Seçimler yapıyorum her an, her saniye... Bir seçim yapıyorum ve diğerlerini ardımda bırakıyorum.
Fırsat maliyetleri değil beni zora sokan. Ardımda bıraktıklarımdan yana bir pişmanlığım yok. Derdim, yaptığım seçimlerin yanında gelen "bonus track"lerle, bir yola girdiğimde karşıma çıkıveren zorunluluklarla. Belki biraz makinenin kendiyle.
"Where have you been? It's alright we know where you've been.
What did you dream? It's alright we told you what to dream."
İşimin bonus tracklerinden nefret ediyorum. Paranın neden olduğu sorunlara çözüm olmaktan nefret ediyorum. İnanmadığım şeyleri yapmak zorunda olmaktan; hacze gidip "bilmem ne kadar parayı vereceksin, yok mu, o zaman artık şu şu şu eşyalar senin değil, mal kaldırıyoruz." demekten, ya da yakında yapacağım gibi, "bunca zamandır kira ödemiyorsunuz, hacze de geldim önceden, evi tahliye ediyoruz, boşalt", ha olmadı mı, "çilingir+polis+nakliyeci triosunu arayalım memur bey."
Karşındaki borçlunun gözünde, ki borçlu denen her zaman "gariban" olmuyor, yine yeniden şeytanın sureti sanıl, üstüne yürünsün, tehdit al, bağırıp çağırsınlar. Sinirlen, kork, ama belli etme rol yap. "Avukat" korkulası bir şey nasılsa.
Dert yandığım bir arkadaşım "Hep iyi olmamız gerektiği öğretildiğinden insan zorlanıyor başta. Hayır demeyi öğrenmek lazım." dedi bana, haklı. "başta zorlanmak" kısmı ise acı.
Kanıksamak.
Eşlikçi, tabii ki Pink Floyd, welcome my son, welcome to the machine...
Fırsat maliyetleri değil beni zora sokan. Ardımda bıraktıklarımdan yana bir pişmanlığım yok. Derdim, yaptığım seçimlerin yanında gelen "bonus track"lerle, bir yola girdiğimde karşıma çıkıveren zorunluluklarla. Belki biraz makinenin kendiyle.
"Where have you been? It's alright we know where you've been.
What did you dream? It's alright we told you what to dream."
İşimin bonus tracklerinden nefret ediyorum. Paranın neden olduğu sorunlara çözüm olmaktan nefret ediyorum. İnanmadığım şeyleri yapmak zorunda olmaktan; hacze gidip "bilmem ne kadar parayı vereceksin, yok mu, o zaman artık şu şu şu eşyalar senin değil, mal kaldırıyoruz." demekten, ya da yakında yapacağım gibi, "bunca zamandır kira ödemiyorsunuz, hacze de geldim önceden, evi tahliye ediyoruz, boşalt", ha olmadı mı, "çilingir+polis+nakliyeci triosunu arayalım memur bey."
Karşındaki borçlunun gözünde, ki borçlu denen her zaman "gariban" olmuyor, yine yeniden şeytanın sureti sanıl, üstüne yürünsün, tehdit al, bağırıp çağırsınlar. Sinirlen, kork, ama belli etme rol yap. "Avukat" korkulası bir şey nasılsa.
Dert yandığım bir arkadaşım "Hep iyi olmamız gerektiği öğretildiğinden insan zorlanıyor başta. Hayır demeyi öğrenmek lazım." dedi bana, haklı. "başta zorlanmak" kısmı ise acı.
Kanıksamak.
Eşlikçi, tabii ki Pink Floyd, welcome my son, welcome to the machine...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder