeden bilinmiyor.
yazının başlığını merak etmiştim; sordum, özgeçmiş demekmiş :)
YanıtlaSilher şey iyi olsun senin için.
i) Bunlarin hiçbiri gerçek değil, 17'sinde de değildi, şimdi de değil, 45'inde de gerçek olmayacak.
YanıtlaSilii) Hayatın sillesinden kaçmaya çalışmak beyhude bir çaba. Ki kendisi de sanıldığı kadar korkunç değil. Lakin yiyene kadar tırsıyor insan, korkusu cürmünden daha kocaman(cirim galiba ama galat-ı meşhur lügat-ı fasihten evladır)
iii)"kendini güvende hissetme" sancısı yaşanılan coğrafya düşünüldüğünde yedi yaşındaki topuklu ayakkabılar kadar komik duracak.
iv) Takıp boyunbağımızı ilk defa giyilen takım elbise üzerine o iş sınavlarına iş görüşmelerine gidip gelirken tüm kentin bize sövdüğünü sanıyorduk. Velhasıl işin o kısmı da hiç kolay olmayacak.
v)işin "serbest" olmayan kısmında da "kendini pazarlamak" -üzgünüm ama- söz konusu olacak. Üstelik patron da kendimiz olmayacak.
vi)Ukalalık işte hoşgörün
vii) Hayırlısı ne ise o olsun;)
m.
(hamiş: direnmenin bünyeye her daim faydası vardır)
Uzaklardan oturup da ah sen de benim icin idealist oluver be lutfen diyecek degilim. O kadar meraklisiysam, az yiyip sana aylik ucret yollamaliyim, benim kiralik idealistim olarak. Yani diyecegim, ahkam kesmemem gerekir. Senin degerin kendinle olculecegine gore, yine ahlakli ve belli bir cizgide gidecek bir avukat olacagina da gore, serbest olmasan da olur. Sen yine bir yolunu bulur, kendini iyilikle huzursuz edersin. :o)
YanıtlaSilBen, 1998 yilina kadar filan, yani reklami yapilmaya baslamadan once, 2000 yilina girileceginden filan habersizdim. Vallahi de billahi de. Hic oyle yeni millenium dusuncelerim olmamisti. :oP Cehalet mutluluktur mu nedir?
www.elifsavas.com/blog
@janus, hala bir cv yazmadım gerçi ama, umarım. :)
YanıtlaSil@ m., sanırım memed, ukalığın her türlüsü kabulümdür, ki yorumunu hiç de ukalalık olarak değerlendirmedim. dediklerin doğru olabilir, muhtemelen de doğrudur, bir de ben girip şu yola işlemin sağlamasını yapayım. direnmek... direniyorum zaten. sille... herkese göre değişir.
@ elif, has, saf mutluluktur hem de! idealist miyim bilmiyorum ki, değilim bence. kendimi hayır işlerine adamış, sosyal ya da politik açıdan bir şeylere hizmet etmiş değilim. bekle ama, 10 yıl kadar sonra politikaya atılırsam kafa kolla çekip sarılıp öperek oy istiycem hepinizden.