Pazartesi, Eylül 17

J'attendrai le suivant... (Sonrakini bekleyeceğim...)



laia mysteria'dan

5 yorum:

SuGibi dedi ki...

ay yazık ya. çok acımasızca çok.

hera dedi ki...

http://www.ntvmsnbc.com/news/420404.asp

sevgili doli, bu habere ne diyorsun ya da ne demiyorsun? gecenlerde de baska bir haber okudum; 8 yaslarindaki uvey kizina tecavuz eden babaya ceza indirimi yapilmis, kizda bir depresyon bunalim gorulmedi diye. cildiracagim diye korkuyorum bazen

doli incapax dedi ki...

hera hoşgeldin,
habere ne diyorum, ne demiyorum... nasıl desem (nasıl kısa ifade etsem), malum basın eline doğru malzemeyi almış olsa da cımbızını sadece işine geldiği gibi kullanıyor.

daha önce baklava çalan çocuklarda örneğini görmüştük, 100 küsür yıl ceza çıktı deniyordu (o olayda tüm sanıkların cezalarını bakımından yıl olarak toplayıp söylüyordu, hukuken değeri olmayan bir sonuç çıkıyordu ortaya).

bu olayda ise "süper indirim" diye başlığı çakmışlar. dosyadaki ifadeleri aksettirmemişler, buzdolabı meselesine dair net bir bilgi sunmamışlar. belki acımasız soğukkanlılıkta gelecek ama, cesedi buzdolabında bi gün tutmakla bi ay tutmak arasında takdir farkı oluşur. aktarılan şekliyle bu "öldürdükten sonra bile canavarca hisle davranmak ya da eziyet kastı içermek"ten çok "delil saklamaya benziyor. ama bu sadece bir tahmin elbette.

şuraya varmaya çalışıyorum da, varamıyorum, uygulanan indirimler belli koşulların gerçekleşmesi halinde uygulanmalıdır ve uygulanır. burada sorun hakimlerde gibi görünmedi bana açıkçası. kanunu uygulamakla yükümlüler zira. ki çoğunlukla kabul edilen görüşe göre,TCK pek çok suç bakımından oldukça ağır cezalar öngörmekte, sonra bu cezalar infaz esnasında kuşa dönmekte. bir orantısızlık, bir amaçtan sapma var kanaatimce.

yine uzun oldu ama, diğer örnek olay için de benzer durum geçerli. sanıyorum haber bu. "beden ve ruh sağlığı bozulmadığı için cezada indirim yaparak" denmiş. oysa bu bir indirim değildir. ruh sağlığının fiil nedeniyle bozulması ayrı bir artırma nedenidir, olayda bunun yokluğu tespit edilmiş. sanığın "üvey baba" olması ve "birden fazla kez" ırza geçmesi cezayı artıran nedenlerdir, ki bunlar zaten uygulanmış, ama haberin dikkat çekiciliğine katkısı olmayacağı düşünülmüş olsa gerek ki pek bahsedilmemiş.

yapanlara aferin değil elbette, adalet sağlanabiliyor mu -özellikle ceza davalarında-, hayır. hem sanığın hem mağdurun adalet duygusunu tatmin etmek pek olanaklı değil ne yazık ki. olması gereken-ideal adalet diye bir şey yok, hep bir tarafın canı daha çok yanar. ama uzun lafın kısası, adalet duygumuz hep aç kalsa da, çıldırmayalım, bu okuduklarımız yerleşik linç kültürünün yansımaları, medya pompaları, cazip ve okunur hale getirme çabaları.

hera dedi ki...

"bu okuduklarımız yerleşik linç kültürünün yansımaları"

okudugumdan beri bu cumleye sabitlendim, once tesekkur elbet, ayirdigin zaman icin... hem arkadas hem otorite hem vicdan gordugumden seni, aklima ilk sen geliverdin; daha cok dert yanmak icin herhalde.. bu erkeklere neden olabildigince fazla ceza verilmesini istedigim uzerine kendimi sorgulayinca gordum ki kendi varligim tehdit ediliyor, korkuyorum basbayagi. istiyorum ki bu adamlarin hayatlarini oyle bir kisitlayalim ki hakikaten caydirici olabilsin. Basinda cikis sekilleri uzerine haklisin, lakin kizina tecavuz eden bir adam da 3-5 sene yatip cikiyorsa otobuste carsida pazarda kimlerle beraberiz korkusu sariyor icimi. kanunu uygulayan adamlardan cok koyucularla basimiz dertte anlasilan

doli incapax dedi ki...

nezaketin için çok teşekkür ederim hera, bu korkuda kesinlikle haklısın, aynen paylaşıyorum bu korkularını, hatta o "ötekilerle" zaman zaman yüzyüze geliyor olmak da var benim içimde. bu korku yanında temkini getirdiği müddetçe iyi bence, ama tedirginliği getirdiğinde bi bakıma "ötekilere" teslim olmuş oluyoruz. saçma bir "cesaret!" tiradı atacak değilim, çünkü korkmalıyız da -beylik lafın aksine- ecele faydası vardır bence.

ilk kez ağır ceza stajımı yaparken tanıştım ben bu korkuyla, hala benimle. stajda incelediğim dosyalardan biri, şehrin göbeğindeki bir taksi durağındaki şoförlerin toptan kaçırma, ırza geçme ve kadın pazarlama sanıkları olduğunu söylüyordu. belki daha önce defalarca binmiştim o taksilere.

saat 10'u geçti mi, sokaklar biraz tenhalaştı mı, korkuyorum. korkmazdım eskiden, bilmezken.

başımız kimle dertte inan emin değilim, ceza kanunumuz bu haliyle güya "hümanist doktrin"i izliyor. aksini düşünmek ise farklı bir korkunun habercisi...