Çarşamba, Aralık 12

25 dakika yürüyüp Yargıtay'a gittim. 5 dakika binanın içinde asansörlere (montaj sahası tehlikeli yaklaşmayın) yaklaşmadan dolandım. 30 saniyede talebim "memur tarafından reddedildi", esastan red. "Boşanmalarda öne alma kararı vermiyorlarmış pek." 25 dakika tekrar yürüdüm.

Boşanmalarda öne alma kararı vermiyorlarmış pek, bu bir; kışın günü yürüycem diye tutturma, bin bişeye, bu da iki.
(Blog dediğin bi nevi akıl defteri.)

Bi de kutsal bilgi kaynağı'nda gezinirken, galat-ı meşhur başlığında "peşinden gitmek" örneğinde olduğu gibi "arka" anlamında kullandığımız "peş" sözcüğünün aslının farsça "piş" olduğunu ve aslında "ön" anlamına geldiğini okudum. Tahmin edileceği üzere tatmin olmadım. Hakkı Devrim'e mail atardı folyo olsa. Netten bir sonuca varamadım, Ferit Devellioğlu'nun 1964 baskısı Osmanlıca-Türkçe sözlüğünde piş, ön, ileri olarak geçiyor, doğrudur, ama bir de pes var ki, arka, art, geri demekmiş. Peşi sıra, peş peşe... Piş isim, pes ise sıfat. Kafamı kurcalayan, "peşin". Peşin, önden, önceden, önden verilen anlamında. Sözcüğün aslının "piş" olduğunu kabul ettiğimizde, ki edilmeli gibi görünüyor, aynı sözcük hem anlamını koruyarak, hem de tam zıddı bir anlam kazanarak nasıl yerleşmiş Türkçe'ye acaba? Biri pes, diğeri piş olsa... ya da ben sussam artık.
(Blog dediğin bi nevi sayıklama)

Son bıdı, eğer "herkez tebriye geldi" yazarsan oraya, anlaşılmıyor bişi güzel kardeşim. Herkes'i çözmek kolay da, herkes nereye gelmiş, tebri neresi takılıyor insan. Okuma yazması olanlar en azından. Beyni kenara kaldırıp tekrar okuyunca çözülüyor: tebrik, tebriğe gelmişler. Vay anasını!
(Bak sen de "bişi" falan yazıyosun utanmadan elaleme laga luga ondan sonra!)
(Blog dediğin bi nevi terbiyesiz mefruşat)

Ek: Eve gidince daha kapsamlı bir TDK sözlüğüne baktım. Peş için her iki anlamı da yazmış, hem ön, hem de arkayı. Peşin içinse "pişin"den gelir denmiş. Bu durumda "peş peşe", "peşi sıra" örneklerindeki peş'in, "piş"ten değil, "pes"ten geldiğinin kabulü daha mantıklı geldi bana.

5 yorum:

  1. Yorumluk birseyim yok soyleyecek. Sadece sevdim yaziyi. :o)

    www.elifsavas.com/blog

    YanıtlaSil
  2. "serbest" de başı bağlı demek farsça. oluyo öyle arada...

    o kadar ilginç değil ama şeftalü iri erik demek. ilk gördüklerinde erik sanmışlar zahir, tadına bakmadan isim koymuşlar.

    bu arada hakkı devrim'e mail atmam, bi kere attık cevap vermedi. kılım o günden beri.

    YanıtlaSil
  3. serbeste de baktım şimdi sen yazınca, Devellioğlu'na yine:

    serbest : 1.başına buyruk, özgür 2. sıkılmayan, rahat konuşan.

    serbeste (bileşik kelime): 1. başı bağlı 2. kapalı, örtülü gizli

    -beste: kapalı, bağlı

    acaba şöyle mantık yürütmek mümkün mü, başı örtmenin çıkışından haraketle, bildiğim kadarıyla bu örtünme işi araplarda namuslu kadını cariyeden ayırt edebilmek için , sokakta rahat dolaşsınlar, başlarına örtü alsınlar ki erkekler dalaşmasın diye teamül olmuş. (hatta sanırım hristiyanlarda da benzer mantık var - rahibe örneği)
    serbeste kadın serbest oluyor belki de bu durumda, anlam genişlemesi olarak ele alınabilir mi acaba?

    YanıtlaSil
  4. asmissin(iz folyoyla) diyim ben. cok egitici oldu benim icin. serbest - serbeste mantik yurutmense super:)
    bir de tebriye sozcugunu ben hemen terbiye gibi yorumlamaya meylettim ve sen tebrige olarak yazmasaydin oole anlamadan bakmaya devam edecektim. ahaha, dil aslinda ne zorlu birsey.

    YanıtlaSil
  5. @ tavşan, hakikaten zor, zevkli de ama bir o kadar. kendi adıma, bir şeyi aştığım falan yok da, seviyorum uzaktan uzaktan kendimce dillerle ilgili şeyleri.

    bir de tekrar açıklama, daha önce de TDK'ya giydirmiştim(/k). o zaman da söylemiştim tekrar söyleyeyim, ben yanlış yapmıyor muyum, nereden buluyorum bu eleştirme hakkını kendimde: elbette onlarca, yüzlerce hata yapıyorumdur. birincisi, hatamı öğrenirsem tekrarlamamaya gayret ederim; ikincisi, hatayı görmek ve dile getirmek için hatasız olmak gerektiğine inanmam.
    iki köşe yazısı tırmaladı bugün misal beni, "sen sanki yazabilir misin o kadar yazıyı" gibi bir argümanı kabul etmiyorum rahatsızlığımı belirtmek konusunda. kimin işi ne ise onu elinden geldiğince düzgün yapsın yeter. elinden gelmiyorsa bin türlü iş var.

    YanıtlaSil