Perşembe, Ekim 12

Köşene Tüküreyim *

Matbuatın yalak kesimiyle dalga geçiyor gibi yaparak kendi yalaklığımı örtmek, bloglara çatmak, bol bol küfretmek, Aybar'ın sosyalizm anlayışının fizibilitesi hakkında ayak yapmak, sermayenin gülü olmak gibi büyük işlerle uğraşırken bakınız neleri atlıyorum:

Törelerin kaynağını anlamaya çalışmak yerine, töreye bok atıyorum. "töre kurbanının" sadece "maktül" olduğunu sanacak kadar gerizekalıyım. Toplumsal yaralanmayı göremeyecek, töre cinayetlerinde maktül kadar failin de o boktan törenin kurbanı olduğunu kavrayamayacak kadar mikrobeyinliyim. Tepeden tepeden atar tutarım, ufak şeylerde bile. Töre cinayeti "genelde" iple telle boğmaktır gibi "saplamalar" yaparım. Töre cinayetlerinin pek çoğunun planlı olduğunu, kaza süsü vermek için kafasına silah dayanan kadınların tarla yoluna yatırılıp üstünden "genelde" traktörle geçildiğini bilmem.

Çük ve döl takıntım var. Sakat demek ayıp artık, o yüzden özrüm neremde öğrenemedim.

Güneydoğu çakal yuvası, Kürt yatağı, ki bunların ne menem mahluklar olduğu izahtan vareste.

İmam nikahının nedeni açıklayayım şimdi sizlere, öğrenin. Bu mahluklar hükümet düşmanı olduklarından resmi nikah kıydırmıyorlar. Zaten hükümetle düşman olmayan illere bakın, açıkça görürsünüz; Yozgat'ta, Konya'da, Kütahya'da imam nikahıyla oturan kimse yoktur. E, adamlar Türk be koçum, hükümet düşmanı değil ki.

Işık saçıyorum sizlere bugün, erkek çocuk istemek de Diyarbakır'daki o canlılara mahsustur. Anladınız mı? Kürtçe'sini bilmiyorum, bunu da sokun kafanıza. Onlar da Türkçe'sini bilmez zaten, "şarz" der, "meşaz" der hanzo.

Utanmadan İstanbul'a yerleşmek gibi laflar ediyorlar, hıyarlara bak ya! Ben villamda oturmuş boğaza karşı kırk yılın başı bir keyif yapayım diyorum, "arka bahçe"de okuma yazma bildiği şüpheli temizlikçi kadınlar, atletli adamlar, yok efendim gevrek gevrek mangal yapmalar! Hem sırtımızdan geçiniyor bu hıyar herifler, hem de ağlaşıyor karaktersiz, şerefsiz. Et bulmuş ki mangal yapıyor.

"Biz de bu canlılar bizden ayrılmasınlar diye binlerce çocuğumuzu şehit verdik." Hiç lüzumu yokmuş, ben yeterdim bi başıma. Baksanıza ne kadar elitim.

Ülkemizde zeki ya da aptal doğurma işlerine bakan bir merci vardır, Nüfus İdaresi'ne bağlı, oraya dilekçeyle başvurursun, zeki doğurmak istiyorum, gereğini arz ve rica ederim, saygılarımla... Bunu yapmaz da kendi kafana göre velet yapmaya kalkarsan enginar kıç çıkar.

*enginar kıç, köşegen

Dangalaklığımın buraya kadarı olağan da, asıl rezillik bundan sonra başlıyor:

8 yorum:

  1. Bloggerın notu: İfadelerin ucuzluğu ve anlatımdaki düzensizlik için içtenlikle özür dilerim.

    YanıtlaSil
  2. "Onlar"ın töresi bu evet! Bi alttaki yazıdaki acıya sebep olan da onlar.
    Siz kimsiniz peki enginar kişisi? "Ârî" ırkın müstesna temsilcisi... Ötekileştirmeden varolamıyorsunuz değil mi? Nerede ne hata yaptığınızı sorgulamaktan ölesiye korkuyorsunuz... En kolay, tam da o sebeple en çirkin şekilde, küçümseyerek, "hiç"imseyerek varoluyorsunuz. Size de böylesi yakışırdı zaten. Tebrik ederim...

    YanıtlaSil
  3. Var ya Dolicim ayakta alkışlıyorum seni.... muhteşemsin...

    YanıtlaSil
  4. bu ardıç, star tv günlerinde sivas/madımak olayları yaşanırken, aziz nesin için 'kart horoz' demişti, olayın olduğu gün hem de; böyle rüzgar nereden eserse aniden yön değiştirebilen, defalarca ne denli sahibinin sesi olabileceğini göstermiş, paradan ve kendinden başka hiç bir şeye itibar etmeyen, ahlaken nereye konulabileceği şüpheli bir insandır ki, insan demek zorundayız zira, böyleyken böyle yani...

    YanıtlaSil
  5. Doli, ben bu blogu devamli okuyorum. Cok begeniyorum. Baskalarina tavsiye ediyoum. Baska ne diyeyim? Uzun uzun yazmak olmaz, cok begeniyorum demek de pek yuzeysel.

    Herneyse, bu yaziya tamamen katiliyorum, boyle acik secik gordugun ve yazdigin icin tebrik ederim.

    Ben bloglandim. Goz atmak istersen ve/ya linklersen www.elifsavas.com/blog

    YanıtlaSil
  6. herkese içten teşekkürlerimle Elif Hanım'a özel not, yorumu görünce mutlandım, blogunuza bakmak için tıkladığımda ise heyecanlandım. blogunuzu görmemiştim, bir kaç ay önce nasıl denk geldiğimi hatırlamıyorum ama sizin ve eşinizin sayfalarınıza, sanatla iç içe yaşamınıza gıptayla bakmıştım. sizin bir iki ufak kaydınız vardı bende. okuyor olmanız hem son derece mutluluk verici, hem de... nasıl desem, "el ayak dolaştırıcı". çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  7. Ben beyaz tenliyim. Ama cabuk kizarmam. Ama kizardim mi kipkirmizi olurum maraton kosmus gibi. Boyle kalbim hafifce oynar yerinden, boynumdan yukari kan vurdugunu hissederim. Saclarimla alnimin bulustugu yere kadar cikar. Insan aslinda yuzunu her aman hissetmiyor da, ben kizarinca yanaklarimi filan hissederim. Su anda da yanaklarimi gayet iyi hissediyorum. :o)

    YanıtlaSil