Ceza hukuku ile ilgili bir makale okuyorum, olası kast - taksir - bilinçli taksir ayrımı felan. Yazarı* dürüstçe söylemiş zaten, boşa ayırıyoruz:
"Bu iki kavram arasındaki farklılığı tanımlama ve anlatımla zihin karışıklığına meydan vermeden açıkça ortaya koymak mümkün olmamaktadır."
Geçelim örneklere:
Kişi zaman zaman gidip kaldığı, çoğunlukla boş kalan yazlık evinin bahçe duvarının üstündeki tel örgülere güvenlik amacıyla elektrik akımı verecek bağlantıyı yapması sırasında;
1. Öldürücü güçteki elektrik akımını taşıyan kabloyu yanında çalıştırdığı işçiye öldürmek amacıyla temas ettirmesi hâlinde -tabiî ki- kast vardır.
2. Öldürücü güçteki elektrik akımını bahçe duvarı tellerine bağlaması hâlinde “olası kast” vardır. (Şahıs bu durumda, bir nedenle tellere temas edecek kişilerin ölmesini istememiş değildir. Bir bakıma “ölürse ölsün” anlayışı içinde hareket etmiştir.)
3. Öldürücü güçteki elektrik akımını bahçe duvarı tellerine bağlayıp, bahçe duvarının tüm dış yüzeylerine sık aralıklarla görünür şekilde yazılı ve şekilli olarak tellerde elektrik akımı olduğuna dair uyarı asması hâlinde “bilinçli taksir” vardır. (Şahıs bu durumda kimsenin elektrik akımına kapılıp ölmesini istememiştir. Ancak, uyarıya rağmen herhangi bir nedenle tellere temas eden kişinin öleceğini öngörmüştür.)
4. Kişi bahçe duvarındaki tellere öldürücü güçte elektrik akımı vermek istememektedir. Sadece güvenlik önlemi alıp, elektrik akımı uyarı levhalarını da yerleştirip, buna rağmen evin bahçesine geçmeye çalışacak kişileri caydırmak amacıyla öldürücü düzeyde olmayacak şekilde elektrik akımı vermek için kurduğu tesisatta, elektrik voltajını düşürecek elektronik parçayı doğru ve tam monte etmeden bırakması hâlinde yahut bu parçanın monte edildiğinde arızalı olması, sonradan arıza yapması hâlinde, tellerdeki elektrik akımını kesmemesi ve öldürücü güçte elektrik iletmesi hâlinde taksir söz konusudur. (Şahıs bu durumda neticeyi hem istememiş, hem de öngörmemiştir. Sadece elektrik düzeneğini kurarken gerekli dikkat ve özeni göstermemiş, korkulan netice buna bağlı olarak gerçekleşmiştir.)
Burada çok anlaşılır açıklanmış, o yüzden de koyuyorum buraya. Ama... 1997'den beri böyle ayrımlarla uğraşıyorum (...çok değil aslında biliyorum). Bir noktadan sonra "yeteeer!" diye bağırasın geliyor, ama işte "o tele elektriği veren o adam" yargılanmaya başlayıp imdak diyince, "esas hakkında savunmamızı yazılı olarak sunmak üzere süre istiyoruz"dan hemen sonra gaza gelip okuyor bir kez daha insan.
* Geyik, F., C. Sav.