Cuma, Ocak 30

İsyan günlerinde, hayata doğru anlamı verebilmek dileğiyle...

"Hukuk fakültelerinde birinci sınıfın ilk dersinde; hak, hukuk tanımı yapılır. Cümleler kurulur, kavramlar sıralanır, tanım eksik bırakılmamaya çalışılır.

O sırada umut taşıyan yüreklerin çoğu soyut ifadeleri anlamlandırmaya çabalar. Neredeyse hiçbiri gerçek hayatla kıyaslamaz. Ardahan'da 13 yaşındaki kız çocuğunun mutluluğunun değeri yoksa Etiler'dekinin mutlu olmasının bir anlamı yoktur. "Ne yasası, hangi yasa!..." diye isyan etmez kimse.

Meslek hayatının içine girdikçe başlar isyan.

Ölüm orucunda çocuğunu yitirmiş anneyi görünce, geçirdiği trafik kazası sonucu felç kalmış adam için manevi tazminat isteyince, sopayla dövülmüş kadının hastane raporunu inceleyince, para için her şeyi yapmış ve sonunda hem parasız hem de onursuz kalmış adamın savunmasını dinleyince başlar...

Peki bütün gün, isyana neden olan bu sorunlarla uğraşmak insanı nasıl etkiler? Travma mağduruyla iletişim kurmaya çalışmak veya hayati kararlara etki etmenin sorumluluğuyla nasıl başa çıkılır? Hukukçunun sıfatı, mevkisi hatta gücü neden gündelik hayatına da yansır?"

*Alıntı, Güncel Hukuk Dergisi Kasım 2006 sayısındaki, "Yüz" Hukukçusu Musun Yoksa "Can" Mı başlıklı Rita Ender röportajının giriş yazısıdır.

**Blog, Güncel Hukuk'un çalışan bir web sitesi bulunmadığından, yayıncısı DBR'nin sitesi de iş görmediğinden linksizdir.

0 yorum: