Bir şeyler söyleme işini, ya da herhangi bir şey ifade etmeyi, harf denilen o acayip ve acayip olduğu kadar da estetik sembollerle yapmaya alışmış biri, hevesi kaçıp o sembollerden uzak durmaya başladığında içi şişiyormuş. Kafasından ardı ardına cümleler geçmeye başladığında yazıvermek yerine unutmayı seçtiğinde ise garip bir his, hainin sızısı beliriyormuş.
Arkada hakkı yenmiş cümlelerim var. Peşimden geliyorlardı, yakaladılar beni. Ne diyorlardı unuttum ama bir zamanlar var olduklarını hatırlıyorum.
Neyin cümleleriydi onlar, serbest avukatlığı bırakma kararımı nihayet uygulayışımın -fiilen hala sürdürsem de-, wanga'nın evlenmesinin, folyo'nun taşınmasının, çocukluk arkadaşımın annesinin bitkisel hayata girmesinin ve ardından onu kaybedişimizin, ilişki sorgularının, ikinci bir düğünün, hayatın hiç durmadan akışının, bencilliğin adiliği ve ucuzluğunun, iyinin kötüyü, kötünün de iyiyi beklemeyişinin ve tüm bu esnalarda kendimi sorgulayışımın cümleleriydi. Hiç olmadığım kadar boştayım bu aralar. Hiç olmadığım kadar tek başımayım. Gerekliye gereksize beyin hücresi öldürecek kadar meraklı ve zaman katili, Avatar izlerken gözleri dolacak kadar şapşalım.
Melhara ben geldim. Beş yüz yirmi altıncı kez hem de.
6 yorum:
gel gel; hosfgeldin:)
daha güzel haberlerle dönmenizi isterdim. üstelik üzüldüm serbest avukatlığı bırakmış olma kararınıza ama nedenlerinizi tahmin edip anlayabiliyorum(umarım!).
herkesin hayatını ve kendisini sorguladığı bir an olacaktır. sizinki de bu zamanmış...
kayıplarla kazanımların, sevinçlerle hüzünlerin savaşı...
kazananlar size iyilik getirsin.
hoşgeldiniz!
Biz biliyorduk zaten tam da buraya geleceğinizi. Hoşgelmiş, sefalar getirmişsiniz. Dolapta rakı var!
m.
buraya her geldiğimde -şarkıyı söyleyen sevimli adamın sesini taklit ederek- hello dolly dediğimi söylemiştim galiba.
bugün bir de o, kendisi söylesin: well, hello dolly.
sevgili doli, ben de Avatar izlerken gözleri dolacak kadar şapşalım bu günlerde.
ama geçici biliyorum.
başka, şimdikinden daha neşeli bir dönem de gelebilir bunun ardından ama o da geçici bir dönem olacak ve böyle bata çıka, bata çıka yolumuza devam ediciiz.
nasıl yaşamalı şeyiyle ilfili belki de yeni bir bakış açısı geliştirmeliz.
can yücel'in belki de şu dizeleri bize yardımcı olabilir:
"O bir sakız ağacıydı , yaşadı sade."
sevgiler.
@ tavşancığım, hoşpulduk :)
@ bezgin tekir kedi, siz de hoşgeldiniz, bu sorgulamalar bitmez galiba :) çok teşekkür ederim iyi dileğiniz için.
@ m., hoşbulduk, buz da var mı hazırda? mezeler tamam sayılır!
@ the saint, uzun zamandır dinlememiştim çok teşekkür ederim düet de nefis olmuş.
@ sevgili hocam, ne desem ki, çok teşekkürler...
ayrıca, mail atan, türlü iki yolla yazmamı istediğini dile getiren herkese, hemen hiç yazmadığım halde ziyarete gelmeye devam eden bilmediklerime, baştan sona ay ay arşivi okuyanlara, hepinize, içtenlikle - ve itiraf ediyorum kızararak - çok çok teşekkür ederim.
Yorum Gönder