Tam bir yıl geçti üstünden. Tahmin ettiğim gibi Yargıtay kararı bozdu. Esastan değil gerçi, eksik incelemeden, olsun, bu da iddialarımızdan biriydi. Son ana kadar bekleyip duruşmadan önceki akşam ona haber verdim. Uykusundan bir geceliğine olsun diye. Kız perişan, tekrar yüzyüze gelecek. Anne perişan. Olaydan sonra kızın babası kızı dışlamaya başlamış. Anneyle sürekli kavga ediyorlarmış. "Sen neden oldun. Ne vardı kuaföre gitmese, olmaz mıydı". Kız kirliydi artık. Tecavüze uğramıştı. Annesi de suçluydu kızı kadar. Sonbaharda boşanmışlar. Bir süre anneannenin yanında yaşadıktan sonra ev tutmuşlar. "Kızıma tecavüz ettiği, psikolojisini bozduğu yetmedi, yuvamı da yıktı.", "Ağabeyi ve babası dahil tüm erkeklerden kaçıyor. Ağabeyini odasına sokmuyor, babası evdeyken benim dışarı çıkmama izin vermiyor. Ne yapacağımı bilmiyorum, günlerce odasına kapanıp ağlıyor." Tutuklu sanık huzura alındı. Tutuklu sanık huzura alındı? O adam bu adam mı? Göz altına alındığı anda cezasını çekmeye başlayacağını biliyordum, ama bir yılda bu denli bir çöküş düşünmezdim. Bir deri bir kemik kalmış. Başına neler geldiğini tahmin etmek güç değil. Oturum kapalı. İzleyici ve polisler dışarı çıkarılıyor. Önceki oturumlardan farklı olarak sanık gözlerini dikip bana bakamıyor. Baktığını görmüyor gibi daha çok. Sanık müdafii söz alıyor, "Sanık bir yıldır tutukludur, suçun maddi unsurları yoktur, çok mağdur olmuştur, tahliyesine karar verilsin." Tahliye talebi red. Mağdur psikolojik muayene için İstanbul Adli Tıp'a sevk edilecek. Mağdurun ruh sağlığı ne kadar bozulmuşsa, sanığın cezası o kadar artacak. Mağdurun ruhu artan cezayla şifa bulacak... Etiketler: mesleki arıza |