13 Kasım. 323. yazı. Yılın 323. herhangi bir gününden farkı yok. 2006'nın 13 Kasımı. 11. ayın 13'ü. 11. ayın sultanı değil.
Nasıl olup da hatırladığım ayrı muamma, 2005'in 13 Kasım'ı, geçen sene bugün, bu saatlerde İstanbul'a varmıştım. Ona gidiyordum(muşum). Hah, işte tam da bu dakikalar elime telefonu almış onu arıyorum.
Geçen sene bugün, İstanbul yağmurlu. Folyo'yla Hisarüstü'nden aşağı iniyoruz, ağzı açık bozkır zavallıları, Bebek'e doğru yürüyüş, yağmur yaş, çamur, ağızlar açık. Viktor Levi'ye gidip de köfte yediğim için fırçalanıyorum, eve dönüyoruz.
Geçen sene yarın. 14 Kasım. 2005'in 11. ayının sultanı. Levent ve Sultanahmet Adliyelerinde umre yapılıyor, sonra Folyo eve gidiyor, ben ona. Çok soğuk, hasta olucam kesin diyorum beklerken, gecikiyor, doğru yerde beklediğimden bile emin değilim. Saate ilk baktığımda buluşalı 6 saati geçmiş, ikincisinde geceyarısını. Yağmur dinmiş, kuru ayaza alışkın bünyede nemli bir soğuk. Taksiden inerkenki bakışı hala aklımda. Dönüş yolunda yüzümde o hüzünbaz gülümseme, nedenini ancak aylar sonra anladığım, bir türlü adlandıramadığım o gülümseme. Korkup saklandıkça, üstünü örttükçe alevlenip örtüsünü de tutuşturmuş meğer aşk. "Yeter ulan anla artık, bal gibi aşıksın işte bu adama!" için, Roger Amcam ayağıma kadar gelip Wish You Were Here'ı çaldığında, şuursuzca dönüp sarılmam lazımmış ona.
Bu sene, bugün, 323. yazı. Özlüyorum... devamını ifade edebilecek sözcüklerden yoksunum. Tıpkı ondan yoksun olduğum gibi.
Nasıl olup da hatırladığım ayrı muamma, 2005'in 13 Kasım'ı, geçen sene bugün, bu saatlerde İstanbul'a varmıştım. Ona gidiyordum(muşum). Hah, işte tam da bu dakikalar elime telefonu almış onu arıyorum.
Geçen sene bugün, İstanbul yağmurlu. Folyo'yla Hisarüstü'nden aşağı iniyoruz, ağzı açık bozkır zavallıları, Bebek'e doğru yürüyüş, yağmur yaş, çamur, ağızlar açık. Viktor Levi'ye gidip de köfte yediğim için fırçalanıyorum, eve dönüyoruz.
Geçen sene yarın. 14 Kasım. 2005'in 11. ayının sultanı. Levent ve Sultanahmet Adliyelerinde umre yapılıyor, sonra Folyo eve gidiyor, ben ona. Çok soğuk, hasta olucam kesin diyorum beklerken, gecikiyor, doğru yerde beklediğimden bile emin değilim. Saate ilk baktığımda buluşalı 6 saati geçmiş, ikincisinde geceyarısını. Yağmur dinmiş, kuru ayaza alışkın bünyede nemli bir soğuk. Taksiden inerkenki bakışı hala aklımda. Dönüş yolunda yüzümde o hüzünbaz gülümseme, nedenini ancak aylar sonra anladığım, bir türlü adlandıramadığım o gülümseme. Korkup saklandıkça, üstünü örttükçe alevlenip örtüsünü de tutuşturmuş meğer aşk. "Yeter ulan anla artık, bal gibi aşıksın işte bu adama!" için, Roger Amcam ayağıma kadar gelip Wish You Were Here'ı çaldığında, şuursuzca dönüp sarılmam lazımmış ona.
Bu sene, bugün, 323. yazı. Özlüyorum... devamını ifade edebilecek sözcüklerden yoksunum. Tıpkı ondan yoksun olduğum gibi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder