Pazartesi, Mart 24

Nikahsız kadının şiddetten korunma hakkı var mı, yok mu?

Başlık bugünkü Hürriyet'ten. Genelde "koruma kararı" olarak bilinen kararın dayanağı 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun'da yalnızca resmi nikahlı eşin koruma kapsamında yer almasını eleştiriyor yazı. Kanun zaten kısacık, iki maddelik bir kanun, okumanızı rica ediyorum. Konu hakikaten önemli, şiddete maruz kalanlar sadece kadın programlarında gördüğünüz varoş sakinleri değil. Eğitimli, kültürlü, kalburüstü denebilecek, interneti bir şeyler okumak için kullanan kesim içinde de aile içi şiddet mağdurları olduğunu biliyorum ne yazık ki. Elbette Hürriyet'teki kadar okuyanı olmayacak buranın, ama bu yazıyı sonuna kadar okuyan bir kişi olsa kardır. Hepimizin her an başına gelebileceğini unutmayarak, ne yapabileceğimizi hemen şimdi öğrenmeliyiz.

Kanunun getirdiği düzenleme kaba hatlarıyla şu: Aile bireylerinden biri, aile içi şiddete maruz kalıyorsa (fiziksel ya da manevi şiddet, tehdit, mallarına zarar verme vs.), aynı çatı altında yaşamaları şartı aranmaksızın, yapılacak başvuru üzerine bu davranışları gösteren saldırgan aile bireyi hakkında "aile mahkemesi hakimi" bir takım kararlar veriyor:

Bu davranışları tekrarlama, varsa silahını teslim et, tedavi ol, (6 aya kadar süreyle) aile bireylerinin yaşıdığı konuta veya işyerlerine, çocuklarının okuluna yaklaşma, gerekiyorsa bu süre boyunca nafaka öde gibi.

Başvuru üzerine dedik, nasıl yapılacak bu başvuru? Çeşitli olanaklar var:

1- Şiddete maruz kalmanız ya da tehdit edilmeniz halinde derhal semt karakolunuza giderek başvuruda bulunun. Polisler ne yazık ki, ya bu kanunu bilmediklerinden, veya "karı koca kavgasına karışılmaz" dediklerinden genellikle işi savuşturuyor. O yüzden mutlaka ifadenizin alınması ve fiziksel şiddet gördüyseniz Adli Tıp'a sevkiniz konusunda ısrarcı davranın.

2- Durum bu denli acil değilse karakol safhasını atlayarak durumu özetleyen dilekçeniz ile doğrudan yaşadığınız yerdeki adliyeye giderek savcılığa başvurun (genellikle görevli savcılık "suçüstü" ya da "müracaat" savcılığı olarak geçer), ifadenizi verin, şikayetçi olduğunuzu tutanağa geçirtin.

3- Eğer açılmış bir boşanma davanız varsa, duruşma gününüzü beklemeksizin boşanma davanıza bakan aile mahkemesine başvurarak hakimden bu kararların alınmasını talep edin.

İlk iki başvurunuzun da karara bağlanacağı yer yine aile mahkemesi hakimliği olacak. Bazen hakimler de ne yazık ki başınıza bir şey gelene kadar karar vermiyorlar. Çekinmeyin, kanunu hatırlatın: Tehlikenin varlığı dahi karar verilmesi için yeterlidir, kanıt gösterilmesi bile aranmaz.

Bu karara aykırılık halinde durumu tekrar savcılığa bildirdiğinizde tutuklama kararı veriliyor.

Link verdiğim yazıda haklı olarak "4320 sayılı yasaya göre resmi evlilik içinde olmayan kadınlar, şiddetten korunma hakkına sahip değil" denmiş, kanunda boşluk olduğu belirtilmiş. Eleştiri haklı, ancak, birincisi hakim gai yorum yaparak uygulama yoluna gidebilir, gitmelidir. Hakimin kanunu uygularken yorum yapma hakkı ve hatta yükümlülüğü vardır. İkincisi, resmi nikahı olmayan kadınlar tümden korumasız değil, yazı yolunu göstermemiş:

Erkek arkadaşınızla birlikte yaşıyorsunuz, ya da imam nikahlısınız diyelim; bu, korumasız olduğunuz anlamına gelmez;

Öncelikle, yaralandıysanız, dövüldüyseniz, tehdit ediliyorsanız, telefonla, mesajla, maillerle rahatsız ediliyorsanız, bu suçların hepsinin karşılığı Türk Ceza Kanunu'nda mevcut. Bir de "Aile Düzenine Karşı Suçlar" bölümü var TCK'nın, madde 230-234 arası :

Kötü muamele
Madde 232- Aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunan kimse, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

İdaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek veya bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan kişiye, bir yıla kadar hapis cezası verilir.

Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali
Madde 233- Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, şikayet üzerine, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Hamile olduğunu bildiği eşini veya sürekli birlikte yaşadığı ve kendisinden gebe kalmış bulunduğunu bildiği evli olmayan bir kadını çaresiz durumda terk eden kimseye, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.

Velayet hakları kaldırılmış olsa da, itiyadi sarhoşluk, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılması ya da onur kırıcı tavır ve hareketlerin sonucu maddi ve manevi özen noksanlığı nedeniyle çocuklarının ahlak, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokan ana veya baba, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Madde metinleri açık ve ayrıntılı olduğundan ayrıca açıklama yazmıyorum ama, sadece nikahsız eşe yönelik şiddetin değil, çocuğa yönelik şiddetin de bu kapsamda değerlendirileceğine dikkatinizi çekerim. Bu defa aile mahkemesine giden bir başvuru süreci yok. Ya karakola ya da savcılığa giderek ifadenizi veriyor, fiziksel şiddete maruz kaldıysanız Adli Tıp'a sevk ediliyorsunuz. Savcılık şikayetçi olduğunuz kişiyi de çağırıp ifadesini alıyor; koşullarına göre dava açılıp açılmayacağına, şüphelinin tutuklamaya sevk edilip edilmeyeceğine karar veriyor.

Geçer, biter diye beklemeyin. Kendinizi, çocuklarınızı ezdirmeyin.

***

Geçen yıl karara çıkan bir boşanma dosyam vardı. 25 yıllık evlilik, iki oğul, evlilik boyu süren dayak, alkol, eve gelen hacizler. Ne zaman ki oğullar büyümüş, okumuş, kendi ayakları üzerinde durmuş, kadın boşanmaya karar vermiş. Son duruşmada kadın ve büyük oğlu yanımda duruyor. Hakim son derece entelektüel, uslübu oturmuş, saygı duyduğum, ödüllü bir yazar. Davanın kabulüne dedi hakim. Kadıncağızın yüzüne bir aydınlık, bir gülümseme yerleşti boşandığını anlayınca. O sakin hakim, gülümsemeyi görünce bağırmaya başladı. "Ne gülüyorsun, mutlu mu oldun boşanınca? Ne demeye dayak yiye yiye oturdun bunca zaman? Niye daha erken boşanıp da kurtulmadın?" Kadın "Çocuklarım için katlandım" dedi, "onlar kendini kurtarsın diye dişimi sıktım." Hakim kıpkırmızı oldu, öfkeyle yerinden fırladı, cüppesini savurdu ve sesini daha da yükseltti. "Kendini kandırma, hiçbir şey kurtardığın yok senin! Kendini kurtaramayan çocuğunu hiç kurtaramaz! Bak şu oğluna, yarın bir gün o da içki şişelerinin arkasına saklanacak, o da karısını dövecek! Sen bu babayı örnek tuttun çocuklarının önünde. Babasından ne gördüyse onu yapacak. Hiçbir şey bekleme bu çocuklardan, kendini de kandırma."

Ben bile kaskatı kesildim. Hiç beklemediğim bir "azar"dı bu. Belki o kadar bağırmasa da olurdu ama haklıydı her kelimesinde: "Kendini koruyamayan, kurtaramayan, çocuğunu hiç koruyamaz." Boşunaysa eğer beklemek, ömrünüzü tüketmeyin.

Okumanın sonu yok, eğer buraya kadar sabredip okuduysanız, lütfen bu yazıyı da okuyun.

5 yorum:

  1. böyle bir duruma katlanmak tıpkı yaşadığın şehrin dışında bir şehir, seninkinden başka bir yaşam formu olmadığına inanmak gibi bir şey.

    hakim abiye hak vermemek neredeyse imkansız.

    her zaman başka bir yol vardır.

    YanıtlaSil
  2. bi kişi okusa kardır demiştim, günü karlı kapattık :)

    "her zaman başka bir yol vardır." hepimize o yolu görecek ya da en azından bir yolun varlığını bilmemizi sağlayacak umut diliyorum.

    YanıtlaSil
  3. Hakkı var ama uygulama garantisi yok.
    Aile Mahkemeleri ilk kurulduğunda, evli olmamamıza rağmen tedbir kararı verildiydi. Üç ay süreyle evden, anne ve çocuktan uzak duracaktı. Senelerden 2003, aylardan Temmuz.
    İşe yaradı mı? Hayır.
    Çünkü zaten 4 ay sonra tebliğ edilebildi. O arada yaptıkları da, karar tebliğ edilmediği için suç sayılmadı. Beraat.
    Bence hukukun kadınları koruyabildiği bir ülkede yaşamıyoruz.

    YanıtlaSil
  4. dory, hoşgeldiniz
    koruması için sınırları zorlamalı yine de diye düşünüyorum.

    karar neden o kadar geç tebliğ edildi, o dönemde ne tür bir davranış söz konusuydu da beraatle sonuçlandı elbette bilemiyorum.

    hukuki tabiriyle mer'i mevzuatı savunacak en son kişilerden biri benim sanıyorum, ama sınırları zorlamalı dory, mümkün olduğunca zorlamalı.

    sizin de çocuğunuza bir an önce kavuşmanız dileğiyle...

    YanıtlaSil
  5. Blogunuzu bugün keşfettim, arka arkaya okuyorum yazılarınızı.

    Öğretiler ne kadar da güçlü. Hakimin sorgulaması iyi olmuş. Belki belki okuyanların zihninde bir şeyler değişir. Hayatını değiştirmek için illa çok kötü şartlara da gerek yok. "İyi kötü yaşıyoruz işte"ye direnmek gerek.

    Selamlar
    özgür

    YanıtlaSil