Evvel zaman içinde, I. Dünya Savaşı'ndan yeni çıkmış, II.sinin kucağına düşmek üzere olan, çöken bir imparatorluğun külünde direnen monarşi ile yönetilen bir ülke varmış, adı sonradan Macaristan olacak bir ülke. 1920'de ilk kez gizli oy verildiği için sayımların güvenilirliğinden emin olunamayan, Sovyetler'den etkilenen, Büyük Bunalım'ın pençesinde kıvranan, bunalım sonrası ticari nedenlerle Almanya'ya sığınan aşırı milliyetçi bir yönetime sahip bir ülke imiş burası. Hal böyleyken, halkının yapacak çok şeyi yokmuş bu ülkenin.
Bu ülkede bir piyanist yaşarmış, Rezső Seress adında. Karasevdaya düşmüş Seress. Hikayenin buradan sonrası için pek çok farklı şey anlatılıyor. Çoklukla deniliyor ki; Seress, çalıştığı restoranda garsonluk yapan ve patronun metresi olan bir kadına aşık olmuş. Kadının aslında Seress'in sevgilisi olduğu ama patron için kendisini terk ettiği de söyleniyor. (Bir başka rivayet ise aşık olduğu kadının öldüğü.) 1933'ün kasvetli, hüzünlü bir pazar günü Seress bir kağıda "Szomorú Vasárnap - Kederli Pazar" yazmış, piyanosunun başına geçmiş ve yarı ıslıkla kederli pazarını notaya dökmüş. Seress'in bu yegane bestesi şair arkadaşı László Jávor'un sözleriyle birleşmiş ve ortaya Gloomy Sunday adıyla bildiğimiz şarkı çıkmış.
Şarkının hikayemizin kadınına etkisi sarsıcı olmuş; bir şişe zehir içerek intihar etmiş. Elinde "kederli pazar" yazan bir not ile. Şarkının radyoda çalınmaya başlamasından sonra, dönemin koşulları altında belki de aşktan başka tutunacak hiçbir şeyi olmayan Macaristan'da hemen hemen her gün intihar olayları duyulmaya başlanmış. Ya pikaplarında Szomorú Vasárnap plağı var, ya cenazelerinde bu şarkının çalınmasını salık vermişler. Çok geçmeden şarkının radyoda çalınması yasaklanmış. Ancak bu yasaklama şarkının ününün Macaristan sınırlarını aşmasına engel olamamış. Şarkıya Gloomy Sunday adıyla İngilizce söz yazılmış, intihara eğilim dozu çok kaçmış olsa gerek ki ikinci bir İngilizce söz daha yazılmış. Fakat intiharlardan endişelenen BBC, nice sonra şarkının ancak enstrümantal versiyonun çalınmasına müsade etmiş. Pek çok radyo istasyonun şarkıya yasak koyması plakların satışına engel olamamış, Billie Holiday söylemeye başladığında ise ünü katmerlenmiş. Hikayeden esinlenerek bir film de çekilmiş. Şarkının gücü bestecisini de rahat bırakmamış elbet, Seress ecelini beklememiş. 1968 kışında evinin penceresinden atlayarak intihar etmiş. Şarkı hala "Macar İntihar Şarkısı", "İntihar Marşı" olarak biliniyor. Şarkıyı aklınıza kim gelirse söylemiş, bende bile 25'e yakın yorumu var.
Gloomy Sunday - Diamanda Galas, The Singer albümünden. Malediction And Prayer albümünde de canlı versiyonu var. Bu kadının yorumu hepsinden daha çok -afadersin- sıçıyor adamın ağzına. Favorim.
Hah, geldik Diamanda Galas bahsine!
3,5'tan 4 oktav sesi var zat-ı şahanelerinin. Amerika'nın yetiştirdiği en büyük ses olduğu söyleniyor. Avangart şarkıcı demek isterdim, ama bazı albümlerinde pek şarkı söylediği söylenemez, çığlıklar, inlemeler ve böğürmelerden oluşan "şeyler" yapmış. Sanatsal bir değeri muhakkak vardır benim vakıf olamadığım. Türkiye'de tanınmamasının sanırım en büyük nedeni süzme faşist bir Türk düşmanı olması. İlginç bir öyküsü var Galas'ın da. Deliliğin sınırında (belki sınır yoktur), bir dönem uyuşturucu bağımlısı olan, fahişelik yapan, bu dönemde tek dostlarının travestiler olduğunu söyleyen, AIDS'ten kardeşini kaybeden ve bu öfkeyi yaşatan, Türklerin Ermeni, Yunan, Kürt, Bulgar, Süryani katliamlarından sorumluluğunu duyurmak için aktif olarak çalışan bir kadın Galas. Türk düşmanlığının fahişelik yaptığı dönemde bir Türk tarafından tecavüze uğramasından kaynaklandığını söylemiş. Ama sanki bunda Yunan asıllı olmasının da payı var gibi.
Beni her ne kadar düşman bellemişse de Elmas ablam tanımadan, sesi önünde saygıyla eğiliyorum (bu veciz davranışımdan feyz alıp utanır belki diye diyorum). I Put A Spell On You, Keigome Keigome, The Thrill Is Gone, Baby's Insane...
Bu da kulağımız ballansın diye, Macar Hot Jazz Band'den, malzeme aynı ama bu versiyonuyla bırak intihara yeltenmeyi, dansetmeden durmak mümkün değil.
Szomorú Vasárnap - Hot Jazz Band
Bu ülkede bir piyanist yaşarmış, Rezső Seress adında. Karasevdaya düşmüş Seress. Hikayenin buradan sonrası için pek çok farklı şey anlatılıyor. Çoklukla deniliyor ki; Seress, çalıştığı restoranda garsonluk yapan ve patronun metresi olan bir kadına aşık olmuş. Kadının aslında Seress'in sevgilisi olduğu ama patron için kendisini terk ettiği de söyleniyor. (Bir başka rivayet ise aşık olduğu kadının öldüğü.) 1933'ün kasvetli, hüzünlü bir pazar günü Seress bir kağıda "Szomorú Vasárnap - Kederli Pazar" yazmış, piyanosunun başına geçmiş ve yarı ıslıkla kederli pazarını notaya dökmüş. Seress'in bu yegane bestesi şair arkadaşı László Jávor'un sözleriyle birleşmiş ve ortaya Gloomy Sunday adıyla bildiğimiz şarkı çıkmış.
Şarkının hikayemizin kadınına etkisi sarsıcı olmuş; bir şişe zehir içerek intihar etmiş. Elinde "kederli pazar" yazan bir not ile. Şarkının radyoda çalınmaya başlamasından sonra, dönemin koşulları altında belki de aşktan başka tutunacak hiçbir şeyi olmayan Macaristan'da hemen hemen her gün intihar olayları duyulmaya başlanmış. Ya pikaplarında Szomorú Vasárnap plağı var, ya cenazelerinde bu şarkının çalınmasını salık vermişler. Çok geçmeden şarkının radyoda çalınması yasaklanmış. Ancak bu yasaklama şarkının ününün Macaristan sınırlarını aşmasına engel olamamış. Şarkıya Gloomy Sunday adıyla İngilizce söz yazılmış, intihara eğilim dozu çok kaçmış olsa gerek ki ikinci bir İngilizce söz daha yazılmış. Fakat intiharlardan endişelenen BBC, nice sonra şarkının ancak enstrümantal versiyonun çalınmasına müsade etmiş. Pek çok radyo istasyonun şarkıya yasak koyması plakların satışına engel olamamış, Billie Holiday söylemeye başladığında ise ünü katmerlenmiş. Hikayeden esinlenerek bir film de çekilmiş. Şarkının gücü bestecisini de rahat bırakmamış elbet, Seress ecelini beklememiş. 1968 kışında evinin penceresinden atlayarak intihar etmiş. Şarkı hala "Macar İntihar Şarkısı", "İntihar Marşı" olarak biliniyor. Şarkıyı aklınıza kim gelirse söylemiş, bende bile 25'e yakın yorumu var.
Gloomy Sunday - Diamanda Galas, The Singer albümünden. Malediction And Prayer albümünde de canlı versiyonu var. Bu kadının yorumu hepsinden daha çok -afadersin- sıçıyor adamın ağzına. Favorim.
Hah, geldik Diamanda Galas bahsine!
3,5'tan 4 oktav sesi var zat-ı şahanelerinin. Amerika'nın yetiştirdiği en büyük ses olduğu söyleniyor. Avangart şarkıcı demek isterdim, ama bazı albümlerinde pek şarkı söylediği söylenemez, çığlıklar, inlemeler ve böğürmelerden oluşan "şeyler" yapmış. Sanatsal bir değeri muhakkak vardır benim vakıf olamadığım. Türkiye'de tanınmamasının sanırım en büyük nedeni süzme faşist bir Türk düşmanı olması. İlginç bir öyküsü var Galas'ın da. Deliliğin sınırında (belki sınır yoktur), bir dönem uyuşturucu bağımlısı olan, fahişelik yapan, bu dönemde tek dostlarının travestiler olduğunu söyleyen, AIDS'ten kardeşini kaybeden ve bu öfkeyi yaşatan, Türklerin Ermeni, Yunan, Kürt, Bulgar, Süryani katliamlarından sorumluluğunu duyurmak için aktif olarak çalışan bir kadın Galas. Türk düşmanlığının fahişelik yaptığı dönemde bir Türk tarafından tecavüze uğramasından kaynaklandığını söylemiş. Ama sanki bunda Yunan asıllı olmasının da payı var gibi.
Beni her ne kadar düşman bellemişse de Elmas ablam tanımadan, sesi önünde saygıyla eğiliyorum (bu veciz davranışımdan feyz alıp utanır belki diye diyorum). I Put A Spell On You, Keigome Keigome, The Thrill Is Gone, Baby's Insane...
Bu da kulağımız ballansın diye, Macar Hot Jazz Band'den, malzeme aynı ama bu versiyonuyla bırak intihara yeltenmeyi, dansetmeden durmak mümkün değil.
Szomorú Vasárnap - Hot Jazz Band
2 yorum:
teşekkürler. çok etkileyici.
linkini koyduğun wikipedia'ya göre, aşk acısı çekmekte olan yazar Laszlo Javor, yazdığı sözleri Seress'e besteletmiş. biraz daha az romantik belki ama gayet merak uyandırıcı.
st. simon, ben bilmez, ama dediğim gibi tevatür çeşitli. büssürü yerde başka başka şeyler yazıyor, ama yazılanlar arasında en çok tekrarlananı öykünün Seress'in öyküsü olduğu.
Yorum Gönder