Cuma, Temmuz 7

Mutsuzluk Ahlaksızlıktır...

...demiş Ahmet İnam, ve bitirirken eklemiş, "Bu yazıyı elbette kendini sorgulayan bir mutsuz, bir ahlaksız yazdı."
Ahmet İnam'a olan aşkımı anlatmam güç, bi' de ayıp olur zaten. Ama alıntı yapabilirim sanırım ondan.

Hıyaran'dan;
"Güç hıyarda, para hıyarda... Dünyayı onlar yönetirler. Sizin gibilerini kendilerine danışman yaparlar. "Amet, bana kitap yaz, git şu konuyu araştır gel, şu kitabı oku da bana özetle" derler size maaş verirler, ödül verirler. Siz muhallebi çocukları, yazıp duranlar, okuyup uyuyanlar! hepiniz bir yerlere satılmışsınızdır. Devlete, özel şirketlere. Eleştirsen ne yazar, onlara kesenden bağlısın!"
"Bilge dediğin fırlama olur; bilge dediğin hem fırlama olur, hem de puşt olur diyorum. Bilge, hayatın bütün hazlarının ardından koşar ama o hazların hiçbirinin dangalağı olmaz. Serserilerle konuşur, berduşlarla arkadaşlık eder, bir sürü dedikodunun farkındadır, magazinleri izler ama bulaşmaz. Günde on beş dakika televizyon izler ama sonra genellikle evleri iki katlı olduğundan yukarı çıkar, Mevlana'yı Farsça'sından okur, yatmadan önce iki bardak şarap içer.
.....Leman'ı, Penguen'i okuduğu zaman esprileri anlar, mel mel bakmaz. Yani ben bilgeyim, bu adamlar ne biçim espri yapıyor, çok ayıp demez. Son çıkan küfürleri bilir. Yeni küfürler üretir. Yaşamdan tat almayı bilir ama bunu hiçbir zaman ayağa düşürmez. Ayağıyla yaşadığı yaşamı, yukarı çeker. O küfür ettiği zaman, küfür onda besmele gibi bir şey olur.
Bizde bilge, yerinden kalkmaz, ak sakallı, yemek yemez, çişi gelmez biri olarak bilinir. Oysa bilge dediğin doğal gaz kuyruğuna girer, sırasını kapan olursa kavga eder, gerekirse karakolluk olur.
Bu tanıma göre bilgelik, akademisyenlikle pek örtüşmüyor.
Akademisyenlik kötü bir iş. Bilgeliğe aykırı, otuz yıldır millete not veriyorum, kusturucu bir şey, bıktım anasını satayım, hepinize sıfır diyeceğim bir gün. Ya da hepinize yüz, ne fark eder. "
Ha, bi' de, Teo Grünberg demiş ki, "Dünyanın en güzel kızı bile, ancak kendisinde olanı verebilir."

4 yorum:

  1. çok zaman önceydi yine, ankara zamanlarından başlamıştık takibe, fanzin dünyasının anarşist kesimli dergilerinde yazıları çıkardı, alıntı da değil, kendisi yazardı oralara, odtü sınırlarını aşıp derslerine girebilme şansımız olmadıysa da, söyleşi ve panellerini kaçırmamaya çalışırdık, (niye siz'li biz'li konuşma moduna geçtim bu aralar bilemiyorum, gayet de tekil eylemlerdi bahsettiklerim...), hani onlar da olmasa etrafımızda, hiç çekilmezdi bu dünya... ciddiyim. (bu aralar bir de haddinden fazla ciddiyet modundayım zaten...)

    YanıtlaSil
  2. "Biraz sabır lordum, hepsi devrimden sonra."

    YanıtlaSil
  3. yazı alanı çok dar,alıntılarda daha da darlaşıyor.
    sağdan bi şerit daha açılsa yol ferahlamaz mı?

    YanıtlaSil
  4. haklısın, sırf menüsüne fit olup bu template'i kullanmaya başladım ama değiştirmek istiyorum ben de, bu ara biraz yoğunum, atlatır atlatmaz değiştiricem.

    YanıtlaSil